Connect with us

Türk tersanelerinde üretilen ilk rüzgâr türbini bakım gemisi

Yayın tarihi:

-

Türkiye’de ilk defa bir rüzgâr türbini bakım gemisi inşa edildi. İstanbul’daki Cemre Tersanesi’nde inşa edilen “Esvagt Mercator” isimli gemi Danimarkalı Esvagt şirketine teslim edildi.

Esvagt Mercator’un inşa edildiği Cemre Tersanesi’nin Proje Koordinatörü Samet Cırlak, geminin yaklaşık 20 milyon euro yatırımla inşa edildiğini belirterek, “Bizim için en önemlisi, yaptığımız projelerde müşterilerimizin memnun kalması ve yeni projelerin gelmesi” dedi. NB48 Esvagt Mercator rüzgâr türbin gemisinin offshore alanında yapımını gerçekleştirdikleri ikinci büyük proje olduğunu anlatan Cemre Tersanesi Proje Koordinatörü Samet Cırlak, projenin 2015 Kasım ayında imzalandığını, ilk sekiz aylık sürecin temel ve detay tasarım fazı olarak ilerlediğini söyledi. Üretime sekizinci aydan sonra başladıklarını anlatan Cırlak, “Proje 22 ayda tamamlandı. Bu tarz katma değeri yüksek olan gemiler için bu süre kısaltılmış bir süredir. Ekipman tedariki ve inşa süresi ise 14 ay olarak gerçekleşti” dedi. İnşa edilen geminin 22 tekniker kapasiteli olduğunu belirten Cırlak, “Gemi içerisinde çalışanlar için sosyal alanlar sağlandı. Sinema salonları, toplantı odaları ve daha birçok donanım yer alıyor” şeklinde konuştu.

Gemide 3 adet özel amaçlı botla personel taşıması ve yük elleçlemesi gerçekleştirildiğini ifade eden Cırlak, “Ayrıca gemide 2 adet güverte kreyni mevcut. Biri limanda kullanılırken diğeri ise açık denizde malzemelerin elleçlenmesinde kullanılıyor. Gemi, açık denizlerde sabit kalması amacıyla DP-2 klas sistem ile donatılmıştır. DP-2 sistem gereği 2 adet baş itici ve 2 adet ise azimut pervanesi bulunuyor. Böylece türbin bakımıyla ilgili işlemler olumsuz hava şartlarından etkilenmeden rahatlıkla gerçekleştirilebiliyor” diye konuştu.

Toplam 20 milyon euroya inşa edildi

Danimarkalı Esvagt firmasının Belwind 1 (Belçika) Rüzgâr Türbini Tarlası’nda, MHI Vestas firması için üstelendiği destek hizmetini NB48 Esvagt Mercator gemisi ile devam edeceğini anlatan Cırlak, “Esvagt Mercator kompakt yapısı itibariyle seri olmasının yanı sıra enerji verimliliği açısından da dikkat çekiyor” dedi.

Esvagt Mercator gemisinin yaklaşık 20 milyon euro yatırımla inşa edildiğini anlatan Cırlak, “Bizim için en önemli etken yaptığımız projelerde müşterilerimizin memnun kalması ve yeni projelerin gelmesi” dedi.

Bunun yanı sıra Cemre Tersanesi’nin inşa etmekte olduğu bir diğer proje olan NB53 MPV Çok Amaçlı Destek gemisinin hem offshore hem rüzgâr türbini destek görevlerini birlikte gerçekleştirebildiğini anlatan Cırlak, “Bu gemi de Esvagt/Danimarka için inşa ediliyor” dedi.

NB48 ve NB53 ile yakalanan başarının aynı kategoride yer alan NB57 projesini getirdiğini belirten Cırlak, “‘NB57’ inşa numarası ile Fransız müşterimiz LDA için yapımına devam ettiğimiz rüzgâr türbin bakım ve servis gemisi Esvagt Mercator’e kıyasla daha hacimli özellikler taşıyor. LDA’in DONG için çalıştıracağı yüksek teknolojili servis sistemleri ihtiva eden ve 66 tekniker kapasiteli geminin toplam maliyetinin ise 40 milyon euro civarında olacağını öngörüyoruz” dedi.

