Connect with us

Genel

Milli rüzgâr türbini üretimi, önemi ve belgelendirme

Yayın Tarihi:

on

Yazı dizisi- 3

Milli rüzgâr türbini üretimi, önemi ve belgelendirme

Ahmet Cem Yalçın

Geçtiğimiz sayıda sektörde yerli müteşebbislerin karşısına çıkarılan zorluklardan bahsetmiş ve son olarak şu cümleyi kullanmıştık: “Kısacası bizim kapitalistimiz dahi ithaldir.”

Bugün yerli bir rüzgâr türbini kullanılarak yapılacak yatırımlara ulusal bankalarımızın hiçbiri kredi verememektedir. Bankalarımız, sektöre kullandırdıkları şartlı yabancı kredileri “enerjiye destek veriyoruz” diyerek boy boy reklamlar ile duyurmaktadırlar.

Oysa, ülkemizde bolca kaynağı olan yenilenebilir enerji zaten bedava, biz bu bedava kaynağı dışa 15 yıl borçlanarak kullanıyoruz. Bankalar, yapılan işlemlerden kendi açısından tabii ki çok memnun, komisyon alıyor işine bakıyor. Algıya gelince de adı yenilenebilir enerjiye destek oluyor. Alan razı satan razı, kim uğraşır yerli üretim riskleriyle. Böylece, yerli türbin, PV panel, jeotermal sistemlerin ülke içinde üretimi adına da durum hiç değişmiyor. İmalat yapmak için kaynak yok.

Bankalarımıza dış kaynağı sağlayan kurumlar, kaynağın kullanımını da doğal olarak kendi belirleyecektir. Devlet tarafından milli veya kullanım şekli şartsız kaynaklar bulunmadıkça özgün veya milli teknolojiye finansman sağlanamayacaktır.

Batıda sermayenin gelişmesi ulusal bağımsızlık koşulları altında olmuş, dolayısıyla kapitalizm bu toplumların kendi iç dinamikleri sonucunda ortaya çıkmıştır. Oysa yukarıda da belirttiğim gibi, Türkiye’de sermaye Batılı ülkelerin müdahaleleri altında gelişmiştir. Halen de ciddi şekilde bağlıdır, değişmelidir!

Şayet Türkiye, kendi müteşebbisine ve insanına yabancı yatırımcılara tanıdığı fırsatları tanımaz, kendi tasarım ve sistem mühendisliği ile özgün projelerini geliştirmez ise dışa bağımlı bir ülke olma durumunu aşmayı asla başaramayacaktır.

Bulunduğumuz coğrafyada etkin rol oynamak istiyorsak, bu durum mutlaka değişmelidir. Ülkemizde ciddi akademik ve endüstri birikimi vardır. Yetişmiş değerlerin yurt dışına çıktıkları anda, sahip oldukları imkânlar ile neler başardıklarını görmek bunun en önemli kanıtıdır.

Türkiye’nin dışa bağımlılığı dar bir çevrenin dışa bağımlılığından ibaret değildir. Türkiye’nin dışa bağımlılığı sınırlı bir finans çevresinin dışa bağımlılığı da değildir. Bir menfaat çemberinin ötesinde, bir sistem olarak dışa bağımlıdır. Bu durum yerli ve milli duruştaki, devlet ve sanayici iş birliği ile kararlılıkla aşılabilecektir. Yine de bunca yıldır sağlanmış olan dışa bağımlı ekonomik entegrasyon, dengeliymiş gibi görünse bile, hedeflenen milli sistemin hayata geçirilmesi sırasında çelişki ve sürtüşmeler kaçınılmazdır.

Bu nedenle, her durumda içte ve dışta enfeksiyona yol açacak her türlü bel altı vurma ve mikrobik duruma da hazırlıklı olmak gerekir. Dışarıdan gelen yatırımlar devam ederken, teknolojiyi yerli ve milli anlamda geliştirmek bir tepkiyi doğuracaktır. Bunu dışarıdan gelen yatırımcıyı da koruyarak yapmak önemlidir. Seksen milyonluk bir ülke tam anlamıyla kendine yetebilir durumda olmadan ayakta kalamaz. Bu ülkede güvenli yatırım ortamının teminatı kendine yetebilmekten geçer. Böyle olduğunu anlatmak, bunu planlamak, çelişkisiz hedef göstermek devletin görevidir.

