2025 yılında istikrarlı bir büyümeyle yoluna devam eden Türkiye rüzgar enerjisi sektörü, yeşil enerjiye yön verecek yasal düzenlemelerle önemli bir virajı geride bıraktı. Rüzgar enerjisi de dahil, Türkiye’nin yenilenebilir enerji kapasitesinin hızla büyümesine olanak tanıyacak İklim Kanunu’nun yasalaşmasının yanı sıra; enerji yatırımlarının izin, imar, orman, kamulaştırma ve ÇED süreçlerini sadeleştirip merkezileştirerek bekleme sürelerini kısaltacak Süper İzin Yasası, Meclis’ten geçti. 2025’in ilk yarısında 600 MW karasal rüzgar kapasitesini devreye alarak 14 GW’ı aşan sektör, iyimser senaryoda 2025 sonu için 15 GW eşiğini de aşmayı hedefliyor. Regülasyonları arkasına alarak 48 GW’lık 2035 hedefine daha kısa sürede ulaşmayı planlayan rüzgar enerjisi, bu hedeflerini etkinliklerle de perçinliyor. Rüzgar endüstrisinin küresel çapta en büyük etkinliği olan WindEurope Annual Event için 2028 yılında İstanbul’u aday yaparak dünyanın ilgisini Türkiye’ye çekmeye çalışan TÜREB, tüm bu gelişmelerle oldukça yoğun bir gündeme sahip olan sektörü, TÜREK 2025’te bir araya getiriyor. Türkiye – Azerbaycan Enerji Forumu ile eş zamanlı olarak düzenlenecek 14. TÜREK, 4-5 Eylül tarihlerinde Hyatt Regency İzmir’de.
Gündemdeki son gelişmeler üzerine röportaj gerçekleştirdiğimiz Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı Dr. İbrahim Erden; İklim Kanunu, Süper İzin Yasası, İstanbul’un WindEurope Annual Event 2028 adaylığı, TÜREK 2025 ve sektörün hedeflerini değerlendiriyor.
Türkiye rüzgar enerjisi sektörü, ilk 6 ayını geride bıraktığımız 2025 yılını nasıl geçiriyor? Kurulu güç, kurulum aşamasındaki projeler ve hedefler göz önüne alındığında rakamlar ve veriler ne gösteriyor?
2025 yılının ilk 6 ayı, Türkiye rüzgar enerjisi sektörü açısından istikrarlı bir büyüme dönemi oldu. Elimizdeki veriler şunu gösteriyor ki bu yılın ilk döneminde yaklaşık 600 MW karasal rüzgar kapasitesini devreye aldık. Ön inceleme ve saha verilerine dayalı tahminlerimiz, Temmuz 2025 itibarıyla toplam rüzgar kurulu gücümüzün 14.000 MW eşiğini aştığını ortaya koyuyor.
Temmuz ayı sonunda Türkiye’nin toplam kurulu gücü 120.000 MW geçerken rüzgarın toplam kurulu güç içindeki payı da artmaya devam etti. Bu büyüme sadece rüzgar yatırımcılarımız tarafından devreye alınan yeni santrallerle değil, aynı zamanda inşaatı süren projelerimizle de destekleniyor. Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) olarak geçtiğimiz Şubat ayında duyurduğumuz gibi, yıl sonuna kadar 1 GW’ın üzerinde yeni rüzgar kapasitesini sisteme kazandırarak toplamda 14.5 GWm ve 14 GWe seviyesine ulaşmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda yatırımcılarımızca hem önlisans ve izin süreçleri sürdürülen hem de yatırımları hızla süren çok sayıda projemiz var.
Kısacası, 2025’in ilk 7 ayındaki sektör performansımız bize hem yıl sonu hedeflerimiz hem de önümüzdeki döneme dair potansiyelimiz açısından güçlü ve kararlı bir tablo çiziyor.
Geçtiğimiz günlerde yürürlüğe giren İklim Kanunu’nun yenilenebilir enerji ve rüzgar enerjisi özelinde nasıl bir etki göstereceğini değerlendirebilir misiniz?
İklim Kanunu’nun kabul edilmesini, sürdürülebilir yatırımların finansal açıdan öncelik kazanmasını teşvik edecek önemli bir gelişme olarak görüyoruz. Kanun kapsamında, karbon emisyonlarının azaltılması hedefi doğrultusunda geliştirilecek projelere yönelik kamu desteklerinin artırılması, yenilenebilir enerji projelerinin yatırım cazibesini kesinlikle güçlendirecektir. Böylece, düşük karbonlu projelere finansman akışı artacak ve yatırımcılar hem iklim hedeflerine katkı sunabilecek hem de enerji verimliliğini gözeten daha kapsamlı projeler geliştirme imkânı bulacaktır. Ayrıca, bu düzenlemeler yenilenebilir enerji teknolojilerinin ve altyapısının gelişimini destekleyerek ülkemizin iklim hedeflerine ulaşmasında kritik bir rol oynayacaktır.
