Connect with us

Genel

“Projenin dinamiklerine ve ihtiyaçlarına adaptasyon gösteriyoruz”

Published

on

Doğuhan Enerji Genel Koordinatörü Batuhan İldaş’la bir söyleşi gerçekleştirdik. Batuhan Bey hem firmaları ve faaliyet alanları hakkında bilgi verdi hem de sektöre ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sizleri bu söyleşiyle baş başa bırakıyoruz.

Öncelikle sizi ve firmanızı kısaca tanıyabilir miyiz?

İsmim Batuhan İldaş, İstanbul Teknik Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği bölümü lisans, Galatasaray Üniversitesi İşletme bölümü yüksek lisans ve çeşitli yurtdışı eğitim kurumlarında tamamladığım eğitim hayatımdan sonra Doğuhan Enerji firmasında proje sahalarında edindiğim ve tamamladığım çalışmalarla birlikte şu anda Genel Koordinatörlük görevini yürütüyorum.

Doğuhan Enerji yalnızca rüzgâr enerjisi sektöründe, başta inşaat işleri olmak üzere inşaat/elektrik/mekanik işler konusunda yatırımcı ve türbin üreticilerine kaliteli bir şekilde hizmet veren bir firmadır. Yaklaşık 20 yıldır rüzgâr enerji santral yatırımlarında hizmet vermekte olup, toplamda 1.600 MW’ı aşkın, 700’den fazla türbin içeren, 60’dan fazla projenin tamamlanmasında emek ve hizmet vermiştir.

2017 yılı Türkiye’nin rüzgâr enerjisinde altın yılı olarak değerlendirildi. Sektörün gelişimini ve potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz?

2017 yılındaki başarının 2016 yılından geleceği aslında biraz belliydi ancak reel anlamda bakmak gerekirse hem 2016 hem 2017 yıllarını potansiyellerinin altında kalan başarılı rakamlar olarak tanımlamak daha doğru olur. 2018 hatta 2019 yılının ise planlanandan daha geç yapılan 3.000 MW ve YEKA ihalelerinden dolayı son 2 seneye göre daha düşük bir kapasiteyle sonuçlanacağını düşünüyorum.

Pazarın gelişimi açısından proje geliştiriciler geçmiş dönemde en büyük problem oldu. Yeni dağıtılan ön lisanslar ve YEKA dışında, inşaatına başlanmamış projelerin yüzde 80’i proje geliştiricilerin elinde. Onlar da bir getiri sağlamaya çalışıyorlar. Bunun gibi bir problem geçmiş dönemde çözülmüş olsaydı ve söz konusu lisanslar sektörün ciddi yatırımcılarının kontrolünde hayata geçer ve bu başarılı saydığımız rakamları ikiye katlamış olabilirdik.

YEKA ve 3.000 MW’lık ön lisansların ihale yönetmelikleriyle birlikte söz konusu problemin önüne geçilmiş oldu ancak bu sefer de finansman modelleri ve kaynak problemleri ile yatırımcının karşı karşıya kalacak olmasını ön görmek çok zor değil. 2020 yılından itibaren YEKDEM’in uygulamadan kaldırılışı, piyasadaki elektrik fiyatları, değişken ve sürekli yukarı yönlü artış gösteren döviz fiyatları ve paritelerin yanı sıra eksi kuruşlarla alınmak zorunda kalınan ön lisanslar ile birlikte tekrardan yatırımcıların büyük fedakarlıklarla bu santralleri işletme ve üretime sokacaklarını düşünüyorum.

Ek olarak mevcut devrede olan santrallerin kapasite artışlarıyla ilgili başvurularda yaşanan engel ve güçlüklerin de gelişimi ve sektörün hızını ne yazık ki yavaşlattığını düşünüyorum.

Rüzgâr enerjisi projelerinde inşaat işleri de yapan bir firma Doğuhan Enerji. Bu konuda bilgi verebilir misiniz?

Doğuhan Enerji olarak rüzgâr enerji santrallerinin saha içi ve saha dışı ulaşım yolları, türbin montajı için gerekli vinç sahaları, projesine uygun son derece yüksek kalite ve hassasiyette türbin temelleri, idari binalar ve şalt sahaları, türbinler arası kablo kanal işleri gibi inşaat işlerinin tamamında yüksek bir kapasiteyle hizmet vermekteyiz.