Türkiye, uzun yıllar önce montaja dayalı lisanslı üretimi, yanlış bir model olarak bilinçli olarak seçmiştir. Kısa hedefler ve dar bir çevrenin etkisiyle, politik tercihini bu yönde kullanmıştır. Ancak ülkemiz, küresel güçlerin dayatmacı niteliğine rağmen, artık pazar geliştirmekte güçsüz, tecrübesiz bir ülke değildir. Birçok oyun geç de olsa fark edilmeye başlanmıştır. Bu yazdığım tabloyu görenlerin sayısı bir hayli fazladır.

Kimi çevrelerde her şeyi kendimizden bilmek, değişmez kader olarak kabul etmek, her şeyin altında emperyalizmin oyunlarını aramak eğilimi var. Buradaki hata, kendi iç dinamiğimizi küçümsemek, hatta yok saymaktır. Bu durum öyle bir hal almıştır ki yurt dışında gördüklerini kendini küçümseyerek anlatmaktan güç bulan bir yönetici tipi oluşturmuştur. Oysa ülkemizi etkileyecek farklı güçlerin olması gayet normaldir, o güçler, bizim üretimden kaçmamızdan dolayı etkili hale gelmektedirler. Bunu kıracak olan tek güç devlettir. Ekonomi ve enerji politikalarındaki millileşmedir. Öte yandan devlet de bizlerden fedakârca girişimler, örnek uygulamalar beklemektedir. Bu ülkeden başka gidecek yerimiz yoktur.

Sıkışınca yurt dışına kaçmak, karamsarlıktan beslenmek yerine, sınırda ülkeyi korumak adına şehit olmak neyse, geleceği tesis etmek adına da riskler alarak yılmadan çalışmak şarttır. Bu noktada sermaye gücünü elinde bulunduranların ise kararlılığı görüp, destekleyip büyütmeleri bir görevdir. Yatırımcılar ise öncelikle yerli ve nitelikli ürünü tercih etmelidirler.

Küresel ekonomik yapılar bir ülkeye, o ülkenin içindeki güçleri manipüle ederek, onları çeşitli biçimlerde kendi yollarından çekilmeye sevk ederek, bazen de tehditle, tesir ederler. Hiçbir toplum tabanda bu güçlerin dilediği biçimde hareket etmesini kabul etmez. Bunu hisseder, görür. Türkiye’nin kendi iç dinamikleri örtülü ambargolardan rahatsızdır. Bunun bir beka sorunu olmaya başladığı artık görülmektedir. Bu farkındalığın artması milli üretim için çok önemli bir fırsattır.

Sermayenin dışa bağımlı olarak yoğunlaşması ve merkezileşmesi ile sanayi sitelerinde tasarım yaparak etkin olmaya çalışan KOBİLER ortadan yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Bu şekilde, KOBİ’ler bağımsız birimler olmaktan çıkıp dışarıdan gelen endüstriye bağımlı yan sanayi kolları haline gelmektedirler. Bu da kendi özgün tekniklerini geliştirip kendi başlarına etkin olabilmelerini ortadan kaldıracaktır. Daha sonra da güçlü bir yerli sermaye ile bir araya gelerek ülke değeri olma yolu tamamen kapanacaktır.

Bu kesimler, kredi ve hammadde tedariki konularında da yan sanayi işlerde çok ciddi baskı hissetmekle beraber, kendi küçük yapılarına çok bağlıdırlar. Aman, düzen devam etsin, durumu koruyalım deyip bunları da kaybedip yok olmaktan çok korkarlar.

