Connect with us

Enerjide Arz Güvenliği Konusu ICCI 2022’de Konuşuldu

Yayın tarihi:

-

ıccı 2022 enerjide arz güvenliği oturum 1

T.C Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve EPDK’nın desteği ile Sektörel Fuarcılık ve Kojentürk Derneği tarafından, 16-18 Mart 2022 tarihleri arasında 26.ncısı gerçekleştirilen Türkiye’nin ve yakın coğrafyanın en büyük uluslararası enerji fuarı ICCI – Uluslararası Enerji ve Çevre Fuar ve Konferansı devam ediyor.

Alanında ilklere ve yeniliklere imza atan ICCI’ın 2022 Konferansları, yoğun bir ziyaretçi katılımı ile başladı. İlk gün 16 Martta başlayan T.C Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan’ ın açılış konuşmasının ardından; TEİAŞ, ETD, ELDER ve SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nin katılımı ile “Küresel Pazarlarda Enerji Alanında Oyuncu Olmak, Elektrik ve Doğalgazda Arz Güvenliği, YEKA’lar ve Yeni Kapasite Tahsisleri konuları işlendi. Üç gün sürecek fuar ve konferanslar, 18 Marta kadar devam edecek.

ETD Yönetim Kurulu Üyesi Bilal Tuğrul Kaya, “Piyasa dışı uygulamalarla aslında yarını idare etmek önemli. 2000’lerden başlayan bir piyasa var, Türkiye’de müthiş bir entelektüel kapasite birikti. Milyonlarca dolar para bu piyasaya aktı bunun sonucunda da arz fazlası oluştu. Bu anlamda, ciddi sıkıntılı bir süreç geçiren yatırımcılar oldu. Buna rağmen, bir şekilde piyasa yoluna devam etti. Fakat tüketiciye ucuz enerji sunmak gibi piyasa dışı uygulamalar, şu an geldiğimiz noktada gerçek bir sorunu ifade ediyor. Şu anda, Türkiye’de bir arz problemi var. Bu olağanüstü bir durum değil, hatta kronik bir durum. Bu sebeple, yaşanan durum olağanüstü tedbirlerle çözebileceğimiz bir durum değil, sadece geçmişte yaptığımız gibi doğru adımlar atarsak bu sorunu çözebilme yolunda bir şeyler yapabiliriz. Ticaret açısından Covid-19 salgını sonrası sadece Türkiye müthiş fiyat artışlarından mağdur olmadı. Avrupa da aynı süreci yaşadı. Fiyatlara bakıldığında Covid öncesi 20 Euro olan elektrik fiyatları 2021’de 40 Eurolar ile başlayıp sonra hızla tırmanmaya devam etti. Geldiği noktalara bakarsak MW saatinde yıl biterken artık 120 Eurolar konuşulmaya başlanmıştı. Gaz anlamında da fiyatlar ciddi yükseliş yaşadı. Gazda da MW saatleri 40 Eurolara çıkmıştı. Bu anlamda, kömürün geldiği nokta da ortada. Başka boyut olarak Avrupa Komisyonu geçen hafta Avrupa Parlamentosu’nun tavsiye ettiği tedbirlerde 2030’a kadar 480 GW rüzgar kapasitesi 420 GW ek güneş kapasitesinin yanı sıra hızla 80 GW da kapasite artışına gidileceği belirtiliyor. 2030’a kadar olan adetlerin de yıl yıl öne çekileceği söyleniyor. Bu anlamda, bizde de bu gibi tedbirlerin alınması, piyasaya içten gelir sağlanması, yatırımcıya uzun vadeli görünüm sağlanması gibi tedbirler gerekiyor” dedi.

