Connect with us

Türbin Komponantleri

AEMOT, Aselsan ve ODTÜ iş birliğiyle rüzgâr türbini jeneratörü üretiyor

Yayın tarihi:

-

Elektrik motoru üretiminin iddialı markası AEMOT, Aselsan ve ODTÜ ile iş birliği içerisinde rüzgâr türbini jeneratörü üretimi yapacak. Projeye ilişkin AEMOT Genel Müdürü Sami Akdoğan’dan bilgiler aldık.

Sami Bey, AEMOT’u sizin ağzınızdan kısaca tanıyabilir miyiz?

2015 yılında ABANA motoru satın alarak sanayi hayatına AEMOT olarak başlamıştır. İki ana vizyona dayanarak yatırımlara başlamıştır: Türkiye’nin verimli motor açığını kapatmak ve yüksek güçte motor ve jeneratörler üretmek. Şu an 45.000 metrekare kapalı alanda 1.500.000 metrekare açık alanda faaliyetini sürdüren Aemot, 260 çalışanı ile hem iç pazara hem de dış pazarda adından söz ettirmektedir.

Rüzgâr enerjisi sektörüne yönelik çözümleriniz nelerdir?

Rüzgâr enerjisinde jeneratör üretiminde çözümler sunmaktayız. Ana işimiz üretimin yüksek verim ile yapılması. Bu yüzden fabrikamızı ve ekibimizi buna göre yapılandırdık. Şu an rüzgâr türbini jeneratör üretiminin tüm proseslerini fabrikamızdan tek lokasyondan üretebilme kapasitesine sahibiz.

Aselsan ve ODTÜ iş birliğiyle rüzgâr türbinleri için jeneratör üretimi çalışmaları yaptığınızı biliyoruz. Bu konu hakkında bilgi alabilir miyiz?

Öncelikle sanayi-üniversite iş birliğine inanan bir firmayız. Ama bu birleşmelerin doğru yapılması lazım. Çin sanayisinin en büyük atılımı bu iş birlikleriyle olmuştur. Burada Aselsan gibi bir firmanın sistem entegretörü olarak rol alması biz ve ODTÜ açısından önemli olmakla birlikte piyasa açısından da güven arz etmektedir. Bu birliktelik ile 4.25 MW jeneratör üretilecektir. Tasarım ODTÜ ile yürütülecek olup AEMOT üretimini ve testini yapacaktır. Test çok önemli bir konu. Yaptığımız jeneratörün verimini ve performansını ölçebileceğiz. Türkiye’de bir ilk olacak.

AEMOT Genel Müdürü Sami Akdoğan

Geride bıraktığımız yılı nasıl değerlendiriyorsunuz? 2021 yılına dair öngörüleriniz nelerdir?

Geride bıraktığımız yıl hem çalışanlar hem de müşterilerimiz için çok zorlu bir yıldı. Biz bildiğiniz gibi iki ana konuda üretim yapıyoruz: Motorlar ve jeneratörler. Motor kısmında önemli bir ölçüde ihracatımız var. Bu yıl mevcut müşterilerimiz alımlarını artırırken, yeni müşteriler de Çin yerine Türkiye’yi tercih etti. Bu durumda kapasitelerimiz doldu. Bunu iyi olarak değerlendirmekle birlikte aynı zamanda Türkiye’nin sanayi kapasite problemini ortaya çıkardı. Avrupalı müşteri Çin’in yanında ikinci bir tedarikçinin olması gerektiğini anladı. Ama az da olsa üretim Türkiye’ye kayınca bizle birlikte birçok fabrika kapasitelerini doldurdu. Buradan çok büyük bir ders çıkarmalıyız. Bu büyümelerin sürdürülebilir olması için dengeli bir şekilde kapasite artırımı yapmamız gerekiyor. Jeneratör üretiminde de birçok müşterimizin teşviklerden ötürü zamanında ürünü alması için, pandeminin tüm etkilerini elimine etmek için zorlu bir plan yaptık ve uyguladık. Zamanında teslimlerimizi gerçekleştirdik. Genel hatları ile 2020 yılı bizler için başarılı bir yıldı. Birçok proje anlaşmaları ile 2021 yılına güçlü girdik diyebilirim.