O nedenle, bir defa yan sanayi işlere alışan KOBİ’lerin birçoğunda kuruluş amacı olan yenilikçi müteşebbis ruh ölür. Müteşebbislik, onlara öldürmeyecek kadar ekmek veren yan sanayi düzeni yanında riskli bir olgu olarak görülmeye başlar.

Bir de bu noktada AB icadı olan “cluster” yani kümelenme sistemi çalışır ve ilgili endüstri henüz dışarıdan ülkeye gelmeden bir oyalama sermayesi gönderir. Bunun amacı, KOBİ’leri “küme”, bir diğer anlamda daha gelmemiş bir endüstriye hazırlık yapmaları için bir miktar şartlı parayla, güya eğiterek oyalamaktır.

Sanayi siteleri 2005 yılından beri bu paraları alıp ne yapacaklarını bilemeyen organizasyonlarla doludur. Ve bu paralar ana üretim için değil yan sanayi olursan harcama şartıyla verilmişlerdir. 2016 yılından beri Ankara Kümesi, İzmir Kümesi gibi milyonlarca TL kaynağı olup henüz kullanamayanlar vardır. Çünkü bu kaynaklarda, türbin yapmak için değil türbinin parçasını üretmek için harcama şartı vardır.

Kimin türbini için?

Ve hangi parçayı?

Oysa ana ürünü, yani özgün tasarıma dayalı türbinin kendini üretmiş olduğunuzda 2000 parçanın üzerinde tasarım yapacak ve birçok parçayı kendi iç piyasanızdan tedarik edeceksinizdir. Yani ana üretim, kendi tedarik zincirini kendi kazanç anlayışı ile otomatik olarak oluşturacaktır. Oysa yurt dışında bu modeli geliştirmiş Batılı ülkelerin üretim modellerini alıp o modelin lokomotifi olan ana üretim ve tasarımı kopartırsanız, geriye lokomotif arayan yan sanayi vagonlar kalacaktır. Bu gelecek olan yatırımlar açısından da bir belirsizlik ve zorluktur.

Sonuç olarak Türkiye, mandacılığı ve himayeciliği tam anlamıyla reddeder. Ancak, hâlâ mahkûm edememiştir!

Cumhuriyet değerleri, Türk milletine, emperyalizme ve mandacılığa karşı dik durmayı ve sadece kendi gücüne güvenip kimsenin himayeciliğini kabul etmemeyi öğretmiştir.

Ülkemizin, birçok iş kolunda, global rekabete hazır ürünler üretmek için dışarıdan alınacak paraya ve akla ihtiyacı yoktur. Üreticisi ve müteşebbisi çok ağır şartlara alışkındır, artık bilgili ve teknolojiyi en iyi şekilde kullanabilen teknisyen, mühendis ve akademisyenleri vardır. Ülkemizi, bu zor coğrafyada, güçlü bir ekonomiye taşıyacak tek yol, yerli üretim için şartsız kaynaklı krediler sağlayarak sanayiciyi teşvik etmek, aynı zamanda, uygulamalı, ezberci olmayan eğitime yönelerek, savunma, enerji, tarım ve sağlıkta yerli ve milli modellere yönelmektir.

Son

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin ve web portallarının editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Devamını Oku
Advertisement
Yorum Yap

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Çelik ithalindeki kısıtlamalar AB’nin 2030 yenilenebilir enerji hedeflerini tehlikeye soktu

Yayın Tarihi:

on

rüzgar türbini-avrupa birliği-çelik ithalatı-yenilenebilir enerji

AB ülkeleri, Avrupa Komisyonu’nun AB’ye çelik ithali konusundaki korumacı düzenleme önerilerini tartışacaklar. AB, ardından, üçüncü ülkelerden AB’ye çelik ithalini Temmuz 2021 tarihine kadar kısıtlayan düzenlemeleri oylayacaklar.

