Connect with us

Rüzgar enerjisi sektöründe taşeronlaşma ve mevcut sorunlar

Yayın tarihi:

-

O. Buğra Akbıyık

Sektörümüzün büyümesi ile birlikte yıllar içinde sektöre taşeron olarak hizmet sağlayan firmaların sayısı artış göstermiş ve dolayısıyla bu firmalarda beyaz gömlek veya mavi gömlek çalışanların sayısı da buna paralel olarak artmıştır. Türbinlerini satarak müşterilerine kurulum ve devamında servis hizmeti sağlayan ana üretici firmalar, artan iş yükleri karşısında kendi kadrolu personellerine ilave olarak, hizmet sağlayan taşeron firmalar ile çalışma yollarını seçmişlerdir. Bu yönelim taşeron olarak hizmet sağlayan firmaları ve çalışan sayılarını da artırmıştır. Bu hızlı taşeronlaşma 2000’li yılların ikinci yarısında yat ve gemi inşaat sektöründe karşılaştığımız gibi ciddi birtakım sorunları da beraberinde getirmiştir. Taşeron ve işçi-çalışan sorunlarının tartışılacağı bir meslek odasının veya derneğinin olmaması sorunların çözümünü dar bir çevrede tutmaktadır. Yine sektörümüzde etik bir anlayışın oluşmaması sebebi ile işveren-taşeron firma, taşeron firma-işçi arasında ciddi sorunlar oluşabilmektedir. İş tecrübesi az ve vizyonu dar sorumlular bu sorunları daha da büyütebilmektedir.

Öncelikle çalışanların sorunlarını ele alalım. Taşeron olarak çalışan grubu kurulum-montaj çalışanları ve servis çalışanları olarak ikiye ayırabiliriz. Kurulum-montaj çalışanlarını tarım sektöründeki mevsimsel işçilere benzetebiliriz. Bu çalışanlar ancak devletin verdiği lisanslar sayesinde, eğer kurulum var ise, kurulumun mümkün olduğu rüzgarsız dönemlerde mevsimsel olarak iş bulabilmektedirler. Kurulum bittiğinde bu personelin çoğu işsiz kalmakta ya da çok düşük ücretler ile hayatlarını idame ettirmeye çalışmaktadırlar. Yerli firmaların rekabeti sonucunda düşen kurulum fiyatları ve çalışanların projesel-mevsimsel olması genel iş kalitesini de olumsuz etkilemektedir. İş bulamayan kurulum teknisyenleri ve işçileri, geçimlerini sağlayabilmek için servis çalışanları pazarına arz olmakta ve buradaki dengeyi de bozmaktadırlar. Bu çalışanların sektördeki kayganlığı sebebi ile özellikle personel eğitimleri istenilen seviyede olmamakta, sürekli farklı ekipler ve türbinler ile çalışmak iş kazası riskini artırmaktadır. Aynı yıl içerisinde 2-3 farklı firmada çalışmış teknisyenlere sıklıkla rastlanmaktadır.

Servis çalışanları grubu periyodik bakım gerekliliği sebebi ile daha sürekli çalışma imkânı bulmaktadırlar. Ancak bu çalışan grubu sürekli olarak piyasaya arz olan yeni teknisyenlerin baskısını hissetmektedirler. Kurulum-montaj tarafından gelen arz fazlalığı sebebi ile bu çalışanlar yıllık enflasyondan bile daha düşük oranlarda zam alabilmekte ve bu da bu personellerin çoğunun sürekli iş arayışında olmasını gündeme getirmektedir. Biraz daha iyi şartlar bulduğunu düşünen çalışanlar çalıştıkları taşeron firmaya karşı aidiyet duygusu hissetmemektedirler. Taşeron firmalar ise yeni işe başlayan çalışanlarını sahaya çıkartabilmek için gerekli yurtiçi ve yurtdışı eğitimleri çalışanlarına vermek zorundadırlar. Ancak eğitim maliyetlerinin çok yüksek olması personel kaybetme riski ile birleştiğinde taşeronlar için çalışan seçimi yapmak daha da zorlaşmaktadır.