KAPASİTE HİBRİT UYGULAMALARA KAYDI

ELDER Genel Sekreteri M. Özge Özden, “Geçtiğimiz 1 yılda özellikle son 2-3 çeyrekte çok ciddi fiyat artışları oldu. Buralarda vatandaşların ciddi olarak göğüslemesi gereken şirketler, dağıtım şirketleri oldu. Aslına bakarsanız dağıtım şirketlerinin faturalar içindeki payı oldukça düşük. Yani bugün Avrupa Birliği’ndeki toptan satış piyasalarına baktığınızda gaz fiyatları 7 katına, elektrik fiyatları 10 katına çıktı. Kömür fiyatları da son dönemde özellikle Rusya-Ukrayna çatışmasından sonra 5-6 katına kadar yükseldi. Dağıtımın faturalar içindeki payına baktığımızda dağıtım payı sadece yüzde 19, iletimin payı ise yüzde 5. Sanayi tesislerine baktığımızda ise enerjinin payı yüzde 76, vergi reformlarının payı yüzde 16, dağıtım payı sadece yüzde 6, iletim payı ise yüzde 2 düzeyinde. Dolayısıyla, buradaki fiyat artışları dağıtımdan kaynaklı görünmüyor. Bakıldığında, bugün enerji sistemleri güçlü bir yapıya dayanıyor. Yani bizlerin şu üç unsuru olabildiğince eş zamanlı olarak ilerletmesi lazım. Bunlardan biri fiyat, yani maliyet. Uluslararası piyasalarda maliyetler çok arttı dolayısıyla fiyat da arttı. Bununla ilgili sebep olarak birçok görüş var. Ama genel anlamda, piyasaların yapısı ve uzun vadeli gaz sözleşmelerinden giderek daha likit enerjiye doğru kayıyor. Enerji ya da gaz yatırımlarındaki yetersizlikler tartışılıyor enerjideki dönüşümden kaynaklı olarak kömür stokları ve kömüre talep ciddi değişkenlik gösteriyor. Bizlerin ve birçok gelişmekte olan ekonomideki vatandaşların da satın alma gücü düştü. Yani bugün fiyatlar arttı ama fiyatların bize gündelik bütçemizdeki payı çok yükseldi. Bu noktada, hiçbir siyasinin bu duruma kayıtsız kalması mümkün değil. Dolayısıyla bu fiyatlara müdahaleyi getirdi” dedi.

Enerji İşleri Genel Müdür Yardımcısı Sebahattin Öz, “Doğalgazda 4 bin dolar, petrolde 140 bin dolar, kimilerinde de 4 bin dolarlara varan rakamlar ile elektrik üretip satabilmek, enerji elektrik sağlayabilmek Enerji Bakanlığı için çok zor bir durum. O nedenle, enerjide yaşanan hızlı gündem değişikliği ve fiyat değişikliği bunun göstergesi. Olağanüstü durumlardan geçerken olağan şeyler beklememek de çok normal. Normalde çalışmalarımıza YEKA yatırımı, büyük yatırımlar, lisanslı yatırımlar üzerinden gitmemiz gerekirken olağanüstü durumlar sonucu hızlı işletmeyi görebilme yeteneğinden kaynaklı olarak hibritlere ağırlık veriliyor. Biliyorsunuz ki, son yaptığımız YEKA’ lardan hibritlere önemli bir potansiyel aktardık. Bu anlamda, YEKA kapasitesi 85 MW’ a düşürdük. Bu kapasiteyi de olduğu gibi hibrit uygulamalara ayıracağız. Elimizdeki tüm imkanları kaliteli, ucuz, güvenilir elektrik enerjisi sağlamak için kullanıyoruz” dedi.

TÜRKİYE 2053 YILI İÇİN SIFIR ATIK KARBON HEDEFİNİ AÇIKLADI

 SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ, “Küresel olarak artan talep enerjide karşımıza arz güvenliği, enerjiye ekonomik erişim ve karşı karşıya olduğu iklim krizi nedeniyle çevre boyutunu çıkarıyor. Rusya-Ukrayna Savaşı sonucu enerji imtiyalarındaki artışlar, içinden geçtiğimiz global ve Türkiye’de yaşadığımız ekonomik kriz, aslında arz güvenliği ve enerjiye ekonomik erişim unsurlarını vurguluyor. Bir yandan da Kasım ayında Türkiye, uzun süredir beklettiği Paris anlaşmasını mecliste onayladı ve hemen ardından da 2053 yılı için sıfır atık karbon hedefini açıkladı. Dolayısıyla, artık iklim ve sürdürülebilirlik boyutu da enerji politikalarının merkezine oturmuş oldu. Bu ihtiyaçlara cevap verebilecek yol ise enerji dönüşümü. Bunun da ana unsuru yenilenebilir enerji potansiyelinin olabildiğince artırılması, kullanılması, enerji verimliliği yoluyla talebin azaltılması, temiz modern teknolojiler kullanılarak da bu dönüşümün hızlandırılması. Belirsizliklerden çıkmak da yenilenebilir enerji potansiyelini mümkün olduğu kadar hızlandırmaktan geçecek. Türkiye’de bu açıdan çok avantajlı potansiyele sahip. Bu anlamda, YEKA ihaleleri yenilenebilir enerjinin geleceği, Türkiye’de bu sektörde çalışanların geleceği ve ekonominin refahı, iklimi için kritik bir öneme sahip. Biliyorsunuz ki daha öncesinde rüzgarda, 10.500 MW’ lık, güneşte ise 7.500 MW’ lık kurulu bir güce ulaştık. Biz YEKA’ lar ile ilerleme sağlamak durumdayız bu nedenle ihalelerin önümüzdeki dönemde koşullarının iyi belirlenmesi şart” olması gerektiği hakkında açıklamalarda bulundu.

