Sektörden ulaşan bilgilere göre bazı belediyelerin yapı ruhsatı olmayan rüzgar enerji santralleri için hukuki yaptırım uygulayacağı ve hatta bazı santrallerde üretiminin durdurulduğu iddiaları bulunmaktadır. Belediyelerin, kabul işlemleri yapılarak devreye alınmış ve yıllardır elektrik üreten santraller için de bu uygulamayı yapmasının hukuka aykırı olduğu kanaatindeyiz. Bu yazıda, yapı ruhsatı ve RES’lerle ilgi bazı mevzuat hükümleri ve özellikle kazanılmış hak kavramı üzerinde duracağız.
02/11/1985 tarih ve 18916 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 03/07/2017 tarihinde Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin yürürlüğe girmesiyle mülga olan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği 59. Maddede “Kamuya ait alanlarda kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan veya yaptırılacak olan karayolu, demiryolu, liman, yat limanı ve benzeri ulaşım tesisleri, bunların tamamlayıcı niteliğindeki iskele, açık ve kapalı barınak, tersane, tamir ve bakım istasyonları, tünel, köprü, menfez, baraj, hidroelektrik santralı, sulama ve su taşıma hatları, su dolum tesisleri, arıtma tesisleri, her tür ve nitelikteki enerji, haberleşme ve iletişim istasyonları ve nakil hatları, doğal gaz ve benzeri boru hatları, silo, dolum istasyonları, rafineri gibi enerji, … yapı ruhsatına tabi değildir. Bu tür yapı ve tesislerin projelerinin ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca incelenerek onaylanmış olması, denetime yönelik fenni mesuliyetin üstlenilmiş olması ve inşasına başlanacağının, ilgili yatırımcı kamu kurum ve kuruluşu tarafından mülkiyete ilişkin bilgiyle birlikte yazılı olarak ilgili idareye bildirilmesi gerekir. Bu yapılarda sorumluluk ilgili kamu kurum ve kuruluşunundur.” hükmü ile rüzgar enerji santralleri yapı ruhsatından muaf tutulmuştur. Ancak ilgili maddede belirtildiği gibi, projenin kamu kurum ve kuruluşunca incelenerek onaylanması, fenni mesuliyetin üstlenilmiş olması, inşaata başlanacağının yazılı olarak ilgili idareye bildirmesi ve bunun üzerine yapı ruhsatından muaf olunduğuna dair yazı ilgili idareden alınmalıydı.
Belirtilen mevzuat hükmü gereği enerji yatırımlarında söz konusu parselin orman arazisi ya da Maliye hazinesi içinde yer alması veyahut şahıs mülkiyetinde kalması durumunda, kamu eliyle yapılacak ya da yaptırılacak enerji tesisi için ilgili kurum ve kuruluşlardan gerekli kesin izin ve tahsis işlemlerinin ya da kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmasının ardından, imar planlarının ve parselasyon planlarının hazırlanması ve ilgili idarece onaylanması, yapı ruhsatı alınması zorunluluğu bulunmadan, bu tesislerin doğrudan üretime yönelik kısımları için inşaata başlanacağının, mülkiyete dair bilgi ile birlikte ilgili idareye bildirilmesi gerekli ve yeterli olup, fenni mesuliyetin de mutlaka ilgili kamu kuruluşunca üstlenilmesi gerekmekteydi.
Ayrıca, mülkiyeti kamuya ait bir alanda enerji yapılarının doğrudan üretime yönelik olmayan üretime yardımcı nitelikteki faaliyetlere ilişkin tesisler ile bu tesisler dışındaki yapılar, (idari bina, lojman, sosyal tesis vb) İmar Kanunu’nun 26’ncı maddesi ve Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 59’uncu maddesi uyarınca, avan projeye göre ilgili kamu kuruluşu adına düzenlenecek yapı ruhsatına dayalı olarak inşa edilebilmekteydi. Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği, 03/07/2017 tarihinde Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin yürürlüğe girmesiyle mülga olmuştur.
İmar Kanunu’nda “Yapı; karada ve suda, daimî veya muvakkat, resmi ve hususi yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve müteharrik tesislerdir.” ifade etmektedir. İmar kanunu 21. maddeye göre, kanun kapsamına giren bütün yapılar için 26. maddede belirtilen istisna dışında belediye veya valiliklerden yapı ruhsatiyesi alınmasının mecbur olduğu belirtilmiştir. Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 54. maddesinde de kanun ve yönetmelikle getirilen istisnalar dışında yapı ruhsatı alınmaksızın hiçbir yapının inşasına başlanamayacağı hüküm altına alınmıştır.
