Connect with us

4. İzmirRüzgar buluşması

Yayın tarihi:

-

Bu yıl dördüncüsü düzenlenen İzmirRüzgar Buluşmalarına Rüzgar Enerjisi Dergisi olarak bizler de katılım gösterdik. Etkinliğe sektörün önemli temsilcileri ve firma yetkililerinden oluşan yaklaşık 55 kişi katılım gösterdi.

Sektörün önemli bileşenlerinin bir araya geldiği buluşmada, başta Demirer Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erol Demirer, TÜREB Başkanı M. Serdar Ataseven ve Ateş Wind Power firmasından Türker Murat olmak üzere pek çok konuşmacı görüşlerini paylaştı.

Bu türden buluşmalar ve sektörde yer alan firmaların bir araya gelerek bir rekabet ortamından ziyade ortak akıl geliştirerek mevcut sorunlara nasıl çözüm bulunabileceğini tartıştığı etkinlikler sektör adına son derece yararlı olmaktadır. Dileğimiz bu tür iletişim yoğun buluşmaların daha çok desteklenmesi ve sektöre fayda sağlamasıdır.

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Aydın Yalçın konuklara katılımlarından dolayı, organizasyonda katkısı bulunan Görkem Teneler ve Alper Kalaycı’ya de vermiş oldukları destekten dolayı teşekkür etti ve şunları söyledi: “Geride bıraktığımız 2017 yılının ikinci yarısı sektörümüz açısından oldukça hareketli geçti. YEKA RES öncesi 710 MW’lık ihale, 1.000 MW’lık YEKA ihalesi ve yılın son haftasında da 2.130 MW’lık ihale ile beraber toplamda 3.840, yaklaşık 4.000 MW’lık bir rüzgâr santrali ihalesi gerçekleşti.

Kasım ayında TÜREK’te yapılan toplantıda da Enerji Bakanı’mız 2020 yılı sonrası YEKDEM’in devam etmeyeceği açıklaması sektörde büyük bir merak uyandırdı, YEKDEM’in nasıl devam edeceğine dair. 2018 yılının ilk çeyreğinde de deniz üstü/offshore rüzgâr santrali ihalesi yapılacağı duyuruldu ve yerler açıklandı. Nisan 2018’de alınması planlanmış olan başvurular 2 yıl sonrasına Nisan 2020’ye ertelendi. Bütün bu yoğun gelişmeler arasından YEKDEM’i konuşmaya karar verdik. YEKDEM: YEK destekleme mekanizması yürürlüğe girdi. 31.12.2020’ye kadar işletmeye girenler için. Sektörümüzün sürdürülebilir olması için nasıl bir destekleme mekanizması olmalı? 2017 yılındaki bütün bu gelişmeler sonrasında sektörümüzün geleceği ve YEKDEM nasıl olmalı?”

Daha sonra söz alan Erol Demirer ise şunları belirtti: “Önceden bir sorun vardı bize ne soracaklarını bilmiyorlardı ama onay vermek için soracak bir şeyler arıyorlardı ki ona göre onay verelim diye. Yani balta girmemiş ormandaydık ama şimdi İstanbul trafiğinde gidiyoruz. Bugün şöyle bir kolaylık da var mesela, o zaman ilk santrali kime satacaksınız dedikleri zaman biz kendi fabrikamıza kurmuştuk.

O zaman ürettikten sonra santral şebekeye verirken %6,5 kesiliyordu, fabrika tarafından alınırken %6,5 daha kesiliyordu. Toplam %13 iletim ve dağıtım masraflarına gidiyordu. %87 net bize kalıyordu. Şu andaki fiyatlara bakıyorum piyasadaki fiyatlar 17 kuruş, tüketiciye satılan KDV hariç 40-45 kuruş civarında. Şu anda iletim ve dağıtım fiyatları enerjinin fiyatının tüketiciye kadar giden yolda yarısından fazlasını aldı.

Tabii ondan sonra büyük projelerde bir tanesini yap-işlet-devret yaptık daha sonra yap-işlet-devret kalktı. Büyük projelerin finansmanı olmuyordu. İşte YEKDEM mekanizması beklendi.