Netice itibarıyla İklim Kanunu’nun rüzgar enerjisi sektörüne uzun vadede olumlu katkılar sağlamasını ve ülkemizin temiz enerji kapasitesinin hızla büyümesine olanak tanımasını umut ediyoruz.
TBMM’de kabul edilerek ön lisans izin süreçlerini ciddi ölçüde kısaltacak yasal düzenleme rüzgar enerjisi sektörüne nasıl yansıyacak?
2025 yılının ilk yarısında yaşanan gelişmeler, kamu politikaları ve teşvik mekanizmalarının yatırım kararları üzerindeki belirleyici rolünü bir kez daha ortaya koydu. Özellikle yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırmaya yönelik atılan mevzuat adımlarının ve düzenleyici iyileştirmelerin yatırım ortamını daha öngörülebilir ve cazip hale getireceğini söylemek mümkün.
Bu dönemdeki en kritik gelişmelerden biri, kamuoyunda ‘Süper İzin Kanunu’ olarak bilinen düzenlemenin Meclis’ten geçmesi oldu. Enerji yatırımlarının izin, imar, orman, kamulaştırma ve çevresel etki değerlendirmesi süreçlerini sadeleştirip merkezileştiren bu yasanın, yatırım kararlarının alınması ve uygulanmasında önemli ölçüde hız ve güven ortamı yaratmasını ümit ediyoruz.
Bu regülasyonlarla birlikle Türkiye, enerjideki 2035 hedeflerine daha hızlı ulaşabilir mi? Düzenlemelerin rüzgar enerjisi üzerindeki etkilerini değerlendirebilir misiniz?
Yenilenebilir enerji yatırımlarının çok daha hızlı bir şekilde devreye alınabilmesi, aynı zamanda ülkemizin enerji ithalatını çok daha hızlı ve kalıcı bir şekilde azaltmasına ve cari açığın da düşürülmesine şüphesiz ki katkı sağlayacak. On milyarlarca dolarlık yatırımlarla birlikte ülkemizde önemli bir sanayi üretimi ve istihdam artışı da sağlanacak. Rüzgarda 14 GW aşan kurulu gücümüz, yatırımcılara tahsis edilen binlerce megavatlık kapasite ve önümüzdeki yıllarda tahsis edilecek ilave kapasiteler sayesinde çok daha hızlı bir şekilde yatırıma dönüşecek. Yapılan bu düzenleme sayesinde rüzgarda 2035 hedefimiz olan 48 GW kurulu güce ulaşmamız daha kolay ve çok daha kısa sürede mümkün olacak.
Türkiye rüzgar enerjisi sektörü, tahsis edilen kapasiteleri hızlı bir şekilde devreye alarak ülkemize kazandırmak için elinden gelen tüm gayreti gösterecek. Türkiye’nin rüzgar enerjisi yatırımlarında yeni bir döneme girdiğini bu noktada söylememiz mümkün. Kanun teklifinin hazırlık aşamalarından komisyon sürecine ve Genel Kurul aşamasına kadar TÜREB olarak aktif katkı sunduğumuz bu önemli yasal düzenlemenin sektörümüz adına hayırlı olmasını temenni ediyoruz.
TÜREB, WindEurope Annual Event 2028 etkinliği için İstanbul’un aday olduğunu açıkladı. Diğer aday ülkeler belirlendi mi? İstanbul’un seçilme olasılığı sizce nedir? Etkinlik neden önemli ve Türkiye’de yapılması sektöre ne gibi değerler katar?
Diğer aday ülkeler arasında, son 15 yılda WindEurope Annual Event’e ev sahipliği yapan İspanya da yer alıyor. Biz ise, İstanbul’un seçilme olasılığını yüksek görüyor, başlattığımız “Neden İstanbul?” kampanyamız ile şehrimizin bu etkinlik için en uygun ve en güçlü aday olduğunu vurguluyoruz. Türkiye, rüzgar kurulu gücü bakımından Avrupa’da 5. sırada yer alırken İstanbul ise, Asya ile Avrupa’yı birleştiren stratejik konumu ve seçilmesi halinde WindEurope etkinliğinin tarihinde ilk kez AB sınırları dışındaki bir şehirde düzenlenecek olmasıyla da dikkat çekiyor. Bu ev sahipliği, Avrupa rüzgar enerjisi ekosistemine coğrafi ve ekonomik açıdan genişleme fırsatı sunarken İstanbul’un cazibesini de artırıyor.