Kısa veya uzun vadede hayata geçirmeyi düşündüğünüz yeni projeler var mı?

Biz Türkiye’de senkron relüktans motorları üreten ilk firmayız. Şu an 55 kW-400 kW arasında üretimimiz devam ediyor. 2021 yılında alt güçlerde de üretimi gerçekleştirerek seriyi tamamlamaya çalışacağız. Rüzgâr türbini jeneratöründe mevcut müşterilerimize üretimimiz devam ediyor. Bu sene direct drive jeneratör için çalışmalara başlayacağız. 2019’un son çeyreğinde başladığımız Türkiye’de bir ilk olarak yerlilik oranı en yüksek seviyede tüm lisansları Aemot’a ait olmak üzere hydro jeneratör üretimimiz başlamıştır. 2021 içinde 13 adet projemiz var. 1 MW’tan 10 MW’a kadar bu jeneratörlerin dizayn ve üretimlerini 2021 içinde tamamlayıp teslim edeceğiz. Burada da yine en büyük odağımız verim olacak. Bir üretici olarak ürettiğinizi ölçemezseniz başarı şansınız olmaz. O yüzden Türkiye’nin en büyük test laboratuvarını 2021 yılı sonuna doğru kurmuş olacağız. 3.8 M € yatırımla bu laboratuvarda orta gerilim, alçak gerilim ve yüksek gerilim motor, rüzgâr türbini jeneratörü, hydro jeneratörü testleri yükte yapılacaktır. Aemot olarak hedefimiz global oyuncular arasına girmektir. 

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Türkiye’nin ekonomi açısından daha üst refah seviyelere çıkması üretimden geçiyor. Üretmeyen bir ülke yok olmaya mahkûmdur. Üretmek de sadece üretimini yapmak değil aynı zamanda dizaynından başlayarak know-how ile bütünleştirip yeni iş modelleri koymamız gerekiyor. Türkiye montaj sanayii ile bir yere gelemez. Birçok bileşeni ülkemizde tutmamız gerekiyor. Devletimizin birçok teşviki var, özellikle yenilenebilir enerji alanında yatırımcılar açısından. Örneğin eğer yerli ürün kullanılıyorsa yatırımcıya kW başına ekstra teşvik veriliyor. Bu gerçekten teşvik edici bir unsur. Ama istihdamı artırmak için komponent üreticisinde doğrudan teşvik verilebilir. Türkiye’nin yaptığı yatırımlar bizim gibi üreticiler için çok önemli. Bugün Aemot olarak hydro jeneratör üretimini yapmak iyi bir şey ama bunu bir işle bütünleştirmek gerekir ki bize referans olsun. Özellikle ihracatta yabancı firmanın ilk sorduğu şey “daha önce bunu yaptınız mı” oluyor. O yüzden bugün yaptığımız işler ilerisi için bize referans teşkil ederken aynı zamanda yeni iş olanaklarını açıyor. Aselsan-ODTÜ iş birliği bu anlamda çok önemli. Bugün burada rüzgâr türbini jeneratörü üretilecek. Dizayn yerli olacak, üretim yerli olacak, ortaya somut bir ürün konulacak ve referans olmuş olacak. Bir ürünün sadece yerli olması da önemli değil. En az bugün piyasada kabul görmüş ürünlerden daha iyi olması lazım ki bunun bir anlamı olsun. Sanayi-üniversite iş birliği iki taraf için de birçok konuda fayda sağlayan bir oluşum. Teori pratiğe dönüşüyor, yeni teknolojilere açık hale geliniyor. Kısaca özetlemek gerekirse durmadan teknolojiyi üretmeliyiz. Bunun için bütün tool’ları kullanmalıyız. Üniversitenin, yurtiçi-yurtdışı paydaşlarınızın da olduğu bir oluşumla üretmeliyiz. Kapasiteyi dengeli olarak artırmalıyız. Türk sanayicisi kendi sınırları içinde kalmamalı. 2030’lu yıllara gelmeden yurtdışında birçok sanayi kuruluşunda ortağı ya da sahibi konumunda olmalıyız.