Bir diğer sorun ise başta bahsettiğimiz etik kuralların olmaması sebebi ile bazı taşeronların iş alabilmek için rakip firmalardan personel çalmaya çalışması ve bunu yaparken etik olmayan pazarlıklara girmesidir. Çalışanlar iş yaptıkları sahalarda başka firmalar ile iş pazarlıkları yapabilmekte, devam eden projelerde taahhütler tamamlanmadan personel transferleri gerçekleşebilmektedir. Bu tür sorunlar hem işveren olan ana firmanın hem de santral işleticisin çıkarlarına zarar vermekte, hem de iş kalitesinin kötü olmasına yol açmaktadır. Aynı zamanda iş güvenliği riskleri içermektedir.

Sektörde yer almaya çalışan bazı yabancı sermayeli taşeronlar bu risklere ilave olarak Avrupa pazarının çok altındaki kazançlar sebebi ile Türkiye’deki operasyonlarını ya tamamen lağvetmiş ya da kısıtlamışlardır.

Rüzgar enerjisi, ismi ve oluşturulan algısı ile çalışan adaylarına çekici gelmekte ancak mevcut şartları ve ücretleri tecrübe eden bir çok kişi başka sektörlere yönelmektedir. Bu da sektörde bir verim kaybı oluşturmaktadır.

Rekabet, etik kurallar çerçevesinde uygulandığında, bir sektörde kaliteyi artıran, maliyetleri ve fiyatları işveren ve çalışan tarafında dengeleyen en önemli etkendir. Ancak yazımızda baştan beri bahsettiğimiz etik değerlerin sektördeki tüm oyuncular tarafından uygulanması gerekir. Taşeronlar arası rekabetin bu değerler çerçevesinde olması hizmetlerin artan bir kalite ile sürdürülebilir olmasını sağlayacaktır. Ana firmaların hizmet aldıkları taşeronlar arasında dengeyi kurması yine bu değerlerin uygulanmasına bağlıdır. Çalışanların özlük hakları ise ancak bu dengeli düzende artırılabilir ve sürekli tutulabilir.

Belki de en önemli eksik sektörümüzde taşeron firmaların ve çalışanların sorunlarını paylaşabilecekleri ve çözüm bulacakları bir ortama sahip olmamalarıdır. Mevcut ortamlar ağırlık olarak türbin, malzeme üreticileri ve yatırımcıları içermektedir ve taşeron ve çalışanların sorunlarına gözlerini kapatmaktadır. Diğer sektörlerde örnekleri bulunduğu gibi rüzgar enerjisi çalışanlarına has bir dernekleşme ihtiyaç duyulan bu ortamı sağlayabilir. 24. Uluslararası Çevre ve Enerji Fuarında buluşmak ve sorunları şeffaflıkla paylaşabilmek dileğiyle.

Devamını oku
Reklam
Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sektör Haberleri

YEKDEM’de süre 6 ay uzatıldı

Yayın tarihi:

-

Resmî Gazete’nin bugünkü nüshasında yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile mevcut YEKDEM desteklerinden yararlanmak için geçerli olan 31 Aralık 2020 tarihine kadar devreye girmiş olma şartı 30 Haziran 2021 tarihine ertelendi.

Resmî Gazete’nin 31248 sayılı nüshasında yer alan karar ile devreye girecek elektrik üretim tesislerine sağlanacak yerli üretim desteği için verilecek sürenin de 5 yıl uzatılacağı hükmü getirildi.

Cumhurbaşkanlığı Kararı şu şekilde:

“17/9/2020 TARİHLİ VE 2949 SAYILI CUMHURBAŞKANI KARARININ EKİ KARAR

MADDE 1- (1) 1/1/2021 tarihinden 30/6/2021 tarihine kadar işletmeye girecek olan Yenilenebilir Enerji Kaynakları (YEK) Destekleme Mekanizmasına tabi YEK Belgeli üretim lisansı sahipleri için, 10/5/2005 tarihli ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunun Kanuna ekli I sayılı Cetvelde yer alan fiyatlar 31/12/2030 tarihine kadar uygulanır.

(2) 1/1/2021 tarihinden 30/6/2021 tarihine kadar işletmeye girecek YEK Belgeli üretim tesislerinde kullanılan mekanik ve/veya elektro-mekanik aksamın yurt içinde imal edilmiş olması halinde, bu tesislerde üretilerek iletim veya dağıtım sistemine verilen elektrik enerjisi için 5346 sayılı Kanuna ekli I sayılı Cetvelde belirtilen fiyatlara, üretim tesisinin işletmeye giriş tarihinden itibaren beş yıl süreyle aynı Kanuna ekli II sayılı Cetvelde belirtilen fiyatlar ilave edilir.