2005 yılına kadar pek bir ilerleme olmadı. İlk senelerde piyasanın fiyatı YEKDEM’in fiyatından daha yüksekti. Dolayısıyla YEKDEM sadece garantili olarak oluyordu.

Sonra piyasa fiyatları yavaş yavaş bu dağıtım şirketlerine verilen kesintilerden sonra piyasa fiyatı YEKDEM’in altında kaldı. Zaten bunu 1-2 sene içerisinde fark eden herkes YEKDEM’e geçti.

Tabii YEKDEM içinde ilk YEKDEM kanununda olmayan büyük hidroelektrik santralleri de var, o da işin yükünü büyütüyor. YEKDEM karşıtı olanlara hepimize çok büyük sorunlar yaratıyor.

YEKDEM Türkiye’de sanayinin gelişmesine çok yardımcı oldu. İlerleyen senelerde yerli katkı da geldi. Piyasa iyi gidiyordu, hani tek derdimiz izinlerdi. Ama YEKDEM ilk sefer 2015’e kadardı. 2020’ye kadar uzatıldı, şimdi gene yolun sonuna geliyoruz. Şu anda yeni yapılan projeler, şu anda başlayanlar son ihalelerde olanlar YEKDEM’e yetişmeyecekler.

Dolayısıyla piyasaya çıktıklarında şartların ne olacağını bilmiyorlar, o belirsizlik.

Bir de enerjide geçmiş yıllarda doğal gazla karşılaştırıyordum rüzgârı. Doğal gazda enerji üretimi maliyetinin %30 yatırım %10 işletme %60 yakıt. Rüzgârda %10 işletme %90 yatırım. Yani rüzgârcı parayı en başta koyuyor, doğal gazcı en azından şartlar kötü gittiğinde santrali durdurur ve o %60 tasarruf eder. Rüzgârcıysanız belirsizlik veya belirli olması önümüzü görmek çok önemlidir.

Bu 2020’ye artık dediğim proje geliştirme zamanından daha az kaldığı için zamanı geldi.

Bakıyorum ihalelerde çok iddialı fiyatlar veriliyor. Benim aklımın ermediği fiyatlar veriliyor aslında. Pratiğe bakıyoruz ilk santral mesela hiç YEKDEM’e girmemişti, ikinci santral de 10 yılını doldurdu. O da YEKDEM’den çıktı, şu anda piyasaya satıyoruz. Fiyat bayağı düştü tabii, ilk orijinal santralin kredisi de bittiği için iadenin kredisini ödüyoruz. Kredi ödenmediği için faiz olmadığı için çok ufak bir kısmı olduğu için dönüyor.

Bu piyasa fiyatlarına pek dönmez gibi görünüyor. Bir de eksi fiyatlar da var. Artık tabii herkes türbin fiyatları düşecek daha iyi olacak diyor ama.

Bize YEKA anlaşmasından 2 hafta sonra Siemesn’çiler gelmişti. Dedik ki, bize 3,48 kurtaracak türbin fiyatı verin, bu türbini daha yapmadık ama yetiştireceğiz dediler.

Şu anda biri orta atacak herkes depara geçiyor ama orta gelmezse futbolcular ofsayta düşecek ama gelirse de golü atacaklar tabii. Biz o riske girmedik, bu yeni ihalelerde pek bir şey kazanmadık. Son çeyrekte olduk.

Ama işte türbin fiyatları her gün ucuzluyor, bakalım. Yerli katkının 2020’de ne olacağı net değil, belirsiz. Ama hükümet yerli üretimi desteklemek istiyor herhalde, yerli katkıyı destekleyecek kurallar çıkaracak ama şu anda o kurallar yok böyle bir belirsizlik var.

Ama yenilenebilir enerji geleceğin enerjisi. Devamı gelecek bir şeyler mutlaka olur.