Güç Aktarım Bileşenleri

Yılmaz Redüktör’den rüzgar türbinleri için pitch ve yaw drive çözümleri

Yayın tarihi:

-

Yılmaz Redüktör Genel Müdürü Metin Yılmaz’la bir röportaj gerçekleştirdik. Köklü firmanın geçmişi ve merhum Mesut Yılmaz’ın ilham verici hikâyesini dinlediğimiz Metin Bey’den, rüzgar türbinlerine dönük redüktör çözümleri ve partnerlik yaptıkları türbin üreticisi firmalar hakkında da bilgiler aldık.

Yılmaz Redüktör’ün yarım asrı aşan yolculuğundan kısaca bahsedebilir misiniz?

Yılmaz Redüktör, 1958 yılında kurulmuş bir şirkettir. Kurucusu Sayın Mesut Yılmaz’ı 2001 yılında kaybettik ve kendisini rahmetle anıyoruz. Mesut Yılmaz’ın hikâyesi, Türkiye sanayicisinin o dönem içinde yaşadığı zorlukların bir aynasıdır ve geleceğe bakarken sahip olduğumuz günümüz değerlerinin kıymetini bize hatırlatmaktadır. Henüz 14 yaşında iken “ben tornacı olacağım” diyerek babasının Kastamonu Abana’da bulunan kahve dükkanında çalışmayı reddeden ve gizlice bir mavnanın kapalı bölümüne saklanarak İstanbul’a kaçan azimli bir gencin hikâyesidir bu. Parasız pulsuz, İstanbul’da, Karaköy’de, o dönem kalafat yeri denen yerde, içinde torna gördüğü bir atölyeye yanaşıp, Ermeni ustasına “Ben çalışmaya geldim… para falan istemiyorum… Yiyecek aş, yatacak yer ve bana çalışacak bir torna verin” diyebilecek kadar azimli bir gencin hikâyesi. Sonrasında ondan çok şey öğreneceği ustası onu kendi evladı gibi sevecek ve o gün “Sana iş de, aş da, yatacak yer de vereceğim. Yevmiyeni de alacaksın. Ama önce babanı bulup bir konuşalım…” diyecekti. Ermeni ustasının yanında yaklaşık 10 yıl çalıştıktan sonra, yaşlanan ustasından kendi işini kurma iznini almış ve 1958’de kendi şirketini kurmuştur. O dönem kendi imkânları ile kendi ürettiği ilk tornası ve satın aldığı tek matkap ile kendi işine başlayacak ve hatta tornanın motorunu, eşinin dikiş makinesini satarak satın alabilecekti. 1963 yılına kadar farklı sektörlere parça imalatı yaptıktan sonra, kendisine sürekli tamir için getirilen redüktörlere yani dişli kutularına özel bir ilgisi olmuştur ve 1963 yılından itibaren yalnızca dişli kutusu üretmeye karar vermiştir. İlk büyük işini yine aynı yıl Kastamonu orman işletmelerine yapmış, o dönem 150 adedin üzerinde olan ilk seri imalatını yapmıştır. O günlerde 5 kişi ile başlayan firmamız bugün grup olarak 1300 kişilik bir ekip olmuştur. Mesut Bey’in 3 oğlu yönetim kurulundadır ve Yılmaz Grubu’nu başarı ile yönetmektedirler. Sektöründe Ortadoğu’da lider Avrupa’da ilk beş firma içinde yer alan firmamız, dünyada 50’den fazla ülkeye ihracat yapmaktadır. Yılmaz Grubu’nun günümüzde 3 ayrı üretim merkezi bulunmaktadır. Biri Esenyurt diğer ikisi Çerkezköy yerleşkesindedir. Yine Çerkezköy’de dördüncü fabrikanın da temelleri atılmış ve bu yıl içerisinde faaliyete geçecektir. Bu fabrikalardan biri ELK markası ile asenkron elektrik motorları üretmekte, diğer bir fabrika MES markası altında pik ve sfero döküm dökmektedir. YILMAZ markası altında ise hem Esenyurt hem Çerkezköy fabrikalarında dişli kutusu üretimi yapılmaktadır. 2021 yıl sonuna kadar, grup toplamda yaklaşık 250.000 metrekarelik kapalı üretim alanına kavuşacaktır.