Bu hizmetlerin yanı sıra ulaşım yolları ve vinç sahalarının yerleşim projelerinin hazırlanmasını kendi ekiplerimizle, türbin temel dizaynına esas sondaj işleri ve türbin temel projelerinin hazırlanması gibi kapsamları da birlikte çalıştığımız partner firmalarla proje sahalarında yaşadığımız tecrübelerle birlikte müşterilerimize hizmet olarak sunmaktayız.

Sektörde hizmet verdiğimiz yaklaşık 20 yıl içerisinde birçok farklı yatırımcı ve türbin tedarikçisiyle çalışma şansını en büyük projelerle birlikte yakalama fırsatı bulduk. Her çalıştığımız firmadan gerek mühendislik anlayışı olarak gerekse organizasyonel yapı ve kalite anlayışı olarak kendimizi geliştirebilecek birçok şey öğreniyoruz ve her projede çalışma kapasitemiz ile kalitemizi artırmaya yönelik tecrübeler ediniyoruz.

Firmamızı diğer firmalardan ayıran en büyük özellik, her projenin dinamiklerine ve ihtiyaçlarına göre adaptasyon gösterebiliyor olmamızdır. Yüksek tempo ve çalışma kapasitesiyle projelerde bulunmayı seven bir firmayız. Örneklemek gerekirse; Polat Enerji’nin mekanik kapasite olarak 169 MW’lık Geycek RES projesini ulaşım yolları, şalt sahası ve idari bina, vinç sahalarının hazırlanması ve en önemlisi ayda ortalama 20 türbin temel imalatı birlikte 6 ay gibi kısa bir sürede tamamladık.

Hizmet verdiğimiz bütün projeleri hızlı ve kaliteli bir şekilde zamanından daha erken teslim etmiş olup hatta birçok projenin devreye alma takvimini hedeflenen tarihlerden daha geriye çekmişizdir.

Yatırımcıların bu projeleri çok zor bürokratik koşullar altında ve büyük fedakârlıklar yaparak hayata geçirdiklerinin bilincinde hareket etmekteyiz, bu sebeple de söz konusu üretim santralleri ne kadar erken ve hızlı devreye alınırsa hem ülke ekonomisine hem de yatırımcı firmaların finansman hedefine ulaşmasına katkı sağlamayı her daim hedefliyoruz. Buna bağlı olarak birçok projede yatırımcılara proje revizyonları veya sahalarda yapılan imalatların revize edilmesi gibi önerilerimizle ihtiyaçtan fazlasına yönelik mali kaynak tüketilmesinin de önüne geçmek gibi tecrübe ve önceliklerimiz de bulunmaktadır.

Yaptığı işi fazlasıyla seven ve gecesini gündüzüne katan bir çalışma grubu arkadaşımızın olmasının da bu başarının en büyük pay ve değer sahibi olduğunu da ifade etmek isterim.

Kısa veya uzun vadede hayata geçirmeye hazırlandığınız projeler hakkında bilgi verebilir misiniz?

Kısa vadeli hedef olarak yurt içinde uzun bir süredir vermekte olduğumuz hizmetleri hali hazırda görüştüğümüz bazı Balkan/Kafkas ve/veya Ortadoğu ülkeleri gibi ülkelere taşımayı hedeflemekteyiz. Özellikle Türk yatırımcıların veya hizmet verdiğimiz türbin üreticilerinin bu ülkelerde yapmayı planladıkları yatırımların gerçekleşmesinde pay sahibi olabilmek adına bazı hedeflerimiz bulunmaktadır.

Orta/uzun vadeli hedef olarak ise yakın zamanda YEKA kapsamında değerlendirilmesi planlanan off-shore yatırımların inşaat süreçleri hakkında gerekli bilgi ve edinimleri teknik anlamda sağlayarak doğru mühendislik anlayışıyla hizmet kapsamımızı sektörün geleceğinde yer alacağı öngörülen bu yatırımlarda çalışabilecek boyuta getirmeyi hedefliyoruz.

Piyasadaki rekabet ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yatırımcıların perspektifinden değerlendirirsek eğer, yatırım yaparak hayatta kalan ve sürekliliği korumak zorunda olan firmalar ve gruplar için şartlar gerçekten çok ağırlaştı.