Tam o anda yatırımda olanlar biraz sevinirler. Zaten önde olan ya kazanır ya da kaybeder. Oturanın kazanma şansı yok böyle şeylerde. Yatırımcının biraz riske de girmesi lazım. İşte Türkiye’nin belirsizliğinin kredibilitesinin, kredi notunun yükselmesi çok önemli, çok fark ediyor. Çünkü dediğim gibi %90 en baştan yapıyoruz. Yani rüzgârın biraz üretim az oldu borcu 10 senede değil 12 senede ödersiniz. Ama faizle yarışamıyorsanız, borç azalmıyorsa 10 sende %10 ödemeniz lazım ötekini de %8 ödemeniz lazım ama faizle çok yük binerse seneden seneye borcu azaltamıyorsanız artık önü tıkanmıştır.

Ben offshore ihalelerini de merak ediyorum. Offshore eskiden çok pahalıydı, şimdi biraz daha ucuzladı. Türkiye’de de şey var, değil offshore, denize yakın santrallerde bile radarı engelliyorsunuz diye biz çok türbine izin alamadık. Bu türbinleri koyarsanız biz Yunanları göremeyiz diyen sorunlar çıkabilir. Bilmiyorum işte yani kritik olmayan körfezin içine falan konması lazım. Offshore daha büyük bir macera olarak görüyorum.”

Ardından soru cevap kısmına geçildi. 2023 ve 2030 kurulu güç tahmini sorulan Erol Demirer, “Şu an da bayağı hız kestik. Her sene %25-30 yaparken bu son sene %13 civarında büyüdük. Yeni projelerin gelişmesi çok uzun sürüyor. 2023’de belli olmaz, kuralları bir değiştirirler uçar bir değiştirirler kalır. Bu gidişatta 2023 11 bin, 12 bin MGW gibi gidiyor. Ama şartlara göre rüzgârın nasıl estiğine bağlı. Yelkenli gibiyiz arkamızdan eserse yol alırız, karşımızdan eserse kalırız.”

Ardından Serdar Ataseven söz aldı ve şunları söyledi: “Sayın bakanın açıkladığı offshore YEKA ile ilgili Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü’nde bir çalışma var şu anda, onun şartnamesi üzerinde çalışılıyor. Ama bir taraftan da ikinci onshore YEKA üzerinde de çalışılıyor. Mayıs sonuna kadar ya da Haziran başı gibi taslak offshore YEKA’yı sektör paydaşlarına, görüş almak üzere sunulacağı belirtilmişti. Daha sonra Haziran sonu Temmuz gibi belki Eylül’e de sarkabileceği ifade edilmişti. Tabii sayın bakan bunları ifade ettiğinde seçim kararı alınmamıştı. Ne derece etkili olur onu bilemiyorum.

Bunun dışında 2020 sonrasıyla ilgili düzenlemelerde, sayın bakanın ifade ettiği gibi Türkiye Rüzgâr Enerjisi Kongresi’nde açıkladığı gibi destekleme mekanizması olmayacak.

Biz de TÜREB olarak bunun yerine nasıl bir düzenleme getirebiliriz diye bir çalıştay düzenledik Ankara’da. Bu çalıştay neticesinde bir komisyon belirledik. Komisyon üyelerinin birkaçı da aramızda, onlar bir çalışma yürütüyorlar.”

Daha sonra söz alan Türker Murat ise 20.000 m2 kapalı, 200.000 m2 açık alana kurulu fabrikalarında Enercon ve GE başta olmak üzere tüm üreticilere kule imalatı yaptıklarını belirtti. Firma adı olarak Ateş Wind Power’ı benimsedikleri yeni dönemde sadece kule üretimi değil kule tasarımı da yapacaklarını belirten Murat, %80’lik bir ihracat rakamı hedeflediklerini belirtti. Sırbistan’da inşa edilen ve dünyanın en büyük onshore santrallerinden birine tedarik sağlayacaklarını belirten Murat, kule ve kanatların aynı gemide nakliyesiyle bir yenilik yapılacağını ve jeneratör imalatı için başlangıç görüşmeleri yaptıklarını belirtti.

Toplantı ikili ve sektörel platform görüşmeleri ile devam etti ve 5. toplantının yılın son çeyreğinde yapılması dilek ve önerileri ile sonuçlandı.