Rüzgar enerjisi sektörüne yönelik çözümleriniz hakkında ayrıntılı bilgi alabilir miyiz?

Rüzgar türbinlerinde, rüzgarın hızına göre kanadın açısını çeviren “pitch drive” dediğimiz redüktörler ve nasel dediğimiz ana gövdeyi, kanatlar rüzgara dik olacak şekilde çeviren “yaw drive” redüktörler bulunmaktadır. Bunun haricinde kanat ile jeneratör arasında ana redüktör veya “direct drive” jeneratör bulunmaktadır. Biz Yılmaz Redüktör olarak “pitch ve yaw” drive redüktörler üretmekteyiz. GE, Siemens ve Enercon temasta olduğumuz rüzgar türbini üreticileridir. GE ve Siemens için test aşamaları geçilmiş ve seri üretim 2021 yılının son çeyreği olarak planlanmıştır. Enercon muhtemel olarak 2022 yılının başı olacaktır. Bu redüktörler müşteri isteklerine göre tasarlanmış, uzun ömür ve performans testlerinden geçirilmiş özel redüktörlerdir. Beklenen çalışma ömürleri ve maruz kaldıkları yükler, birçok klasik redüktörle kıyaslandığında oldukça farklıdır ve ciddi tasarım bilgisi ve tecrübe gerektirmektedir. Laboratuvarların hızlandırılmış ömür testlerini yapabilecek kabiliyette olması gerekmektedir. Bütün bu zorlayıcı şartlar altında rekabetçi bir ürün tasarlanamaz ise pazarda şans bulamaz. Yılmaz Redüktör’ün kullandığı üretim teknolojisi ve Ar-Ge kabiliyetleri bunu gerçekleştirmeyi sağlamaktadır. 

Türkiye’de ve dünyada rüzgar enerjisi sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizi bu sektöre yönelten ne oldu?

Hepimizin bildiği son yıllarda yaşadığımız iklim değişiklikleri geleceğimiz için kaygı verici. Dünya üzerinde ortalama sıcaklıkların bir derecelik artışları, buzulların erimesi ve deniz seviyelerinin yükselmesi ile sonuçlanıyor. Kıyı şeridinde yaşayan milyonlarca insan tehdit altında olduğu gibi, tatlı su kaynaklarının da azalması ile kuraklık, geleceğin en büyük tehdidi. Bunu gelecek nesillerimize hiçbirimiz yaşatmak istemiyoruz. Sürdürülebilir ve yaşanabilir bir dünya istiyoruz. Ortalama sıcaklığın artmasında, sera gazları ve karbondioksitin etkisini hepimiz biliyor ve tartışıyoruz. Tüm ülkeler karbon izlerini azaltmak zorunda. Bir taraftan da yeni teknolojilere kabaran iştahımız ve hayat standartlarındaki yükselmenin sonucu olarak enerji ihtiyacımız artıyor. Bu çıkmazdan kurtulmanın yolu temiz enerjiden geçiyor. Fosil yakıtlardan tamamen çıkıp, dönüştürülebilir enerji kaynaklarına geçmemiz gerekiyor. Rüzgar türbinleri ve güneş panelleri de fosil yakıtların yerine geçebilecek, teknolojisi bilinen, yeni enerji üretim kaynakları. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu konuya artan bir ivmeyle önem gösteriliyor ve teşvik edici politikalar açıklanıyor. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde Türkiye’de yüzbinlerce rüzgar Türbininin kurulacağını düşünüyorum. Bunu yaparken yabancı bağımlılığından da kurtulmamız gerekiyor. Biz kendi sektörümüz içinde parçaları üretmek için son iki yıldır yatırım yapıyoruz. Çerkezköy’de kurulan 4. üretim merkezimizin ana çıkış noktası bu olmuştur. Diğer parçalarda da farklı sektörlerde ciddi çalışmalar yürütülüyor. Önümüzdeki beş yıl içerisinde bu parçaları bir araya getiren komple rüzgar türbini üreten güçlü yerli firmaların çıkacağını umut ediyorum.   

Rüzgar enerjisi sektöründe ürün sağladığınız projeler ya da partnerlik yaptığınız üreticiler varsa bu konuda bilgi alabilir miyiz?