TEİAŞ Planlama Dairesi Başkanlığı İletim Planlama Müdürü Necip Fazıl Bakır, “Bakanlığımızın iş birliği ile altyapıda önceden planlama sağlanırsa ve son teknolojiler ile geliştirilirse çalışmalar da o kadar hızlı yürür. Yapılan planlamalar, güçler değiştikçe sahalarda belirsizlikler oluşuyor bu nedenle önceden yapılan altyapı planlamalarıyla bunun önüne geçilebilir. YEKA’ lardan bırakılan kapasiteler rüzgar güç artışlarına, hibritlere, lisanssız projelere tahsis ediliyor. Bunun ötesinde yeni kapasitelerin ne kadar olacağı önemli konular arasında. Yenilenebilir enerjinin artışı ile birlikte üretim kaynaklarının yeterliliği ve şebeke esnekliğine dair çalışmalar ve 5-10 yıllık analizler yapıyoruz. Bunlar yapıldıktan sonra, gelecek yıllar için kapasiteler ya da hangi bölgelere ne kadar kapasite verilebileceğini göreceğiz. Zaten mevcut durumda da bizim güneşte toplam kapasite tahsisimiz 28 GW’ı geçti. Kurulu gücümüzün de 8 GW’ lar seviyesinde olduğunu düşünürsek daha yapılan, yapımı devam eden ve yapılacak 14 MW’ lık bir güç var. Rüzgarda da benzer durumlar söz konusu. Kurulu gücümüz 10.800’lere yaklaştı. Kapasite tahsisleri ile 18 bini geçmiş durumda. Zaten devam eden 8 bin MW’ lık bir kapasite var. Tüm bunlar dikkate alınarak analizler kapsamında belirlenen kapasiteler ile önümüzü biraz daha görebilecek duruma geleceğiz” şeklinde açıklamalarını yaptı.

Genel

Kamu Görevini Engelleyenler 5 Yıla Kadar Hapis cezası alabilir

Yayın tarihi:

-

Yazar

Dicle Elektrik Uzun Yıllar Borcunu Ödemeyip Şiddete Başvuranları Mektupla Uyardı;

Dicle Elektrik, dağıtım bölgesinde 27 milyar TL’yi aşan elektrik borcunu uzun süredir ödemeyen ve bununla birlikte görevlilerin çalışmalarını engelleyenlere karşı hukuk mücadelesi vermeyi sürdürüyor. Sorumluluk bölgesinde yer alan 6 ilde kamu hizmeti yürüten dağıtım şirketi, başta Şanlıurfa ve Mardin olmak üzere borçlu sulama abonelerini bu kez engellemelerden dolayı 5 yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalabilecekleri konusunda uyardı.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin 6 ilinde elektrik dağıtım hizmeti veren Dicle Elektrik’ten, başta Şanlıurfa ve Mardin’deki çiftçilerin 27 milyar TL’yi aşan elektrik borçlarının ödenmemesiyle ilgili olarak yeni bir açıklama yapıldı. Tarım sezonu öncesi “borcunu ödemeyene elektrik verilmeyecek” uyarısında bulunan Dicle Elektrik, borçlu abonelere bir mektupla önemli yeni uyarılarda bulundu. Mektupta mevzuat gereği elektriği kesilecek olan ancak bu kesintiye kaba kuvvetle karşı koyacak olan abonelerin, TCK’nın ‘Kamu Hizmetlerinden Yararlanma Hakkının Engellenmesine’ dair 113’ncü maddesi uyarınca 5 yıla kadar hapis cezası alabileceği duyuruldu.

İadeli taahhütlü mektupla uyarıldılar
Elektrik borcu bulunan, uzun süredir borcunu ödemeyen ve mevzuat gereği elektriğini kesmeye gelen görevlileri engelleyenlere yönelik gönderilen bu kritik uyarı, her bir borçlu aboneye özel olarak iadeli taahhütlü mektupla yapıldı.