Devrede olan santrallerin kapasite artışı almasının son derece güç olmasıyla birlikte ellerinde yalnızca kısa süre önce yapılmış olan 3.000 MW’lık ön lisans yarışmaları kalan yatırımcılar bu ihaleleri kazanabilmek adına eksi rakamlarla ön lisans almaya hak kazandılar.

Yatırımların fizibilite veya uzun vadeli ön görülerini kestirmek bizler için tabii ki zor ancak YEKDEM mekanizması ile birlikte bile zor ve uzun süreçler sonucunda devreye alınan bu santrallerle ilgili ilerleyen zamanda yatırım maliyetlerinin de düşmesi ile birlikte koşulların daha uygun ve elverişli olmasını ümit ediyorum.

Bizlerin kapsamında olan işlerinde rekabet ortamı yukarıda bahsettiğim koşullar altında giderek ağırlaşmaktadır. Proje bütçesinin %5-10’u olan bir imalat kapsamına sahip olsak dahi yatırımcılar bütçelerinden tasarruf etmek adına en ucuz firmalara yönelmek durumunda kalıyor ki bu da piyasadaki rekabet ortamını giderek keskinleştiriyor. Fiyat/performans değerlendirmesinden ziyade artık yalnızca fiyat odaklı değerlendirmelerin yapıldığı bir süreçle mücadele etmek durumunda kalıyoruz.

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Rüzgâr enerjisinde geçtiğimiz yıl 4 bin MW ihale edilmiş oldu. Bu çok önemli bir kapasite. Sektörde uzun zamandır beklenen bir şeydi. Burada Türkiye için yeni bir hamle başlayacağını ümit ediyorum.

En büyük arzumuz ise düşen enerji fiyatlarının hayata geçebilmesi için bu ihale ve diğer ihaleler için finansman süreçlerinin başarılı bir şekilde kapanması ve bu yatırımların hızla hayatımıza etki etmesiyle daha ucuz ve temiz enerjiye kavuşmamız.

Uzun vadede de bu yatırımların adaptasyonu ve başarısı sayesinde ülke enerji maliyetlerini düşürmesinin yanı sıra sürdürülebilir bir şekilde gelecekte devamlılığının gelmesi ülkemiz adına umut verici olacaktır.

Continue Reading
Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Türkiye’nin İlk Temiz Hidrojen İdeathonu’nda Büyük Ödülü ”HydroS” Ekibi Kazandı!

Published

on

By

İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında tüm dünyada bir temiz enerji dönüşümü gerçekleştirilmesi zorunluluk haline geliyor. Temiz Hidrojen ise dünyanın temiz enerji dönüşümünde en önemli araçlarından birisi olarak görülüyor.

Dünya’da yaşanan iklim değişikliği gibi önemli gelişmelere bağlı olarak da gelişmek için yeni bakış açılarına ve fikirlere ihtiyacımız bulunuyor. Geniş kitlelerin fikirlerine ulaşabilmek ve farklı bilgilerin birleşerek yenilikçi fikirlere dönüşmesini sağlayabilmek için, ideathonlar gibi yeni fikir oluşturma araçları ve platformları her geçen gün yaygınlaşıyor.

Bu amaç doğrultusunda; İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) tarafından, Enerji Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (ENSİA) ortaklığıyla uygulanan BEST For Energy Projesi kapsamında bu yıl düzenlenecek olan üç adet ideathon etkinliğinden ilki olan Türkiye’nin ilk Temiz Hidrojen İdeathonu Yaşar Üniversitesi’nde 23-24 Ekim tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirildi.

Temiz Hidrojen İdeathonu Yaşar Üniversitesi BTTO Müdürü Necip ÖZBEY ve İzmir Kalkınma Ajansı YDO Koordinatörü H.İ.Murat ÇELİK’in açılış konuşmaları ile başladı.

Etkinliğin devamında tematik konuşmacı olan Aspilsan Ar-Ge Mühendisi Dr. Can SINDIRAÇ, Shura Enerji Dönüşümü Merkezi Direktör Vekili Hasan AKSOY ve Siemens Gamesa Proje Yöneticisi Mikkel SERUP ‘’Neden Temiz Hidrojen?’’ konusunda  katılımcıları bilgilendirdi.

Gerçekleşen konuşmaların ardından katılımcılar yenilikçi fikirler ve uygulanabilir çözümler üretmek için ekipler halinde çalışırken, sektör firmaları ve akademisyenler de mentorluk desteği ile ekiplere katkı sağladı.