Daha önce değinmiştim. GE ve Siemens için ürün test ve onaylama süreci tamamlandı. 2021 yılı dördüncü çeyreği için üretim planlamamız yapıldı. Enercon firması için de henüz tasarım aşamasındayız. Yerli bir türbin üreticisi çıkması durumunda, ürün sağlama noktasında şimdiden hazır olduğumuzu bildirebilirim. 

Kısa veya uzun vadede hayata geçirmeyi düşündüğünüz yeni projeler var mı?

Kısa vadede daha büyük planet redüktörler planımızda bulunuyor. Yıl sonuna kadar 500000Nm’lere varan planet redüktörlerimiz kataloğa eklenecek. Bu, 50000Nmc ile sınırlı olan mevcut serinin 10 kat artırılması demek oluyor. Yeni üretim merkezimizin yıl sonuna kadar inşaatı tamamlanacak ve devreye alınacak. Yine kısa vadeli programımızın içerisinde yerli sürücü imalatı bulunuyor. 2021 yılının ikinci yarısında üretime başlanacak. 

Uzun vadede yenilenen fabrikalarımız, yalın üretim felsefesi ile çalışan, otomasyon ağırlıklı, kâğıtsız, dijital fabrikalar haline gelecek. Günümüzde bu konuda oldukça yol kat ettik. 

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Ülkemizin daha ileri götürmek, dünyada daha rekabetçi ürünler üretebilmek ve rakiplerimizin önünde koşabilmek için, nitelikli, iyi eğitimli elemanlara ihtiyacımız var. Gelecek stratejilerimiz içerisinde en önemli konunun bu olduğunu düşünüyorum. Araştıran, kalıpları içinde hapsolmadan özgürce düşünebilen tertemiz beyinlere ihtiyacımız var. Bu insanlara hayallerini gerçekleştirmeleri için ortam ve kaynak sağlamalıyız ve teşvik etmeliyiz. Bu insanları ülkemizde tutabilecek heyecan ve imkânı sağlamalıyız. Gelecek, bilgiye ve teknolojiye hâkim insanların elinde olacak, makinelerin ve robotların değil.

Metin Yılmaz kimdir?
1971 Almanya doğumluyum ve çocukluğum Almanya’da geçti. Lise yıllarım Kastamonu Abana ilçesinde geçti. ITÜ Gemi İnşaat Fakültesi Gemi İnşaat Bölümü’nden 1993 yılında mezun oldum. Makine Fakültesi’nin bir alt dalı iken bağımsız bir fakülte haline gelmiş bir fakültedir. Staj dönemlerimi saymaz isek, Yılmaz Redüktör’e 1993 yılında başladım ve 1994 yıllında dil eğitimi için İngiltere’ye gittim. 1996 yılında tekrar kısa dönem askerlik hizmetimi de tamamlamış olarak Yılmaz Redüktör’de işe başladım. Uzun yıllar sonra Boğaziçi Üniversitesi Mekatronik Bölümü’nde yüksek lisans da yaptım. İmalat, Kalite Kontrol, Satış Teknik Destek, Planlama ve Ar-Ge bölümlerinden sonra Genel Müdür olarak atandım. Son birkaç yıldır bu görevi üstlenmekteyim.

Devamını oku

Türbin Komponantleri

PGR’den hacmi küçük tahvil oranı büyük planet redüktörler

Yayın tarihi:

-

Polat Group Redüktör (PGR), PL/PLB serisi planet redüktörlerle ağır ve değişken yüklenmelerin olduğu tahrik sistemlerine güvenilir çözümler sunuyor.

PGR PL/PLB serisi ile ağır ve değişken yükler güvende

PGR Drive Technologies planet redüktörleri küçük hacimde yüksek tahvil sunmalarıyla, PTO, IEC, kamalı mil giriş seçenekleriyle, 850000 Nm moment değerlerine kadar kompakt ve modüler yapısıyla, ağır ve değişken yüklenmelerin olduğu tahrik sistemlerinde çözüm olmaktadır.