Kamu görevini engelleyene 5 yıla kadar hapis
Aynı mektupta, görevlilere dönük yapılacak her türlü engellemenin TCK’nın 113’ncü maddesinde yer alan ‘Kamu Hizmetlerinden Yararlanma Hakkının Engellenmesi Suçunu’ kapsadığına yer verilerek, çalışmaları cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engelleyenlerin, 5 yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalabileceği kaydedildi.

18 bin çiftçinin 27 milyar TL borcu var
Dicle Elektrik, bölgede 18 bin tarımsal sulama abonesinin elektrik borcunun 27 milyar TL’yi aştığını açıklamıştı. Söz konusu borcun 15.5 milyar TL’sinin Şanlıurfa’daki 13.000 aboneye, 9.5 milyar TL’sinin Mardin’deki 5.000 aboneye, geri kalanın ise Diyarbakır, Batman, Şırnak ve Siirt’teki tarımsal sulama abonelerine ait olduğunu duyurulmuştu.

Dicle Elektrik tarafından abonelere iadeli taahhütlü olarak gönderilen kişiye özel mektuplarda şu ifadeler yer alıyor:

‘’ Sayın abonemiz;
… tesisat numaralı aboneliğinize ait muaccel olan ………… faturalı borçlara ilişkin olarak ekiplerimiz tarafından 18.03.2024 tarihinde Elektrik Piyasası Tüketici Yönetmeliği‘nin Zamanında Ödenmeyen Borçlar başlıklı 35. Maddesi hükümleri uyarıca kesme işlemi için aboneliğinizin bulunduğu sayaca gelinmiş ancak tarafınızca mukavemet gösterilmesi sebebiyle kesme işlemi gerçekleştirilememiştir. Aynı tesisat ve borca ilişkin ekiplerimiz tarafından tekrar kesme işlemi uygulanacak olup, tarafınızca mukavemet gösterilmesi halinde hakkınızda TCK 113 uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile suç duyurunda bulunacağımız konusunda tarafınıza ihtarda bulunulmuştur.’’

Devamını oku

Bilgi Kaynakları

Enerji sektörü zorluklara rağmen teknoloji yatırımlarını sürdürmeye kararlı

Yayın tarihi:

-

Yazar

Enerji sektörü zorluklara rağmen teknoloji yatırımlarını sürdürmeye kararlı

Enerji sektörünün büyüme için teknoloji yatırımlarına önem verdiğini ortaya koyan KPMG’nin “Küresel Teknoloji Raporu 2023: Enerji Sektörü Görünümü” araştırmasına göre enerji sektörü yöneticilerinin yüzde 72’si siber güvenliği de içeren dijital dönüşüm çalışmalarının son 24 ayda kârlılığı ve performansı artırdığını belirtti. Bu oranın diğer sektörlerin ortalamasından 12 puan daha fazla olması da dikkat çekti.

KPMG’nin 16 ülke ve dokuz sektörden 2.100 yöneticiyle yaptığı ankete dayanan yeni “Küresel Teknoloji Raporu 2023: Enerji Sektörü Görünümü” araştırması enerji şirketlerinin teknolojileri pazarlarındaki zorlukların üstesinden gelmek için kullanabilecekleri bir can simidi olarak gördüklerini ortaya çıkardı. Anket, enerji sektörünün pazardaki zorluklara rağmen teknoloji yatırımlarını sürdürmeye kararlı olduğunu ortaya koydu.

Ankete göre enerji sektörü katılımcıların yüzde 61’i düzenleme ve güvenliği dijital dönüşümün “ana tetikleyicisi” olarak görüyor. Yüzde 80’i teknoloji biriminin yeni teknolojilerin potansiyelini yönetim kuruluna daha iyi anlatması gerektiğini söylüyor. Yüzde 39’u yetenek eksikliğini dönüşümün ilerlemesinin önündeki en olası engel olarak görüyor. Yüzde 84’ü kurumlarının mevcut teknolojiyi kullanarak ESG (çevresel, sosyal, yönetişim) taahhütlerini ilerletebileceğinden emin. Yüzde 85’i ise mevcut teknoloji yapılarını kullanarak verimliliklerini artırabileceklerini ve maliyetleri azaltabileceklerini ifade ediyor.