Yatırımcılar

Yenilenebilir enerji yatırımlarını sürdüren Polat Enerji, Soma RES’le Avrupa’da liderlik hedefliyor 

Yayın tarihi:

-

Yazar

756,2 MWm kurulu gücüyle rüzgar enerjisinde sektör liderliğini elinde bulunduran Polat Enerji, Türkiye’nin yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşması ve enerji tedarik kaynaklarının çeşitlenmesi için yatırımlarını sürdürüyor. 312,1 MWm kurulu gücüyle Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ise 7. büyük rüzgar enerji santrali olan Soma RES’te yatırımlara devam eden Polat Enerji, orta vadeli hedefleri arasında Soma RES’i Avrupa’nın en büyük rüzgar enerji santrali yapmayı planlıyor.

Toplam 5 rüzgar ve 1 güneş enerjisi santraliyle temiz enerji üreten Polat Enerji, 20 yılı aşkın süredir faaliyet gösterdiği rüzgar enerjisi konusunda liderliğini sürdürüyor. Yıllık enerji üretim kapasitesi 2 milyar KWh’e ulaşan Polat Enerji, kapasite artırımı yatırımlarının yanı sıra enerji depolama çalışmalarını da sürdürerek bu alanda da ilkler arasında yer almayı hedefliyor. Geçtiğimiz sene Yalova’daki Göktepe RES için gerçekleştirilen kapasite artışı yatırımı ile santral kurulu gücünü 121,1 MWm’ye yükselten Polat Enerji, farklı santrallerinde toplam 30 MW rüzgar kapasite artışı ve 46,6 MW güneş hibrit kapasite artışı ile yatırımlarına bu sene de devam ediyor. 

Polat Enerji’nin orta vade yatırım hedefleri arasında ise, 312,1 MWm kurulu gücüyle Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ise 7. büyük rüzgar enerji santrali olan Soma RES’te yatırımlarına devam ederek, Soma RES’i Avrupa’nın en büyük rüzgar enerji santrali yapmak yer alıyor.

Rüzgar enerjisinde Türkiye’de lider

Polat Enerji’nin rüzgar kurulu gücü, Türkiye rüzgar kurulu gücünün yaklaşık %6,1’ni oluşturuyor. Elektrik üreticilerinin 31 Aralık 2023 tarihi itibarıyla sahip oldukları kurulu güçleri baz alınarak yapılan araştırmaya göre Polat Enerji, rüzgar enerjisi alanında kurulu 719,8MWm’lik kapasitesi ile Türkiye’de yıllardır bulunduğu lider konumunu 2023 sonu itibarı ile de koruyor. Yenilenebilir enerji santralleriyle 2023 yılında 2 milyar kWh’e yakın elektrik üretimi ile yaklaşık 610 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılayan Polat Enerji, portföyündeki santrallerle her yıl 55 milyon adet ağaç dikimine eş değer 1,3 milyon ton civarında karbon dioksit gazı emisyonu azaltımı sağlıyor. 

Türkiye, hedefe emin adımlarla ilerliyor

Rüzgar, güneş, jeotermal ve hidroelektrik anlamında çok önemli kaynaklara sahip olan Türkiye’de, yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payı son 10 yılda önemli bir artış göstererek %29’dan %42’ye çıkıyor. Ulusal Eylem Planı (UEP) Kapsamında Türkiye’nin 2035 yılı enerji hedefleri doğrultusunda, toplam kurulu kapasitesinin 189,7 GW seviyesine ulaşması öngörülüyor. Bu çerçevede, yenilenebilir enerjinin kurulu güçteki payının yaklaşık %65’e, elektrik üretimindeki payının ise %55’e yükselmesi bekleniyor. Aynı dönemde, rüzgar ve güneş enerjisinin Türkiye toplam kurulu elektrik gücünün %43,5’ini ve toplam üretilen elektriğin ise %34,2’sini oluşturması hedefleniyor.