03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 56. maddesinde “(5) Kamuya ait alanlarda kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan veya yaptırılacak olan; karayolu, demiryolu, liman, yat limanı ve benzeri ulaşım tesisleri, bunların tamamlayıcı niteliğindeki trafik ve seyir kuleleri, çekek yeri, iskele, açık ve kapalı barınak, tersane, tamir ve bakım istasyonları, tünel, köprü, menfez, baraj, hidroelektrik santrali, rüzgâr ve güneş enerji santrali, sulama ve su taşıma hatları, su dolum tesisleri, arıtma tesisleri, katı atık depolama ve transfer tesisleri ile atık ayrıştırma tesisleri, her tür ve nitelikteki enerji, … yapı ruhsatına tabi değildir. (6) Beşinci fıkradaki yapı ve tesislerin projelerinin ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca incelenerek onaylanmış olması, denetime yönelik fenni mesuliyetin üstlenilmiş olması ve inşasına başlanacağının, ilgili yatırımcı kamu kurum ve kuruluşu tarafından mülkiyete ilişkin bilgiyle birlikte yazılı olarak ilgili idareye bildirilmesi gerekir. Bu yapılarda sorumluluk ilgili kamu kurum ve kuruluşunundur.” hükmü yer almaktadır.
Enerji İşleri Genel Müdürlüğü’nün web sitesinde kabul işlemleri için belirtilen evraklarda, tutanak ekleri içerisinde Yapı Ruhsatı da olması gerektiği belirtmiş ve “Santralin onaylı genel yerleşim planında yer alan yapılara ilişkin yapı ruhsat(lar)ı taratılmalı ve “.pdf” formatında sunulması istenmiştir.
Konumuz itibariyle, Mülga Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nin 59. Maddesi ile güncel Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği 56. Maddesi arasında pek fark olmamakla birlikte güncel yönetmelikte açık ve net olarak “rüzgâr ve güneş enerji santrali” ifadeleri kullanılmıştır.
Belirtilen mevzuat hükümleri ve idarenin geçmiş uygulamaları birlikte değerlendirildiğinde kazanılmış hak kavramından bahsetmek doğru olacaktır kanaatindeyiz. Kazanılmış hakkın tanımıyla ilgili bazı örnekler tanımlamalar şu şekildedir; “doğumu anında hukuka uygun olarak tamamlanmış ve böylece kişiye özgü lehte sonuçlar doğurmuş, daha sonra mevzuat değişikliği ya da işlemin geri alınması gibi nedenlere rağmen hukuk düzenince korunması gereken hak”, “yürürlükteki hukuka uygun olarak doğmuş hukuki durumlar olduğu” ya da “tatmin edilmedikçe boşluğu doldurulmadıkça, hukuki açıdan tek taraflı bir işlem ya da eylemle geri alınması mümkün olmayan bir yetki olduğu”.
Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2. maddesinde açıklanan ‘Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.7Anayasa Mahkemesi kararına geçen bu ifadeye göre, kazanılmış hakları ortadan kaldıran yorumlar hukuki güvenliği zedeler, toplumsal istikrarsızlığa yol açar ve hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Bu, bireylerin haklarının keyfi biçimde geri alınamayacağını ve devletin hukuk düzeni çerçevesinde istikrarı sağlamak zorunda olduğunu göstermektedir.
Kazanılmış hak, bireylerin mevcut hukuki düzenlemeler çerçevesinde elde ettikleri ve sonradan yapılan değişikliklerle ellerinden alınamayan haklardır. Yukarıda da belirtildiği gibi, bu haklar hukuk devleti ilkesinin temel unsurlarından biridir.
Kazanılmış hakkın çeşitli tanımları incelendiğinde, ortak noktanın hukuka uygun olarak doğmuş ve bireyin lehine sonuç doğurmuş bir hukuki durum olduğu görülmektedir. Bu haklar, mevzuat değişiklikleri veya işlemin geri alınması gibi nedenlerle ihlal edilemez. Ayrıca, bu haklar tek taraflı bir idari işlemle geri alınamayacak nitelikte olup, ancak bireyin rızası veya hukuken geçerli bir gerekçeyle müdahale edilebilir.
Sonuç olarak, kazanılmış haklar, hukuk güvenliğini sağlamak ve bireylerin devlet karşısında korunmasını garanti altına almak için kritik bir kavramdır. Hukuk devletinin gereği olarak, bir kişinin hukuken elde ettiği haklar sonradan değiştirilen mevzuat gerekçe gösterilerek ortadan kaldırılamaz. Aksi takdirde, bireylerin devlete olan güveni sarsılır ve hukuki belirsizlik ortaya çıkar.
Belediyelerin rüzgar enerji santralleri aleyhine ruhsatlarının bulunmadığı iddiası ile geçmişe dönük hukuki yaptırım uygulaması, hukukun temel ilkelerinden biri olan kazanılmış haklarla çelişmektedir. Hukuka uygun olarak faaliyete geçen santrallerin ruhsatsız sayılması, hukuki güvenliği zedeleyerek yatırımcı güvensizliğine yol açmaktadır. Bu nedenle, mevzuat ve uygulamaların uyumlaştırılması, yatırımcıların haklarının korunması ve hukuki belirsizliklerin giderilmesi için kamu kurumları arasında koordinasyon sağlanmalıdır.

Bu ürün için size geri dönüş yapalım
Teknik detay, fiyat bilgisi veya teklif talebiniz için formu doldurun. Talebiniz doğrudan ilgili ekibe iletilir.


