Türkiye’nin elektrik arz güvenliğinin güçlendirilmesi ve yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması amacıyla son yıllarda önemli düzenlemeler hayata geçirilmiştir. Bu kapsamda, özellikle rüzgâr ve güneş enerjisine dayalı büyük ölçekli depolamalı elektrik üretim projeleri için ön lisans mekanizması devreye alınmıştır. Nitekim bugüne kadar toplam 676 adet depolamalı RES ve GES projesi için ön lisans verilmiş olup, bu projeler yaklaşık 33,1 GW kurulu güce karşılık gelmektedir.
Ancak ön lisans süreci, yatırımcılar bakımından yalnızca bir başlangıç aşaması olup, bu sürede mevzuatta öngörülen idari, teknik ve hukuki yükümlülüklerin eksiksiz şekilde yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu yükümlülüklerin süresi içinde tamamlanamaması hâlinde, ön lisansların iptali gündeme gelmektedir. Uygulamada özellikle yatırımcıdan kaynaklanmayan gecikmeler nedeniyle yaşanan iptaller, “mücbir sebep” kavramının kapsamı bakımından ciddi tartışmalara yol açmaktadır.
Depolamalı Elektrik Üretimine İlişkin Mevzuat Çerçevesi
Elektrik depolama faaliyetlerine ilişkin temel düzenleme, 09.05.2021 tarihli ve 31479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektrik Piyasasında Depolama Faaliyetleri Yönetmeliği’dir. Yönetmelikte;
- Elektrik Depolama Tesisi, elektrik enerjisini başka bir enerji türüne çevirerek depolayabilen ve depolanan enerjiyi yeniden elektrik enerjisine dönüştürerek sisteme verebilen tesis olarak,
- Üretim Tesisine Bütünleşik Elektrik Depolama Ünitesi, santral sahası içinde yer alan ve üretim tesisinde üretilen veya sistemden çekilen enerjiyi depolayabilen ünite olarak,
- Depolamalı Elektrik Üretim Tesisi ise Elektrik Piyasası Kanunu’nun 7. maddesinin onuncu ve on birinci fıkraları kapsamında kurulan üretim tesisleri olarak tanımlanmıştır.
Elektrik Piyasası Kanunu’nun 7. maddesinin onuncu fıkrası uyarınca, elektrik depolama tesisi kurmayı taahhüt eden tüzel kişilere, taahhüt edilen depolama kapasitesi kadar rüzgâr ve/veya güneş enerjisine dayalı üretim tesisi için ön lisans verilebilmektedir. Bu tesisler bakımından yarışma ve kapasite tahsisine ilişkin genel hükümler uygulanmamakta; ön lisans ve lisans süreçlerine ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenmektedir.
Ön lisans Süresi ve Yükümlülükler
Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 9. maddesine göre, ön lisans süresi, kaynak türü ve kurulu güce bağlı olarak Kurul kararıyla belirlenmekte ve mücbir sebep hâlleri hariç olmak üzere en fazla otuz altı ay olabilmektedir.
Elektrik Piyasası Kanunu’nun 6. maddesinde ise ön lisans sahibinin Kuruma bilgi ve belge sunma yükümlülüğü, ön lisans süresinin azami sınırı, teminat mektubu alınması ve ön lisansın sona erme veya iptal hâllerine ilişkin hükümler yer almaktadır. Buna göre, ön lisans süresinin yatırımcıdan kaynaklanmayan bir nedenle sona ermesi veya iptal edilmesi hâlinde teminatın iade edilmesi mümkündür.
Ön lisans sahibi tüzel kişiler, Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 17. maddesi uyarınca, üretim yatırımına başlayabilmek için ön lisans süresi içinde birçok kritik işlemi tamamlamak zorundadır. Bunlar arasında; tesis sahasının mülkiyet veya kullanım hakkının elde edilmesi, imar planlarının kesinleşmesi, ön proje veya kat’i proje onaylarının alınması, bağlantı anlaşması başvurularının yapılması, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin tamamlanması ve gerekli hâllerde yapı ruhsatının alınması bulunmaktadır.