Türkiye’nin hedefe emin adımlarla ilerlediğini belirten Polat Enerji CEO’su Cem Deniz, “Geçen yıl rüzgar enerjisi yatırımlarında yaklaşık 400 MWe kurulu güç devreye alınabildi. Güneş enerjisinde ise yaklaşık 2 GW’a yakın kurulu güç devreye alındı, bunun neredeyse %90’ını lisanssız elektrik üretim santralleri oluşturuyor. Ulusal planlardaki hedeflere ulaşabilmemiz için ise her sene rüzgarda en az 1,5 GW, güneşte en az 3,5 GW kurulu gücü devreye almamız gerekiyor.  Türkiye’nin güçlü potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda, bu hedeflerin dahi üzerine çıkma imkanına sahibiz. Sektör olarak en büyük beklentimiz, hedeflediğimiz yatırımları hayata geçirmek ve Türkiye’nin sahip olduğu muazzam yenilenebilir enerji potansiyelini tüm paydaşlarımızla beraber gerçeğe dönüştürmek” açıklamasında bulunuyor.

Enerjide arz güvenliği önemli

Pandemi ve sonrasında yaşanan Rusya-Ukrayna savaşının küresel anlamda enerji sektöründe arz güvenliği konusunu gündeme taşıdığını ifade eden Deniz, özellikle Avrupa’da yenilenebilir enerji kaynaklarının öneminin arttığını dile getiriyor. Türkiye’nin bulunduğu coğrafi konum bağlamında stratejik bir pozisyonda olduğunu ifade eden Polat Enerji CEO’su Cem Deniz “Türkiye sadece yenilenebilir enerji üretimi ile de değil aynı zamanda yenilenebilir enerji sektörüne yönelik yerli imalat sanayinde de önemli bir aşama kaydetmiştir. Türkiye yenilenebilir enerji anlamında hem yurt içi yatırımcılar hem de yurt dışından gelecek yatırımcılar için büyük fırsatlar barındırıyor” şeklinde konuşuyor.

Devamını oku

Dernekler

Rüzgar Sektörü Eylül’de Hamburg’a Çıkartma Yapacak!

Yayın tarihi:

-

Yazar

Bu yılı rüzgarda ‘Seferberlik Yılı’ ilan eden Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB), Türk rüzgar sektörünün sanayi, üretim ve ihracat potansiyelini Avrupa genelinde vurgulama amaçlı faaliyetlerine Eylül ayında düzenlenecek WindEnergy Hamburg Fuarı’na yine oldukça geniş bir heyetle katılarak devam edecek. Türkiye rüzgar sektöründe sanayi ve hizmet ihracatını artırabilmeyi ve sektörün “Avrupa’nın en güvenilir tedarik partneri” olduğunu vurgulamayı amaçlayan geniş katılımlı organizasyonda kamu ve özel sektörde karar verici konumda bulunan üst düzey yöneticiler yer alacak.

“Geleceğin Enerji Haritasını Birlikte Çizelim” temasıyla WindEnergy Hamburg organizasyonunun hazırlık çalışmalarına başlayan TÜREB yönetimi, sektörün üst düzey isimlerinden oluşan 100’ü aşkın katılımcıyla ülkemizin rüzgâr enerjisi potansiyelini uluslararası arenada tanıtmak ve sektördeki gelişmeleri yakından takip etmek amacıyla 23-27 Eylül tarihleri arasında Hamburg’da olacak.

Rüzgar enerjisi değer zincirini baştan sona kapsayan organizasyon yapısıyla dünyanın en çok izlenen fuarlarından biri olan WindEnergy Hamburg, ekipman ve bileşen üreticilerinden proje geliştiricileri ve operatörlerine, bilim insanlarından politikacılara kadar oldukça geniş bir katılımcı kitlesine sahip. Fuarın bu yılki gündeminde yeniden güçlendirme, şebeke bağlantı zorlukları ve yeni enerji depolama çözümleri başlıkları en üst sıralarda yer alıyor. WindEnergy Hamburg kapsamında düzenlenecek 150’yi aşkın panel ve konferansta emisyon hedefleri dolayısıyla aksiyonlarını artırmaları yönünde baskı altında bulunan şebeke işletmecileri ve hükümetlerden beklentiler, rüzgar santrallerinin yaygınlaştırılması, yaşam ömrünü doldurmaya yaklaşan rüzgar enerji santrallerinde rehabilitasyon çalışmaları, depolama teknolojileri ve özellikle türbin teknolojilerinde çığır açan teknolojiler gibi sektörün öne çıkan konuları ele alınacak. Etkinliğe her yıl ortalama 100 ülkeden 40 bini aşkın ziyaretçi katılıyor.