Temiz Hidrojen İdeathonu jüri üyesi olan KOSGEB İzmir İl Müdürü Levent ARSLAN, ENSİA Yönetim Kurulu Başkanı Alper KALAYCI, Yaşar Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölüm Başkanı Dr. Emrah BIYIK, İZKA Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü H.İ. Murat ÇELİK ve Yaşar Üniversitesi BTTO Müdürü Necip ÖZBEY gerçekleştirilen sunumlar sonrası değerlendirmelerini yaptı ve kazanan projeler belli oldu.

Birincilik ödülü olan 10.000 TL’yi HydroS takımı ‘’Hydrogen in a Nutshell’’ projesi ile, ikincilik ödülü olan 5.000 TL’yi Cyclizm takımı ‘’Geleceği İzmir’le Dönüştür’’ projesi ve üçüncülük ödülü olan 2.500 TL’yi Ulujen takımı ‘’Atıktan Değere’’ projesi ile kazandı.

BEST For Enerji Projesi kapsamında İzmir’de düzenlenen ideathon etkinlikleri serisi 20-21 Kasım 2021 tarihindeki BEST For Wind ve 4-5 Aralık 2021 tarihindeki BEST For City İdeathonları ile devam edecek.

 

 

 

Continue Reading

Genel

Paris İklim Anlaşması yürürlüğe girdi: Enerjide yeni dönem

Published

on

By

Paris İklim Anlaşması’na ilişkin kanun teklifi 6 Ekim’de Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi. Anlaşma, Resmi Gazete’de de “22 Nisan 2016 tarihinde imzalanan Paris Anlaşması’nın beyan ile birlikte onaylanması uygun bulunmuştur” ifadeleriyle yayımlanarak yürürlüğe girmiş oldu.

WWF, Greenpeace, TEMA Vakfı’nın da aralarında bulunduğu 15 kurum, konuyla ilgili ortak açıklama yayınladı.

İklim değişikliği konusunda çalışan imzacı kurumlar, Türkiye’nin Anlaşmaya  taraf olmasının olumlu bir adım olduğunu belirtiyor ve 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefinin benimsenmesiyle Türkiye’nin iklim politikasında yeni bir dönem başladığını vurguluyor.

Türkiye, dünyada en fazla sera gazı emisyonuna neden olan ülkeler arasında 16. sırada ve kişi başı emisyonları her gün artıyor. Sera gazı emisyonlarının azaltımı için öncelikle, Türkiye’nin 2053 yılına kadarki süreci kapsayacak kısa vadeli iklim hedefleri belirlemesi gerekiyor.  Paris Anlaşması’nın 1,5 derece hedefiyle uyumlu bir politika geliştirebilmek için, halihazırda sera gazı emisyonlarında artıştan azaltımı öngören Ulusal Katkı Beyanı’nı diğer ülkeler gibi gözden geçirmesi ve daha iddialı emisyon azaltım hedefleri sunması bekleniyor. 

Türkiye’nin yeni iklim politikası doğrultusunda sera gazı emisyonlarının azaltımı için yeni eylem planlarının hazırlanacak sektörler arasında, iklim değişikliğine en büyük etkiye neden olan enerji sektörü başta geliyor. Türkiye’nin fosil yakıtlardan aşamalı olarak çıkması, mevcut fosil yakıt destek ve teşviklerini sonlandırması ve tüm kamu kaynaklarını güneş ve rüzgar başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarına, bunun için gerekli altyapı çalışmalarına ve tüm kesimleri kapsayacak adil dönüşüm planlarına ayırması öncelikli konular olarak ortaya çıkıyor.

Hükümetin yeni iklim politikası dahilinde ilk adım olarak yeni kömür santrali yapılamayacağını taahhüt etmesi önem kazanıyor. 2053 yılında net sıfır emisyona ulaşmak için yeni kömür yatırımlarının yapılmaması gibi bazı önemli kilometre taşlarının bugün belirlenmesi gerekiyor. İklim politikasında yeni bir döneme giren Türkiye’nin,  geçtiğimiz hafta yeni kömürlü santrallerinin inşaatını durdurmayı amaçlayan “Yeni Kömür Santrali Yok Sözleşmesi” gibi girişimlerin izinde “yeni kömür yok” hedefini mutlaka taahhüt etmesi gerekiyor. 