  • Giriş ve çıkışı eş eksenli veya eksen açısı 90° olan redüktörlerdir.
  • Ayaktan ve flanştan bağlantı opsiyonları bulunmaktadır.
  • Gövde rijit ve modüler bir yapıya sahiptir.
  • Diğer redüktörlere kıyasla daha küçük gövde boyutlarıyla daha yüksek moment değerleri karşılanabilmektedir.
  • Sistem mukavemet hesaplamaları, ISO, DIN ve NIEMANN standartlarına uygun olarak yapılmaktadır.
  • Farklı giriş opsiyonları sunulabilmektedir. (IEC, hidro motor bağlantılı, servo motor bağlantılı vs.)
  • Farklı çıkış opsiyonları sunulabilmektedir. (Mil çıkışlı, konik sıktırmalı, DIN formu kayıcılı vs.)
  • Gövdeler, sfero (GGG 50-60) olarak üretilmektedir.
  • Dişliler, dövme ve 21NiCrMo2 sementasyon çeliğinden imal edilmektedir.
  • Yüksek kalitede rulman ve sızdırmazlık elemanları kullanılmaktadır.
  • Müşterinin özel talepleri karşılanabilmektedir.

Kompaktlık, yapısal basitlik ve ürün güvenilirliği taleplerine modern bir yanıt

Güç aktarımı alanında planet dişli ünitelerinin kullanılması kompaktlık, yapısal basitlik ve ürün güvenilirliği konusundaki taleplere modern bir yanıttır.

Planet dişli ünitelerinin uygulama yelpazesi artık çok çeşitli mobil makinelere, kimyasal  tesislere,  işleme  aletlerine,  mermer işleme makinelerine, nakliye ve kaldırma sistemlerine, gıda ve ekoloji sanayilerine ve enerji sistemlerine kadar genişlemiştir.

Bu ürün grubuyla ilgili seçim yapılırken dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Mekanik bir aktarım sisteminde yer alan bir planet dişli ünitesi, çalışma sırasında maruz kaldığı gerilimler kesin bir şekilde ana makine ile tahrik edilen ekipmanların özellikleri ile ilgilidir (güç emilimi ve çalışma döngüsü).

 En doğru planet dişli ünitesinin seçilebilmesi için bütün aktarım sistemi hakkında bilgi sahibi olunması gerekmektedir. 

Aşağıdakilerin bilinmesi gereklidir: 

  • Günde kaç saat çalışabileceği
  • Kullanım alanı (Konveyör, mikser vb.)
  • İhtiyaç duyulan tork değerlerini karşılayabilmesi
  • Dur kalk sayısı
  • Makinanın çalışması esnasında oluşan ısı enerji miktarı
  • Redüktörün makinaya bağlanabilirliği.

Ürünlerin uzun ömürlü ve sağlıklı bir şekilde kullanılması için nelere dikkat edilmeli?

Uzun ve verimli bir servis ömrü elde etmek için planet dişli üniteleri uygulama yerine doğru şekilde monte edilmelidir. Dolayısıyla yapının bütün yüzeyleri düz ve planet dişli ünitesinin eksenine dik olabilmeleri için H8 kılavuzlar ile işlenmelidir.

Açık hava kurulumları için planet dişli üniteleri kötü hava koşullarına karşı korunmalıdır, paslanmaya karşı etkili maddeler ve su/toz geçirmeyen gres ile korunmuş yağ keçeleri kullanılmalıdır.

Isıl güçlerin de kontrol altına alınması ve buna uygun çözümler bulunması gerekmektedir. 

Ayrıca yağlama konusu çok önemlidir. Doğru ve yeteri kadar yağlanan bir planet dişli ünitesi, çok uzun yıllar sorunsuz çalışabilir.

Güçlü kalite politikasıyla Polat Group Redüktör

Polat Group Redüktör olarak misyonumuz, müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılayacak çözümleri bilgi teknolojilerini kullanarak en verimli ve kaliteli şekilde sunmaktadır. Birçok farklı ürün yelpazesi ile, müşteri ihtiyacını maksimum seviyede karşılamak için eş zamanlı mühendislik yöntemlerini kullanarak çalışmalarını sürdürmektedir. Tasarım faaliyetleri, ürün geliştirme programları ve bilgisayar destekli çalışmalarımız sürekli gelişen bir grafik çizmektedir. Rekabetçi ve güçlü kalite politikamız müşteri yelpazemizi genişletmektedir.