MADDE 2- (1) Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3- (1) Bu Karar hükümlerini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı yürütür.”

Devamını oku

Türbin Üretimi

Wieringermeer şebeke projesi ilk aşamasında

Yayın tarihi:

-

Nordex Grubu, müşterisi Vattenfall için üstlendiği Hollanda’daki 300 MW Wieringermeer projesinin ilk bölümünü başarıyla tamamladı: 50 adet N117 / 3600 türbinin sonuncusu Ağustos ayında şebekeye bağlandı. Projenin konumu çeşitli zorluklar ortaya çıkardı. Diğer 32 adet N117 / 3600 türbin ile bir sonraki aşamanın inşası şimdiden devam ediyor.

Teknik, topografik ve ekolojik zorluklar başarıyla aşıldı

Amsterdam’ın 60 kilometre kuzeyinde bulunan bölgenin mükemmel rüzgar koşulları bulunuyor. Bununla birlikte, Wieringermeer deniz seviyesinin yedi metre altında ıslah edilmiş bir arazi niteliği taşıyor. 300 kilometrekarelik büyüklüğündeki alan, kanallarla kesişiyor ve aynı zamanda koruma altındaki bir ormanı da içeriyor. Bu durum da lojistik ve inşaat açısından zorlukları beraberinde getirdi. Uygun depolama alanı olmadığı için Nordex Grubu kuleleri, motor yuvalarını, aktarma organlarını ve göbekleri ancak gerektiği zaman teslim etti. Türbinler yedi farklı gövde yapılandırmasında geldi. Bu nedenle, doğru türbini uygun yere teslim etmek de önem arz etti.

Zeminin düşük taşıma kapasitesi nedeniyle, su basmasını önlemek için temellerin üst üste konulması ve ayrıca 1,5 metre yükseltilmesi gerekiyordu. Buna ek olarak, koruma altındaki kuş bölgeleri, bazı türbinlerde erişim, çalıştırma ve izin verilebilecek vinç sayısı konusunda sınırlamalara neden oldu.

Süreçler başarıya ulaşmaya yardımcı oldu

Bu projenin özel gereksinimleri Nordex Group’u süreçlerini değiştirmeye zorladı. Örneğin, jeton temelli izin sistemi, birden fazla inşaat ekibinin güvenli bir şekilde belirli türbinlere atanmasını sağladı. Bu yaklaşım, iş çakışmalarını önledi ve verimliliği en üst düzeye çıkardı.

Ek olarak, teknik proje yönetimi (TPM) gibi yeni işlevler yürürlüğe alındı. Ayrıca, kalite ve dokümantasyon yöneticilerinin yanı sıra güçlü bir HSE ekibi, Vattenfall’ın yüksek standartlarını karşılamak için sahada görevlendirildi. CEO José Luis Blanco: “Esnekliğe çok önem veriyoruz. Bu ayarlamalar, müşterilerimizin gereksinimlerini ve karşılaştıkları zorlukları anladığımızı göstermektedir. Bazı yeni süreçler, diğer büyük kamu hizmeti ölçeğindeki projelere başarıyla dahil edilmeketdir “, dedi.

COVID-19 süresince kesintisiz proje

Faaliyetlerin en yoğun zamanında, şantiyede herhangi bir zamanda sekiz büyük vinç ve 120’den fazla kişi çalışıyordu. Çok sayıda insanın COVID-19 salgınına rağmen sahada güvenli bir şekilde çalışabilmesini sağlamak için Nordex Grubu, genel seyahat kısıtlamaları ve hijyen önlemlerini uygulamaya ek olarak Hollandalı bir sağlık yetkilisini görevlendirdi. Görevleri, görevlerine başlamadan önce her gün şantiyedeki tüm personelin ateşini kontrol etmek ve herhangi bir semptom geliştirdiğinde tıbbi müdahelede bulunmaktı. Bu önlemler, çalışanlara artan enfeksiyon riskinden ve birçok insanla bağlantılı temaslardan belirli bir ölçüde koruma sağladı ve başarılı da oldu.

Devamını oku

Güvenlik

INTERCON, eğitim faaliyetlerini pandemi kurallarına uygun olarak sürdürüyor

Yayın tarihi:

-

INTERCON İple Erişim ve Eğitim Hizmetleri, yeni tip koronavirüs döneminde de faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor.