Sektör aynı zamanda teknoloji inovasyonuna bağlı risklerin de farkında. Araştırmaya göre, enerji sektöründen katılımcılar; güven, güvenlik, gizlilik ve esnekliği teknolojik çözümlerine entegre etme konusunda kurumlarının daha proaktif olması gerektiğini tüm sektörlerin ortalamasından 8 puan daha fazla belirtiyor. Ancak sektör, ilerlemenin önünde engellerle de karşılaşıyor. Örneğin araştırma, enerji sektörünün yapay zekâ (AI) uzmanlığı eksikliğinin inovasyon yapma ve rekabetçi kalma kabiliyetlerini etkileyebileceğini söyleyenlerin diğerlerine göre daha yüksek olduğunu da ortaya koyuyor.

 Güvenlik endişeleri gündemin ilk sırasında

Hem düzenleyici kurumlar hem de tüketiciler enerji şirketlerini yakından izlediklerinden araştırmaya katılan enerji yöneticileri düzenleyici yükümlülükler ve güvenlik endişelerini dijital dönüşümlerinin en önemli tetikleyicileri olarak görüyor. Ayrıca, daha güçlü veri gizliliği veya siber güvenliğin hayata geçirdikleri dijital dönüşüm projeleri üzerinde en etkili kullanıcı beklentileri olduğunu da söylüyorlar. Enerji yöneticilerinin yüzde 72’sine göre, siber güvenliği içeren dijital dönüşüm çalışmaları son 24 ayda kârlılığı ve performansı artırdı, bu oran tüm sektörlerin ortalamasından 12 puan daha fazla.

 İş güçlerinin oluşturulmasına yardımcı olan teknoloji altyapılarına güveniyorlar

Araştırmaya göre enerji sektörü stratejik teknoloji yatırımının gücüne inanıyor, ancak dijital dönüşüm hedeflerini hayata geçirebilecek yeteneklere erişmeye odaklanmaları gerekiyor. KPMG tarafından hazırlanan 2023 Küresel Enerji CEO Görünümü raporu, enerji şirketlerinin yüzde 52’sinin (2022’ye göre 7 puanlık bir artış) yeteneklerini geliştirmek için çalışanlarına daha fazla yatırım yapmak istediğini ortaya koyuyor. Enerji sektöründen katılımcıların çoğu, iş güçlerinin bugüne kadar oluşturulmasına yardımcı olan teknoloji altyapılarının kabiliyetlerine güveniyor ve bazı durumlarda bu güvenleri diğer sektörlerin de ortalamasını aşıyor.

“Sektör geniş resmi göz önünde bulundurarak teknoloji yatırımlarını yapıyor”

KPMG Türkiye Enerji Sektörü Lideri Hakan Demirelli konuyla ilgili şunları söyledi: “Devam eden jeopolitik gerilimlerin, üretken yapay zekânın hızlı yükselişinin ve küresel ekonomik belirsizlik ortamının en çok etkilediği sektörden birisi enerji sektörü. Bu nedenle sektörde faaliyet gösteren şirketler geniş resmi göz önünde bulundurarak teknoloji yatırımları da yapmaya kararlı olduklarını bu anketimizde gösterdi. Bu yatırımlar, enerji şirketlerinin yenilikçi teknolojileri iyi bir şekilde kullanmasına olanak sağlıyor. Örneğin anketimiz enerji sektörünün, son 24 ayda şirketlerinin kârlılığını veya performansını artırmak için düşük kodlu/kodsuz platformları kullanma olasılığı en yüksek sektörlerden biri olduğunu ortaya çıkardı. Sektörün dijital dönüşüm projelerindeki başarısı ise doğru danışmanlık hizmetleri almaktan geçiyor. KPMG olarak biz de dijital dönüşüm alanındaki derin ve kapsamlı uzmanlığımız ile sektördeki şirketlerin uygun çözümleri başarılı bir şekilde kullanmalarına, inovasyonu artırmalarına ve daha geniş bir dijital dönüşüme başlamalarına yardımcı oluyoruz.”

Devamını oku

Bilgi Kaynakları

TÜREB ve DEHUKAM ‘Deniz Üstü Rüzgar Mevzuatı İçin İş Birliği Protokolü’ne İmza Attı

Yayın tarihi:

-

Yazar

TÜREB ve DEHUKAM

 Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) ve Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi (DEHUKAM) arasında ‘Deniz Üstü Rüzgar Enerjisi Mevzuat Çalışmaları alanında İş Birliği Protokolü’ imzalandı.

3 Nisan’da DEHUKAM’ın Ankara’daki merkezinde düzenlenen imza törenine TÜREB Başkanı İbrahim Erden, DEHUKAM Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Önel, DEHUKAM Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İsmail Demir, DEHUKAM Müdürü Mustafa Başkara, TÜREB Deniz Üstü Rüzgar Enerjisinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman ve her iki kurumun üst düzey temsilcileri katıldı.