WindEnergy Hamburg Fuarı’nda TÜREB öncülüğünde kurulacak Türkiye Pavilyonu’nda sektörün önde gelen şirketleri sundukları ürün ve çözümleri birebir fuar katılımcılarına aktaracak. Türkiye heyetinde yer alacak katılımcıların bir kısmı kamu ve özel sektör adına fuardaki çeşitli panel ve konferanslarda konuşmacı olarak da yer alacak.

İlgili kamu kurumlarından üst düzey katılımların beklendiği heyet, ziyaret kapsamında dünyanın önde gelen rüzgar şirketleriyle çeşitli iş birliği toplantılarına ve görüşmelere katılacak. Heyet üyeleri Hamburg bölgesindeki rüzgar teknolojisi tesislerine düzenlenecek teknik ziyaretlerle son gelişmeleri yerinde görme fırsatı da bulacak.

Devamını oku

Avrasya Uluslararası Hırdavat Fuarı Hardware Eurasia ve Fastener Expo Eurasia kapılarını açtı

Yayın tarihi:

-

Yazar

Hırdavat ve bağlantı elemanları endüstrilerinin profesyonelleri İstanbul’da buluşuyor. Sektörün en önemli buluşma noktası olan Avrasya Uluslararası Hırdavat Fuarı Hardware Eurasia ile Avrasya Endüstriyel Bağlantı ve Sabitleme Elemanları Fuarı Fastener Expo Eurasia ile eş zamanlı olarak 9 Mayıs Perşembe günü İstanbul’daki Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde kapılarını ziyaretçilere açtı. Fuarın ikinci ve üçüncü günleri gelecek ziyaretçiler, güncel sektörel konularda bilgilendiren HISİAD Akademi Seminerlerine katılma fırsatı da yakalayacak.

Hırdavat ve bağlantı elemanları sektörlerinin lider isimleri, 9-12 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’daki Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde bir araya geliyor. RX Tüyap organizatörlüğünde Hırdavat Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (HISİAD) iş birliği ile düzenlenen Avrasya Uluslararası Hırdavat Fuarı Hardware Eurasia ve Bağlantı Elemanları Sanayici İş İnsanları Derneği (BESİAD) iş birliği ile düzenlenen Avrasya Endüstriyel Bağlantı ve Sabitleme Elemanları Fuarı Fastener Expo Eurasia eş zamanlı olarak 9 Mayıs’ta ziyaretçilerine kapılarını açtı. Hırdavat ve bağlantı elemanlarına yönelik her türlü ürün ve hizmeti sunan 300’den fazla yerli ve yabancı firma, elektrikli el aletlerinden iş güvenliği malzemelerine, bağlantı elemanlarından yüzey işleme kadar uzanan geniş ürün grubuyla fuar ziyaretçilerine aradıkları her türlü hırdavat ve bağlantı elemanı çözümünü tek çatı altında sunuyor.

Bağlantı Elemanları Sanayici İş İnsanları Derneği (BESİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Topuk, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili ve Hırdavat Sanayici ve İş Adamları Derneği (HISİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Tecdelioğlu ile TİM Başkanı Mustafa Gültepe’nin de katıldığı açılış töreninde konuşan RX Tüyap Genel Müdürü Berkan Öner Avrasya Uluslararası Hırdavat Fuarı Hardware Eurasia ve Fastener Expo Eurasia ile ilgili olarak şunları söyledi: “Hardware Eurasia Fuarı’mızın bu sene üçüncüsünü, Fastener Expo Fuarı’mızın ise ikincisini gerçekleştiriyoruz. Bu fuarlarımızda geçen yıla göre %30’un üzerinde bir artış kaydettik.  Suudi Arabistan başta olmak üzere Orta Doğu ve Avrupa ülkelerden gelen ziyaretçi sayısında artış görüyoruz. Sene içinde yurt içinde ve dışında yaptığımız satış ve pazarlama çalışmalarımız neticesinde bu artışı yakaladık. Hem dijital hem de geleneksel pazarlama faaliyetleri yürüttüğümüz fuarlarımız her iki endüstrinin ihracat potansiyeline katkı sağlayacak. Her iki fuarda 300’ün üzerinde katılımcı firma ve firma temsilcisi ile fuarlarımız açmış bulunmaktayız. 100’e yakın ülkeden ziyaretçi kaydı aldığımız fuarlarımızı dört gün boyunca 20 binin üstünde sektör profesyonelinin ziyaret etmesini hedefliyoruz.”