İnşa edilen gemide ayrıca helikopter güvertesi ile 3 boyutlu kreynin yer aldığını anlatan Cırlak, 3 boyutlu kreynin en önemli özelliğinin ise malzeme elleçlerken kötü deniz koşullarında hareketleri sıfırlamak olduğunu söyledi. Mevcut sözleşmeyi 2017 Ocak ayında imzalandıklarını ve inşa süreçlerinin yüzde 30’luk kısmının tamamlandığını belirten Cırlak, projeyi 2018’in sonunda teslim etmeyi planladıklarını kaydetti. Cırlak, yüksek teknolojili yan sanayi ürünlerini yurt içinde temin edemediklerini ve gemi yan sanayisinde bu alanda ciddi bir boşluk olduğunu ifade etti. NB 57 projesinde NB 48’den farklı olarak ilk defa “orta devirli jeneratörlerde değişken hız uygulaması” ile enerji verimliliği sağlamayı hedeflediklerine dikkat çeken Cırlak, “Geminin yakıt tüketimi göz önüne alındığında, gemi değişken hızlarda çalışabilen jeneratörler ile donatılmıştır. Buradaki amaç enerji verimliliğini sağlamak. Yüksek devirli makinelerde enerji konusunda tüketim değerinin ortalama yüzde 20-30 daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. Ancak orta devire geçince enerji verimliliği konusunda avantaj elde ediyorsunuz. Bunu da ilk defa NB57’de gerçekleştirmeyi hedefliyoruz” dedi.

(Kaynak: dunya.com)

Genel

SÜT-D’den Dünya Temizlik Günü Çağrısı

Yayın tarihi:

-

Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği, 19 Eylül Dünya Temizlik Günü’nde dijital yaşamı temizleme çağrısı yaparak, dijital karbon ayak izini düşürerek, enerji tüketiminin kesemize ve iklim değişimine maliyetini azaltmaya dikkat çekti.

 19 Eylül Dünya Temizlik Günü, daha temiz ve sağlıklı bir gezegen için atık toplanmasının, yaygın bilinç yaratılmasının hedeflendiği 180 ülkeyi birleştiren küresel sivil hareketlerin en büyüklerinden biridir. Bu yıl, pandemide riskleri en aza indirerek temizlik için “Haydi Yapalım, Dijital Atıkları Temizleyelim ve Doğayı Koruyalım” diyen Let’s Do It Dünya Vakfı’nın sivil eylemi başlattığını belirten İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu “SÜT-D olarak Let’s Do It Türkiye’nin dijital temizlik hareketine katılacağız ve yeşil gücümüzü ülkemizin dijital karbon ayak izini düşürmek için ortaya koyacağız dedi.

İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu

Gördüğümüz ve görmediğimiz atıklarımız mühim

Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu “Evimizde, okulumuzda, işimizde, yolda, tarlada, ormanda, dağda, denizde, gölde, nehirde, yaşarken, uğraş verirken, gezip eğlenirken hep atığımız çıkar. Kâğıt, plastik, ahşap, cam, metal, atık bitkisel yağ, ömrünü tamamlamış madeni yağ, lastik, akü ve elektrikli-elektronik eşya (e-atık) gibi. Geri dönüştürülebilir atıklarımızı görürüz. Hepsinin ulusal servet olarak atık sektörümüzde işlenip katma değer kazanması için duyarlı yurttaş katkımız mühim. Bir de görmediğimiz dijital atıklarımız var. Teknoloji kullanırken bilgisayarımız, dizüstü bilgisayarımız, akıllı telefonumuz var. Bu harika sayısal dünyamızda, dijital evimizde bize özel dosya, fotoğraf, oyun, videolar, yedekleri, e-posta kutumuz, kullandığımız ve kullanmadığımız dosyalar ve uygulamalar var. Dijital eğitim var. Bize hizmet sunan kablolu-kablosuz erişim ağları, dijital veri merkezleri-sunucular, dijital telefon santralleri, e-alışveriş siteleri, e-bankacılık da var. Her yerde, çevrimiçi yaşamda dijital atığa neden oluyoruz” dedi.