Devamını oku

Yağlama Malzemeleri

TOTAL Madeni Yağlar, CERAN Gres ile makinelerin ömrünü uzatıyor

Yayın tarihi:

-

TOTAL Madeni Yağlar, patentli TOTAL CERAN teknolojisi ile zorlu ve ağır koşullarda faaliyet gösteren işletmelerin çözüm ortağı oluyor. Total Turkey Pazarlama Teknik Servisler Müdürü Özgecan Çakıcı, “İnovasyon TOTAL’in DNA’sında var. Gresler arasında teknolojisiyle fark yaratan ürünümüz CERAN, işletme giderlerini azaltırken verimliliği artırıyor” dedi.

İstanbul, 10 Kasım 2020 – TOTAL Madeni Yağlar, yarım asırlık saha tecrübesiyle tüm endüstriyel segmentlerdeki zorlu uygulamalara özel geliştirilmiş çok çeşitli ve yenilikçi gres çözümleri sunuyor. CERAN, demir-çelik, çimento, kağıt, gıda gibi sektörlerdeki makinelerin ihtiyaç duyduğu yüksek performansı karşılıyor. 50 yılı aşkın süredir yenilikçi ve yüksek performanslı ürün ve çözümler geliştirdiklerini söyleyen Total Turkey Pazarlama Teknik Servisler Müdürü Özgecan Çakıcı, ana hedeflerinin müşteri odaklı davranmak olduğunu belirtti.

“Yüksek basınç, su ve sıcaklığa dayanıklı”

Özgecan Çakıcı, “Demir-çelik, otomotiv, çimento, enerji gibi rekabetin yoğun olduğu sektörlerde işletme giderlerini azaltmak ve verimliliği artırmak büyük önem taşıyor. TOTAL Madeni Yağlar, makinelerden en yüksek verimi almaya yardımcı olurken ihtiyaç duyulan güvenilirliği ve rekabet avantajını sunuyor. CERAN ile TOTAL Madeni Yağlar olarak yeni nesil kalsiyum sülfonat kompleks teknolojili gresi biz geliştirdik. CERAN, yüksek basınca, suya ve yüksek sıcaklığa karşı dayanıklılık ve mekanik stabilite sağlıyor, aynı zamanda korozyona ve oksidasyona karşı mükemmel koruma özelliğine sahip” dedi.

“Çevresel etkileri en aza indiriyoruz”

TOTAL Madeni Yağlar’ın ayrıca, dünya çapında geçerli OEM onaylarına sahip farklı ihtiyaçları karşılayan gresleri sunduğunu belirten Özgecan Çakıcı, “Mühendislerimiz ve araştırmacılarımız, otomotiv sektöründeki ilk dolum uygulamaları için sürekli olarak özel gresler geliştiriyor. Çimento sektöründeki en ağır şartlarda bile üretim prosesinin her aşamasında performans ve devamlılık sağlıyoruz. Kağıt endüstrisinin, zorlu ve ağır işletme koşulları için yenilikçi çözümler sunuyoruz. İnovasyon, güçlü değerlere sahip DNA’mızın merkezinde bulunuyor. Gıda sektöründe de gerekli tüm emniyet standartlarını karşılamak için çok çeşitli NSF H1 tescilli gresleri geliştirdik. NEVASTANE isimli bu ürün serisi CERAN’la aynı teknolojiye sahip. Yüksek sıcaklıktaki operasyonlar ile uyumlu CERAN gresimiz, yangına karşı dirençli hidrolik yağlarımız ve dişli yağlarımız ile ekipmanların ömrünü ve verimliliğini artırıyoruz. Kirlilik, toz, su ve sıcaklık değişimlerinin etkisini azaltırken çevre üzerindeki etkiyi de en aza indiriyoruz. REACH tarafından onaylı ürün gamımız, çevreye duyarlı kalıp yağımız IRONCAST ve madeni yağ tüketiminde optimizasyon sağlayan, üstün suya dayanım kabiliyetine sahip CERAN gres ile çevre ve sağlık standartları ile uyumluyuz.”

Devamını oku
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com