WindEurope Annual Event, Avrupa’nın en prestijli rüzgar enerjisi buluşması olarak politika yapıcılar, yatırımcılar, üreticiler, teknoloji sağlayıcılar ve akademiyi aynı çatı altında bir araya getiren kritik bir etkinlik. Etkinliğin Türkiye’de düzenlenmesi, ülkemizin küresel ölçekteki görünürlüğünü güçlendirmenin yanı sıra, 2035’te 48 GW kurulu güce ulaşma hedefimiz doğrultusunda karasal ve deniz üstü rüzgar potansiyelimizin uluslararası arenada tanıtılmasına, yatırımcı ilgisinin artmasına ve teknolojik yeniliklerin daha hızlı hayata geçirilmesine önemli katkılar sağlayacaktır.
14’üncüsü düzenlenecek olan TÜREK için sayılı günler kaldı. Kongrenin konu başlıkları ve oturumları hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu yıl katılımcı ve ziyaretçileri neler bekliyor?
Türkiye rüzgar enerjisi sektöründeki en son gelişme ve fırsatların hem ülkemiz hem de değişen dünya perspektifinden ele alınacağı TÜREK 2025, bu yıl IV. Türkiye – Azerbaycan Enerji Forumu ile Hyatt Regency İzmir’de ve eş zamanlı olarak düzenlenecek. Son dönemdeki hem bölgesel hem uluslararası gelişmeler ışığında, İzmir’de aynı tarihlerde gerçekleştirilecek bu eş güdümlü programda yapılacak temaslar ve iş birlikleri şüphesiz ki ayrı bir öneme sahip olacak. Kongre ve forum kapsamında, Türkiye ve Azerbaycan’ın enerji alanında faaliyet gösteren kamu ve özel sektör temsilcileri bir araya gelecek, oturumlar ve ikili görüşmelerle sektörler arası diyaloğun güçlenmesine katkı sağlanacak.
Bu yılki kongremizde özellikle 2025’in ilk yarısında yürürlüğe giren Süper İzin Yasası ve İklim Kanunu gibi önemli yasal düzenlemelerin sektöre etkilerini konuşacağız. Bunların sahaya nasıl yansıdığı ve yatırım süreçlerine nasıl yön verdiği kongrede tartışılacak temalar arasında yer alıyor. Ayrıca, deniz üstü rüzgar enerjisi yatırımlarında 2035 yılına kadar ulaşılması hedeflenen 5 GW kurulu güç hedefine ne kadar yaklaştığımızı da değerlendireceğiz. Bu hedef doğrultusunda hangi hazırlıkların yapıldığı, hangi adımların atılması gerektiği ve bizi nelerin beklediği gibi başlıklar detaylı şekilde ele alınacak. Bunun yanında dijitalleşme, enerji depolama, şebeke entegrasyonu, elektrik ve karbon ticareti ve ileri veri analitiği gibi teknik konular da kongrede yer bulacak. Hem Türkiye’den hem de yurt dışından iyi uygulama örnekleri paylaşılacak, uluslararası deneyimler masaya yatırılacak.
Bunların yanı sıra, tıpkı önceki yıllarda olduğu gibi, bu yıl da gençlerimizin sektöre kazandırılması bizim için öncelikli konulardan biri. Üniversite öğrencilerinden oluşan Enerjik TÜREB yapılanmamız, kongrede aktif görev alarak sadece organizasyona destek olmakla kalmayacak, aynı zamanda sektörle birebir temas kurma ve deneyim kazanma fırsatı da bulacak. Bu yönüyle etkinlik, gençler için de önemli bir gelişim alanı sunacak.
Son olarak, bu yıl 14’üncüsü düzenlenecek TÜREK’in, Avrupa başta olmak üzere rüzgar enerjisinde öne çıkan pek çok bölgeden uzmanları, paydaşları, karar vericileri ve akademisyenleri bir araya getirerek yine sektörün en güçlü bilgi ve iş birliği platformlarından biri olmasını umuyoruz.
Depolamalı RES projeleri ve deniz üstü rüzgardaki son durum nedir?