Dijital Evimizde Karbon Ayak İzimizi Düşürerek Doğamızı, İklimimizi Koruyalım

Dijital evimizde, internet kullanırken ve cihazlarımızda elektrik tüketiyoruz. Bu tüketimle küresel sıcaklık artışına, iklim değişimine neden olan sera gazları salınıyor. Bir internet araması yaptığımızda, e-posta yolladığımızda bizler küçük bir elektrik tüketimiyle karbon ayak izi yapıyoruz. Ancak veri merkezleri, akıllı sunucular enerji yoğun hizmet sunarak yüksek elektrik tüketimi ile yüksek karbon ayak izi yapıyorlar diyen Prof. Karaosmanoğlu, “4,1 milyar insan, dünya nüfusunun %53,6’sı internet kullanıyor.Lancaster Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mike Hazas’ın değerlendirmesine göre, küresel sera gazı salımlarının %3,7’sinden dijital yaşam sorumlu. Bu miktarın havayolu taşımacığı küresel sera gazı salımlarına eşit olduğunu belirten Dr. Hazas, sera gazı salımların 2025 yılında iki misli artacağını ön görüyor. Sonuç, çevrimiçi gezinmenin, çalışmanın, enerji tüketiminin kesemize akçeli, yüksek karbon ayak iziyle gezegenimize iklim değişimi bedeli yüksek demek. Dijital evimizi mutlaka temizlemek gerekli demek” bilgisini verdi.

Dijital Temizlik Hareketine Katılalım

Prof. Karaosmanoğlu dijital atıklarımızı silerek temizleme, e-posta kutularımızı ve dosyalarımızı düzenleme gereği vurgusu yaparak, depolama alanı, hız, zaman ve düzen kazanarak dijital evimizde, çevrimiçi başarılı olmak için Dijital Temizlik Hareketine Katılım çağrısı yaptı.

Devamını oku

Sektör Haberleri

YEKDEM’de süre 6 ay uzatıldı

Yayın tarihi:

-

Resmî Gazete’nin bugünkü nüshasında yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile mevcut YEKDEM desteklerinden yararlanmak için geçerli olan 31 Aralık 2020 tarihine kadar devreye girmiş olma şartı 30 Haziran 2021 tarihine ertelendi.

Resmî Gazete’nin 31248 sayılı nüshasında yer alan karar ile devreye girecek elektrik üretim tesislerine sağlanacak yerli üretim desteği için verilecek sürenin de 5 yıl uzatılacağı hükmü getirildi.

Cumhurbaşkanlığı Kararı şu şekilde:

“17/9/2020 TARİHLİ VE 2949 SAYILI CUMHURBAŞKANI KARARININ EKİ KARAR

MADDE 1- (1) 1/1/2021 tarihinden 30/6/2021 tarihine kadar işletmeye girecek olan Yenilenebilir Enerji Kaynakları (YEK) Destekleme Mekanizmasına tabi YEK Belgeli üretim lisansı sahipleri için, 10/5/2005 tarihli ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunun Kanuna ekli I sayılı Cetvelde yer alan fiyatlar 31/12/2030 tarihine kadar uygulanır.

(2) 1/1/2021 tarihinden 30/6/2021 tarihine kadar işletmeye girecek YEK Belgeli üretim tesislerinde kullanılan mekanik ve/veya elektro-mekanik aksamın yurt içinde imal edilmiş olması halinde, bu tesislerde üretilerek iletim veya dağıtım sistemine verilen elektrik enerjisi için 5346 sayılı Kanuna ekli I sayılı Cetvelde belirtilen fiyatlara, üretim tesisinin işletmeye giriş tarihinden itibaren beş yıl süreyle aynı Kanuna ekli II sayılı Cetvelde belirtilen fiyatlar ilave edilir.