Türkiye rüzgar sektörünün çatı kuruluşu TÜREB ile deniz hukuku ve siyaseti alanlarında ülkemizin uzman kurumlarının başında gelen DEHUKAM arasında bir iş birliği protokolü imzalandı. TÜREB Başkanı İbrahim Erden ile DEHUKAM Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Önel ve DEHUKAM Müdürü Mustafa Başkara’nın imzaladığı protokol ile her iki kurum arasında deniz üstü rüzgar enerjisi çalışmaları bağlamında mevzuat ve hukuki alanlarda karşılıklı bilgi alışverişinde bulunulacak ve çeşitli ortak proje çalışmaları yürütülecek.

TÜREB ve DEHUKAM 2TÜREB Başkanı İbrahim Erden, deniz üstü rüzgar enerjisi alanında sektörün ihtiyaç duyacağı düzenlemeleri en verimli şekilde yapma hedefiyle oluşturdukları protokol hakkında şunları söyledi: “TÜREB 32 yıl önce Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye’de rüzgarla ilgili yatırımların artması, insan kaynağının geliştirilmesi ve bu alanda bilgi birikimi sağlanması amacıyla kuruldu. Tabi o zaman daha dünya genelinde de henüz ticari deniz üstü uygulamaları yoktu. Danimarka’da bile ilk ticari tesisler 2000’li yılların başında hayata geçirilmeye başlandı ve özellikle 2010 sonrası yükselen bir ivmeyle deniz üstü yatırımları artmaya devam ediyor. Ülkemizin uzun ve orta vadeli stratejik enerji planlaması kapsamında deniz üstü rüzgar enerjisi hedeflerini de içeren ‘Türkiye Ulusal Enerji Planı’nın 2023 yılı Ocak ayında açıklanmasıyla paralel olarak bizim de TÜREB olarak bu alandaki yoğun çalışmalarımız başladı. Biliyorsunuz 2035 yılında 5 GW’lık bir deniz üstü rüzgar santralı hedefimiz var. Biz de bu hedef doğrultusunda paydaşlarımızla birlikte Türkiye’de deniz üstü rüzgar alanında da sağlıklı bir mevzuat altyapısını oluşturmak, güçlü bir ekosistem geliştirmek ve bilgi birikimi sağlamak adına iş birlikleri gerekiyor. DEHUKAM bu açıdan devletimizin ve akademinin deniz hukuku ve siyaseti alanında kritik birimlerini bünyesinde bulunduran çok değerli bir kurumumuz ve paydaşımız.  Dolayısıyla, bugün DEHUKAM’la imzaladığımız protokole TÜREB olarak büyük önem veriyoruz. Bu ve benzeri iş birlikleri sayesinde bu alanda ulusal ve uluslararası iş birliği imkanlarının genişleyeceğine, bilgi birikiminin artacağına ve böylece yatırımların ve sanayinin gelişeceğine inanıyoruz; bu vesileyle de DEHUKAM yönetimine iş birliğinin başlangıcı vesilesiyle teşekkür ediyoruz.”

DEHUKAM’ın özellikle deniz hukuku alanında çalışan ve araştırmacı yetiştirmeye odaklanan bir kurum olduğunun altını çizen DEHUKAM Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Önel de “TÜREB zaten kuruluş amacı dolayısıyla güçlü bir sektörel erişime ve ilgili araştırma altyapısına sahip. Yıllar önce Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız, özel sektör ve akademinin vizyonu sayesinde kurulmuş bu birliğin deniz üstü alanında da çalışmasını destekliyoruz. Biz de DEHUKAM olarak denizin dokunduğu her yerde olmak istiyoruz. TÜREB Yönetimi de bu amaçla bizimle bağlantıya geçti. DEHUKAM yönetimi olarak iş birliği ile ortak çalışmaların ülkemize ve deniz üstü rüzgar alanındaki hedeflerimize yarar sağlayacağı düşüncesiyle her iki kurum arasında deniz üstü rüzgar alanında karşılıklı bilgi alışverişi yaparak birlik ve beraberlik içerisinde çalışmayı hedefliyoruz. Protokolle deniz üstü rüzgâr enerjisi faaliyetlerinde hukuki altyapıya yönelik eğitim konularında TÜREB’e destek olarak ülkemizin bu alandaki ihtiyacını verimli bir şekilde karşılayacak çalışmalar yapmayı amaçlıyoruz” şeklinde konuştu.

Devamını oku

Trendler