Mücbir Sebep Kavramı ve Ön lisans Süresine Etkisi
Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 35. maddesi, mücbir sebep hâllerinde ön lisans ve lisans sahiplerinin yükümlülüklerinin ertelenmesine, askıya alınmasına veya tamamen kaldırılmasına imkân tanımaktadır. Bir olayın mücbir sebep olarak kabul edilebilmesi için; öngörülemez, kaçınılmaz ve önlenemez nitelikte olması ve yükümlülüklerin yerine getirilmesini fiilen imkânsız hâle getirmesi gerekmektedir. Doğal afetler, salgın hastalıklar, savaş, terör ve benzeri olaylar bu kapsama örnek olarak sayılmaktadır.
Uygulamada en büyük sorun, mevzuatta açıkça sayılmayan ancak yatırım sürecini fiilen durduran durumların mücbir sebep olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında ortaya çıkmaktadır. Özellikle ÇED sürecinde izin, onay veya görüş alınan idarelerden kaynaklanan gecikmeler, imar planlarının onaylanmaması veya bu işlemlere karşı açılan davalarda verilen yürütmenin durdurulması ya da iptal kararları bu tartışmanın merkezinde yer almaktadır.
Yargı Kararları ve İdari Görüşler
Danıştay, mücbir sebep kavramını yalnızca Yönetmelikte sayılan hâllerle sınırlı görmemekte; bazı durumları “mücbir sebep” kapsamında değerlendirmektedir. Danıştay 13. Dairesi’nin çeşitli kararlarında, yatırımcının kusurundan kaynaklanmayan ve başka idarelerin işlem ve eylemlerinden doğan gecikmelerin mücbir sebep olarak kabul edilebileceği açıkça belirtilmiştir.
Nitekim Danıştay 13. Dairesi’nin bir emsal kararında, iletim bağlantı anlaşması ve orman izinleri gibi başka idarelerin işlemlerinden kaynaklanan gecikmeler mücbir sebep sayılmış; lisans iptaline ilişkin Kurul kararının hukuka aykırı olduğuna hükmedilmiştir. Benzer şekilde, rüzgâr santrali yatırımlarında diğer idarelerin etkisiyle süresinde tamamlanamayan projeler bakımından da lisans iptallerinin hukuka uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
EPDK Hukuk Dairesi Başkanlığı’nın 20.06.2014 tarihli görüş yazısında ise, ÇED Olumlu kararının mahkeme kararıyla iptal edilmesinin mücbir sebep olarak değerlendirilebileceği ifade edilmiştir. Bu yaklaşım, yargı içtihatlarıyla da uyumludur.
Değerlendirme ve Sonuç
Depolamalı rüzgâr ve güneş enerjisi projeleri, elektrik üretimi ve arz güvenliği bakımından stratejik nitelik taşımaktadır. Bu projelerin kısa sürede yatırıma dönüşebilmesi, yalnızca yatırımcıların çabalarına değil, aynı zamanda ilgili idarelerin karar ve işlemlerini makul sürede tesis etmesine de bağlıdır. Ancak özellikle kamulaştırma işlemleri, ÇED ve imar planı süreçleri, ön lisans süresi içinde tamamlanması en güç yükümlülükler olarak öne çıkmaktadır.
Mevzuat, ön lisans süresinin dolması hâlinde iptali öngörmekle birlikte, mücbir sebep hâllerinde esnek bir değerlendirme yapılmasına imkân tanımaktadır. Danıştay kararları ve EPDK görüşleri birlikte ele alındığında; yatırımcının kusurundan kaynaklanmayan idari gecikmelerin ve yargı kararlarının, somut olayın özelliklerine göre mücbir sebep veya özel mücbir sebep kapsamında değerlendirilebileceği görülmektedir.
Bu nedenle depolamalı elektrik üretim projelerinde ön lisans iptallerine ilişkin değerlendirmelerde, yalnızca sürenin dolmuş olması değil; gecikmenin kaynağı, yatırımcının gerekli özeni gösterip göstermediği ve yükümlülüklerin yerine getirilmesinin objektif olarak mümkün olup olmadığı hususlarının birlikte dikkate alınması gerekmektedir kanaatindeyiz. Bu hususların nazara alınmaması durumunda, yargılamaya konu olabilecek idari işlemlerin iptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.
Bu ürünle ilgili talep oluşturun
Yazıda yer alan ürün veya çözüm hakkında, ilgili firmayla doğrudan iletişime geçmenizi sağlayalım.