T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından desteklenen Hardware Eurasia “Uluslararası” unvanını aldı

2023’e kıyasla %30 büyüyen Hardware Eurasia Fuarı bu sene “Uluslararası” unvanını aldı. Katılımcı teşviği ve uluslararası alım heyeti organizasyonu ile T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından desteklenen Hardware Eurasia ve eş zamanlı düzenlenen Fastener Expo Eurasia Fuarları 300’den fazla firma ve firma temsilciliğine ve yüzlerce markaya ev sahipliği yapıyor. 100’e yakın ülkeden 3000’i uluslararası olmak üzere 20 binin üstünde ziyaretçinin beklendiği fuarlar için Almanya’daki önemli yapı marketler fuara davet edilirken, Suudi Arabistan’dan da önemli inşaat firmaları fuarı ziyaret edecek.

Fuar kapsamında; Tüyap Fuarcılık Grubu’nun Kuzey Makedonya, Gürcistan, Rusya ve İran ofisleri aracılığıyla bölgelerinin sektör profesyonelleri ile fuar için alım heyeti çalışmaları da gerçekleştiriliyor. T.C. Ticaret Bakanlığı’nın fuar desteği kapsamında; İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) koordinasyonuyla yurt dışından fuar için İstanbul’a gelen 60’tan fazla uluslararası VIP alıcı fuarın ilk günü B2B görüşmesi gerçekleştirdi. Fuar özelinde düzenlenen uluslararası alım heyetleri kapsamında toplamda 400 kişilik heyet 4 gün boyunca fuarda ağırlanacak. Fuarlar kapsamındaki uluslararası alım heyeti organizasyonları Türkiye’deki hırdavat ve bağlantı elemanları endüstrilerinin ihracat potansiyeli için büyük önem taşıyor.

10 ve 11 Mayıs’ta kaçırılmayacak HISİAD Akademi Seminerleri 

Avrasya Uluslararası Hırdavat Fuarı Hardware kapsamında; ziyaretçiler 10 ve 11 Mayıs günlerinde 4. salonda yer alan özel alanda HISİAD Akademi tarafından düzenlenen seminerlere de katılabilecek. Programa göre; 10 Mayıs Cuma günü saat 12.00’de Taşkın Lojistik’ten Selçuk Taşkın’ın sunumuyla “Türkiye‘den Avrupa’ya İhracatın Başarısı İçin Lojistiğin Önemi”, 14:30’da ise HISİAD – Kaynak Makine Ve Kaynak Malzemeleri Sektör Komitesi Başkanı  Yücel Uygur’un sunumuyla “Kaynak Nedir?” başlıklı seminer gerçekleşecek. 11 Mayıs Cumartesi günü ise saat 12.00’de “El Aletleri” semineri ile KANCA El Aletleri Yönetim Kurulu Başkanı Alper Kanca, 14.30’da “Üretici, Satıcı ve Son Kullanıcılar İçin İş Güvenliği Ekipmanlarında Sertifika Denetimi ve Cezai Yaptırımların Önemi” semineri ile HISİAD İş Güvenliği Malzemeleri Sektörü Komitesi Başkanı Fatih Akıllı , HISİAD İş Güvenliği Malzemeleri Sektörü Komitesi Üyesi Mustafa Çiçekyurt ve A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Arif Tok ziyaretçilere faydalı bilgiler sunacak.

Fuarlar ilk üç gün 10.00 – 18.00 saatleri arasında, son gün olan 12 Mayıs Pazar günü ise 10.00 – 17.00 saatleri arasında ziyarete açık.

Katılımcı firmaların listesi, online bilet ve daha fazla bilgi için www.hardwareeurasia.com  ve www.fastenerexpoeurasia.com web siteleri ziyaret edilebilir.

Devamını oku

Trendler