Türkiye’nin aynı zamanda kömürden aşamalı çıkış için de bir hedef yıl belirlemesi önem taşıyor. Mevcut kömürlü termik santrallerin, yenilenebilir kaynaklarla ikame edilerek aşamalı olarak emekliye ayrılması, 2053 net sıfır hedefinin gerçekleştirilmesi için olmazsa olmaz. Bugün itibariyle, Avrupa’da 19 ülke kömürden tamamen çıktı ya da tamamen çıkma taahhüdünü duyurdu. İklim politikasında yeni bir döneme giren Türkiye, kömürden çıkışı planlayarak, bu konuda lider ülkeler arasına girebilir. 

Fosil yakıtlardan uzaklaşmanın yanı sıra iklim değişikliğiyle mücadele için atılacak her adım, istihdam, temiz hava, teknolojik gelişim gibi faydaları da beraberinde getiriyor.  Bilimsel araştırmalar, Türkiye’nin aktif bir iklim politikası yürütmesi halinde milli gelirinin %7 artacağını gösteriyor.”

Continue Reading

Genel

Enerji santallerinde öngörülü güvenlik

Published

on

By

Enerji ihtiyacının yerli kaynaklarla karşılanarak dışa bağımlılığın azaltılması, enerji kaynakların çeşitlendirilerek sürdürülebilir enerji kullanımının sağlanması ve enerji tüketimi neticesinde çevreye verilen zararların en aza indirilmesi açılarından yenilenebilir enerji oldukça önemli bir değere sahiptir.2020 Yılında yaşanan pandemi dönemi de bu önemi ayrı bir pencereden bizlere bir kez daha göstermiştir. Ülkelerin ihtiyaçlarını yerli kaynaklardan karşılaması pandemi gibi zorlu dönemlerde de yaşanabilecek çeşitli krizleri engellemektedir. 

Şu anda dünya genelinde fosil yakıtlardan enerji üretimi ağırlıkta olsa da gelişen trend yenilenebilir enerji üzerinedir. Birçok ülke enerji üretim alanındaki stratejilerini bu doğrultuda belirlemekte, üretilen enerjinin daha verimli kullanılabilmesi adına yeni teknolojiler üzerine çalışmalar yapmaktadır. Enerji alanında dünyada gelişen bu trende Türkiye’de ayak uydurmakta, hatta özellikle güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi alanında önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Ülkemiz bulunduğu coğrafi konum ve jeopolitik yapısı sebebi ile özellikle yenilenebilir enerji alanında oldukça önemli bir potansiyele sahip durumdadır. Birçok ülkeye göre özellikle güneş ve rüzgar açısından çok daha avantajlı bir potansiyele sahip olduğu bilinen ülkemizin EPDK verilerine göre 2020 sonu itibariyle rüzgar enerjisi santrali kurulu gücü yaklaşık 9.000 MW, güneş enerjisi kurulu gücü de yaklaşık 6.600 MW civarındadır. Diğer yenilenebilir enerji kaynakları olan hidroelektrik enerji santralleri yaklaşık 30.000 MW, jeotermal enerji santralleri yaklaşık 1.500 MW kurulu güce sahiptir. Bu veriler göstermektedir ki toplam kurulu gücümüzün yaklaşık %47’si yenilenebilir enerji kaynaklarından,  %15’inin de geleceğin enerjisi olarak nitelendirilen rüzgar ve güneş kaynağına dayalı olduğunu göstermektedir. Uzmanlar tarafından tahmini hesaplanan yenilenebilir enerji  potansiyele göre daha oldukça yüksek bir potansiyelimiz olduğu bilinmekte ve bu doğrultuda da yeni projelerin işletmeye geçmesi ile birlikte her geçen gün kurulu gücümüz de artmaktadır. 