MADDE 2- (1) Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3- (1) Bu Karar hükümlerini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı yürütür.”

Devamını oku

Türbin Üretimi

Wieringermeer şebeke projesi ilk aşamasında

Yayın tarihi:

-

Nordex Grubu, müşterisi Vattenfall için üstlendiği Hollanda’daki 300 MW Wieringermeer projesinin ilk bölümünü başarıyla tamamladı: 50 adet N117 / 3600 türbinin sonuncusu Ağustos ayında şebekeye bağlandı. Projenin konumu çeşitli zorluklar ortaya çıkardı. Diğer 32 adet N117 / 3600 türbin ile bir sonraki aşamanın inşası şimdiden devam ediyor.

Teknik, topografik ve ekolojik zorluklar başarıyla aşıldı

Amsterdam’ın 60 kilometre kuzeyinde bulunan bölgenin mükemmel rüzgar koşulları bulunuyor. Bununla birlikte, Wieringermeer deniz seviyesinin yedi metre altında ıslah edilmiş bir arazi niteliği taşıyor. 300 kilometrekarelik büyüklüğündeki alan, kanallarla kesişiyor ve aynı zamanda koruma altındaki bir ormanı da içeriyor. Bu durum da lojistik ve inşaat açısından zorlukları beraberinde getirdi. Uygun depolama alanı olmadığı için Nordex Grubu kuleleri, motor yuvalarını, aktarma organlarını ve göbekleri ancak gerektiği zaman teslim etti. Türbinler yedi farklı gövde yapılandırmasında geldi. Bu nedenle, doğru türbini uygun yere teslim etmek de önem arz etti.

Zeminin düşük taşıma kapasitesi nedeniyle, su basmasını önlemek için temellerin üst üste konulması ve ayrıca 1,5 metre yükseltilmesi gerekiyordu. Buna ek olarak, koruma altındaki kuş bölgeleri, bazı türbinlerde erişim, çalıştırma ve izin verilebilecek vinç sayısı konusunda sınırlamalara neden oldu.

Süreçler başarıya ulaşmaya yardımcı oldu

Bu projenin özel gereksinimleri Nordex Group’u süreçlerini değiştirmeye zorladı. Örneğin, jeton temelli izin sistemi, birden fazla inşaat ekibinin güvenli bir şekilde belirli türbinlere atanmasını sağladı. Bu yaklaşım, iş çakışmalarını önledi ve verimliliği en üst düzeye çıkardı.

Ek olarak, teknik proje yönetimi (TPM) gibi yeni işlevler yürürlüğe alındı. Ayrıca, kalite ve dokümantasyon yöneticilerinin yanı sıra güçlü bir HSE ekibi, Vattenfall’ın yüksek standartlarını karşılamak için sahada görevlendirildi. CEO José Luis Blanco: “Esnekliğe çok önem veriyoruz. Bu ayarlamalar, müşterilerimizin gereksinimlerini ve karşılaştıkları zorlukları anladığımızı göstermektedir. Bazı yeni süreçler, diğer büyük kamu hizmeti ölçeğindeki projelere başarıyla dahil edilmeketdir “, dedi.

COVID-19 süresince kesintisiz proje

Faaliyetlerin en yoğun zamanında, şantiyede herhangi bir zamanda sekiz büyük vinç ve 120’den fazla kişi çalışıyordu. Çok sayıda insanın COVID-19 salgınına rağmen sahada güvenli bir şekilde çalışabilmesini sağlamak için Nordex Grubu, genel seyahat kısıtlamaları ve hijyen önlemlerini uygulamaya ek olarak Hollandalı bir sağlık yetkilisini görevlendirdi. Görevleri, görevlerine başlamadan önce her gün şantiyedeki tüm personelin ateşini kontrol etmek ve herhangi bir semptom geliştirdiğinde tıbbi müdahelede bulunmaktı. Bu önlemler, çalışanlara artan enfeksiyon riskinden ve birçok insanla bağlantılı temaslardan belirli bir ölçüde koruma sağladı ve başarılı da oldu.

Devamını oku
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com