Enerji depolama ve hibrit santral uygulamalarının 2025’in ilk yarısında ön plana çıkan diğer önemli başlıklar arasında olduğunu söyleyebiliriz. Halihazırda 14 ila 32 GW arasında değişen bir depolamalı üretim lisans başvurusu bulunmakta. Bu yılın ilk yarısında, ülkemizde bu alanda çeşitli iş birlikleriyle hayata geçirilen yatırımlar hız kazandı. Sektörümüze öncü olan bu tür projeler, rüzgar enerjisinin şebekeye daha stabil ve güvenilir bir şekilde entegre edilmesini sağlıyor. Bakanlığımız tarafından desteklenen kanun değişiklikleri ve öz tüketim düzenlemeleri de bu alandaki yatırımların önünü açtı. Hatta Türkiye, 2030’a kadar 80 GWh batarya kapasitesi hedefliyor ki bu gerçekten iddialı ve sektörümüz için büyük bir fırsat.
Deniz üstü rüzgar enerjisi ise ülkemizde henüz gelişmekte olan bir alan ama potansiyeli oldukça yüksek. Marmara ve Ege bölgelerinde, özellikle Bandırma, Karabiga ve Gelibolu civarında ön fizibilite çalışmaları ve saha etütleri hızlandı. Türkiye’nin deniz üstü rüzgarda 2035’e kadar 5 GW kurulu güce ulaşmayı hedeflemesi, bu alana ne kadar önem verdiğimizin göstergesi. Her ne kadar deniz üstü projeler yüksek yatırım maliyeti ve izin süreçleri gibi zorluklarla karşı karşıya kalsa da ülkemizin geniş kıyı şeridi ve güçlü rüzgar kaynakları burayı epey cazip kılıyor. Teknolojinin gelişmesi ve küresel ilginin artmasıyla önümüzdeki yıllarda bu projelerin hızla hayata geçeceğine inanıyoruz.
Türkiye rüzgar enerjisi sektörü 2025 yılını nasıl kapatmayı hedefliyor?
2025 yılı, Türkiye rüzgar enerjisi sektörü açısından hem kurulum hem de proje geliştirme bakımından hareketli bir yıl olarak öne çıkıyor ve böyle de devam edeceği aşikâr. Mevcut öngörülerimize göre, yıl sonuna kadar 150 ila 200 yeni türbinin devreye alınması ve yaklaşık 1.000 ila 1.500 MW aralığında yeni rüzgar kurulu gücünün Bakanlığımız tarafından kabulünün tamamlanmasını bekliyoruz. Bu iyimser senaryonun gerçekleşmesi halinde, Türkiye’nin toplam rüzgar kurulu gücü 2025 sonunda 15 GW seviyesini aşabilir.
Sanayi tarafında ise kanat ve kule üreticilerimizin önemli bir bölümü, üretimlerinin %80-85’ini 2025’te de ihracata yönlendirmeye devam edecek; ancak Ege Bölgesi’ndeki bir kanat üretim tesisinin kapanması ve bir diğerinin kapasitesini ciddi oranda düşürmesi, toplam iş hacmi ve ihracat rakamlarında önceki yıllara nazaran bir miktar düşüş yaşanmasına neden olabilir.
Tüm bunların yanı sıra, son yıllarda, rüzgar türbini tedarikinde Batılı üreticilerin yerini giderek daha fazla Uzak Doğulu rakiplerinin aldığını gözlemliyoruz. 10 yıl önce dünya rüzgar türbini pazarının yaklaşık yüzde 55’i Batılı tedarikçilerin elindeyken bugün bu oran yüzde 36’ya kadar geriledi. Bu süreçte türbin boyutlarında da ciddi bir dönüşüm yaşanıyor. Ayrıca, artık türbinler dijital bir dönüşümden geçiyor. Daha önce mekanik ağırlıklı türbinlerle yatırım ve işletme yapılırken önümüzdeki yıllarda otonom özellikleri artmış santralleri devreye alacağız. Bu hem verimlilik hem de operasyonel esneklik açısından önemli bir sıçrama olacak.
Son olarak, yenilenebilir enerji 2035 yol haritasına göre, güneş ve rüzgar kurulu gücümüzün 2035’e kadar 4 kat artarak 120 bin MW ulaşması hedeflerimiz arasında. Bu hedefe ulaşırsak önümüzdeki yıllarda ortalama elektrik fiyatlarında yüzde 15’e yakın bir düşüş sağlayabiliriz. Ayrıca, daha fazla yenilenebilir enerjiyle 2035’e kadar enerji ithalatımızda 14 milyar doları aşan bir tasarruf elde etmemiz mümkün olacak.
Bu ürün için size geri dönüş yapalım
Teknik detay, fiyat bilgisi veya teklif talebiniz için formu doldurun. Talebiniz doğrudan ilgili ekibe iletilir.