Artan bu enerji yatırımlarının, inşaat ve montaj süreçlerinin güvenle tamamlanarak işletmeye geçmesi, işletmeye geçtikten sonrada güvenle enerji üretmesi elbette ki oldukça önem arz etmektedir. Bu alanda yatırım yapan şirketlerin güvenlik açısından yaşayacağı bir problem, iş planlarını sekteye uğratabildiği gibi finansal açıdan dengesizliklere de yol açabilmekte ve mental açıdan yorgunluk yaratabilmektedir. Bir enerji üretim santralinin inşaat aşamasına geçebilmesi için uzun ve zorlu bir izin sürecinin tamamlanması, sonrasında da önemli yatırım bütçeleri ayrılması gerekmektedir. Bu denli zorlu ve maliyetli süreçlerden geçen bir enerji yatırımının güvenlik açısından problemler yaşaması istenebilecek en son şeylerdendir. Bilindiği üzere enerji üretim santrallerinin gerek şantiye dönemleri gerekse işletme dönemleri çeşitli riskler barındırmakta, bu risklerin ortaya çıkmaması içinde hassasiyetle önlemlerin alınması gerekmektedir. Özellikle şantiye/montaj halindeki projelerin çoğunluğu zorlu lokasyon ve coğrafi koşullarda yer almakta ve geniş bir alana yayılmaktadır. Bu tarz projelerde değerli malzeme yoğunluğunun yüksek olması, kaybolması halinde proje iş planını sekteye uğratabilecek ekipmanların varlığı, çok yönlü İSG unsurları ve sosyal etkileri güvenlik risklerini arttırmaktadır. Ortaya çıkan bu yüksek güvenlik risklerinin engellenebilmesi için çok iyi politikalar belirlenmesi, üzerinde hassasiyetle durulması ve doğru yönetilmesi değerlidir.

Enerji sektöründe ön planda olan başlıklardan birisi de güvenliktir ve burada stratejik bir öneme ve değere sahip olan enerji projelerinin güvenliği için, deneyim, bilgi birikimlerimi ve segmente özel derinleşmiş tecrübe devreye girer. 

Derin sektör tecrübesi ile hangi proje türünde hangi aşamada, hangi lokasyonlarda nasıl risklerle karşılaşabileceğimizi önceden öngörebilmesi,  projede daha göreve başlamadan önce tespit edilen bu risklerin ortaya çıkmaması içinde önem arz eder. Güvenlik teknolojileri, uzaktan izleme çözümleri gibi farklı hizmet karmaları eşliğinde entegre güvenlik çözümleri ile optimum fayda sağlanır.  Enerji yatırımcılarına ayrıca enerji tesislerinde ihtiyaç duyulan en doğru güvenlik teknolojisini, güçlü yapımız sayesinde yıllara yayılabilen finansal modellemeler eşliğinde yapılabilmektedir. Bu teknoloji yatırımlarını yaparken işletme maliyetlerinde de tasarruf yaratıldığından  tesisler ileri güvenlik teknolojilerine de sahip olabilmektedir.

Örneğin, işletmeye geçmiş olan Rüzgar Enerji Santrallerinin güvenliği;  genelde geniş bir alana yayılmış olan rüzgar türbinlerinin standart kamera sistemi ile izlenmesi ve sürekli devriyeler atılması ile sağlanmaktadır. Benzer durum Güneş Enerjisi Santralleri için de geçerlidir. Geniş bir alanda kurulan santrale ait çevre hattı standart kamera sistemleri ile 7/24 izlenmekte, devriye eşliğinde çeşitli kontroller yapılmaktadır. Bir Rüzgar Enerji Santralinde tüm rüzgar türbinlerine, bir Güneş Enerji Santralinde de çevre hattına kurulan akıllı video analiz özelliğine sahip kamera sistemleri, hoparlörler ve Securitas Uzaktan İzleme Merkezinin entegrasyonu sayesinde 7/24 sürekli izlemeye gerek kalmadan, türbin pad alanlarının, çevre hattının güvenliğini çok daha etkin şekilde sağlanabilmektedir. Bu kurguda, türbin alanlarına veya çevre hattına yapılacak herhangi bir müdahalede akıllı video analizli kameralar görüntüyü Securitas Uzaktan İzleme Merkezi ile paylaşmakta, operatörler tarafından video doğrulama yapılmakta ve gerekiyorsa anlık olarak görerek sesli anons ile caydırıcılık sağlanmaktadır. Ardından ihtiyaca göre de güvenlik görevlileri ilgili noktaya yönlendirilmektedir. İşletmedeki RES’lere ve GES’lere özgü bu yenilikçi, öngörülebilir ve önleyici güvenlik tasarımı sayesinde işletme maliyetlerinden ciddi oranda avantaj sağlanmakta, sürekli devriyeye gerek kalmadığı için de İSG riskleri de engellenmektedir.

Continue Reading
Advertisement
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com