INTERCON İple Erişim ve Eğitim Hizmetleri tarafından sürece ilişkin olarak yapılan bilgilendirmede şunlar kaydedildi: “COVID-19 süreci boyunca eğitim tesisimizde kapalı sınıflardan dışarıya çıkarak geniş eğitim alanımızda sosyal mesafe kurallarına uyumlu bir şekilde eğitimlerimize devam edebilmekteyiz. Bununla birlikte, sürekli kullandığımız alanlarımızda, dinlenme alanlarımızda, mutfağımızda, yemekhanemizde, uygulamalı eğitim alanımızda dezenfektanlarımız ile sürekli hijyeni sağlıyoruz. Maske kullanımı INTERCON-RA olarak üstlenip tüm katılımcıları da kendimizden ayrı tutmuyoruz.”

GWO ve İple Erişim’de yetkili eğitim ve operasyon kurumu

INTERCON İple Erişim ve Eğitim Hizmetleri A.Ş., ISO 9001, ISO 14001 ve ISO 45001 yetkinliklerine ve IRATA tarafından Operasyon ve Eğitim (5076/OT) alanlarında yetkili, Sprat üyesi ve GWO eğitimlerinden BST (Basic Safety Training) ve ART (Advanced Rescue Training) standartlarında “Eğitim Sağlayıcı” unvanlarına sahiptir. Eş zamanlı olarak 24 kişiye kadar GWO BST (4 Modül), 16 kişiye kadar IRATA/SPRAT Seviye 3-2-1 ve Yüksekte Çalışma eğitimlerini, 8,5 metre yüksekliğe ve 1000 metrekare kapalı kullanım alanına sahip Menemen’deki tesisinde gerçekleştirmektedir.

INTERCON NDT, TÜRKAK TS EN ISO/IEC 17020 Akreditasyonu’na sahip A tipi Muayene Kuruluşu (AB-0110-M) olup, konvansiyonel (UT, MT, PT, VT, RT) ve ileri tahribatsız muayene yöntemlerindeki (ToFD&PA) yetkinliğini, firmanın ulaşılması zor konumlardaki saha operasyon yeteneği ile birleştirerek, rüzgâr kulesi gövde (metal) ve kanatlarında (kompozit), yerde veya yerinde muayeneler gerçekleştirebilmektedir. 

INTERCON İple Erişim, yurtiçinde ve yurtdışında, katastrofik kazalar sonucunda girilemez/kullanılamaz hale gelmiş Rüzgâr Kuleleri ve Nacelle’lerine, İlk Giriş ve Bölgeyi Güvenli Hale Getirme hizmetleri de sağlamakta olup, konusunda deneyimli uzman personelleri ile Stand-By Rescue hizmetleri de sunmaktadır. 

Firma, bünyesinde barındırdığı deneyimli IRATA/SPRAT Seviye 3 personelleri ile Kişisel Koruyucu Donanım Muayeneleri gerçekleştirebilmekte ve sertifikalandırabilmektedir. 

INTERCON İple Erişim, TS EN 1263-1’e göre imal edilmiş Düşme Engelleyici Güvenlik Ağı tedarikçisi olup yerinde montaj hizmeti de sunmaktadır. Türkiye’de daha önce benzeri görülmemiş bir iş örneği olarak İstanbul Yeni Havalimanı’nda (İGA) 36×36 metre ebatlarındaki güvenlik ağlarının temini, kurulumu ve sökülüp taşınması hizmetlerini gerçekleştirmiştir. Firma, Yatay ve Düşey Yaşam Hatları tasarımları gerçekleştirip montaj hizmetleri verebilmekle beraber uzun ömürlü ve yüksek kaliteli yaşam hatları ve PowerSeat gibi ipe tırmanabilen mobil ürünlerin de sağlayıcısıdır.

Firma, INTERCON NDT ile birlikte bünyesinde bulundurduğu API 510, API 570 ve API 653 Yetkili Uzmanları sayesinde, İple Erişim yöntemi ile Küre Tanklar gibi ekipmanlarda, İple Erişim Yöntemi ile In-Service ve Out-of-Service muayene Korozyon Kontrolleri ve Kalan Ömür Tayini hesapları gerçekleştirip raporlayabilmektedir.

Devamını oku
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com