Çelik ithalatı kısıtlamaları, Trump yönetimi tarafından Mart 2018 tarihinde kabul edilen düzenlemelere yanıt olarak geldi. Avrupa Komisyonu, ilk koruma düzenlemelerini Temmuz 2018’de Avrupa çelik endüstrisini ABD’nin ticari saptırma hareketlerinden koruma amacıyla yürürlüğe koydu.  Ön düzenlemeler küresel tarife kotası şeklinde uygulamaya alındı. Bu, AB’nin önceden belirlenen ithalat hacimlerini geçtiğinde % 25’lik yükümlülüklerin devreye gireceği anlamına geliyordu.

Ele alınan düzenlemeler ithalat hacimlerinin her çelik kategorisi için 2021’e kadar her yıl yalnız % 5 oranında artırılabileceği anlamına geliyor. İthalat hacimleri, küresel ve ülkelere özel tarife oranı kotası zemininde karma bir sisteme dayanacak.

Kaynak: Windeurope

 

Devamını Oku

Genel

Nordex yerel üretim kapasitesi için Fábrica Argentina de Aviones ile işbirliğine gidiyor

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Nordex -Rüzgar türbinleri- Fábrica Argentina de Aviones

2019’da Cordoba’da yeni bir dizi rüzgar türbini kurulumu yapılacak

Nordex Grubu, Arjantin’de rekabet gücünü artırmak ve bölgede büyümesini uzun vadede desteklemeyi planlıyor. Firma, şimdi Fábrica Argentina de Aviones “Brig. San Martin” S.A (FAdeA) ile, türbinler için yerel bir kurulum hattı anlaşmasına vardı.

AW3000 türbinlerin motor ve göbeklerinin üretimi için  Córdoba’da üretim tesisi kurulacak ve gelecek yıl üretime başlayacak.

Elektrik tedarikçisi AES Argentina Generación tarafından son olarak  ilan edilen 48 AW132/3300 siparişleri de burada üretilecek.Montaj atölyesi, 3 MW sınıfından yıllık 150 türbin üretme kapasitesine sahip olacak şekilde tasarlandı. Nordex Grubu, aynı zamanda, Arjantin’de beton kuleler için iki yerel üretim merkezi de planlıyor. Nordex tarafından yerelde üretilecek ve kurulacak kuleler, yerel entegrasyon payını % 36’ya çıkaracak. Motor ve gövde fabrikası, iki beton kule santralinden her birinde 100 uzmana ilave olarak 200 kişiyi istihdam edecek.

Nordex SE CEO’su José Luis Blanco; “Şu ana dek Arjantin’de çok başarılı olduk ve son iki yılda da 600 MW üzeri sipariş aldık. Piyasanın muazzam potansiyeline ikna olduk. Yetkililer, büyüyen bu piyasanın ön koşullarını oluşturmak için RenovAR and MATER programlarını başlatmakla çok iyi bir iş yaptılar. Bugün inşa halinde GW kapasiteli birkaç santral mevcut. Buradaki yerel üretim santralimiz ilk adım: gelecek yıllarda, ulusal gereksinimleri karşılamak için tedarik zincirini daha da yerelleştirmeyi planlıyoruz. Bu, Arjantin sanayisinde daha çok iş anlamında da geliyor” dedi.

Arjantin Savunma Bakanı Oscar Aguadı; Stratejik ve sürdürülebilir bir FAdeA geliştirmek istiyoruz. Bunu gerçekleştirmek amacıyla havacılık sanayisinde, rüzgar enerjisi gibi  benzer teknolojik karakterde ve gelişmeye açık sanayilerdeki kadar yeni iş alanları oluşturmamız gerekiyordu. Askeri sanayi ve havacılık sanayisindeki önde gelen firmalarla yeni imzalanan anlaşmalar bizi, FAdeA’nın gelirlerinin % 50’sinin kamudan % 50’sinin de üçüncü şahıslardan olacağı 2023 hedefimize yaklaştırıyor. Sanayi ve metalürji sektörü, büyüyen bu ticari gelişmeye katkı yapabilecekleri değerleri iyi belirlemeliler dedi.

Fábrica Argentina de Aviones “Brig. San Martin” S.A – profili

FAdeA, Arjantin Savunma Bakanlığı tarafından havacılık sanayisinde listelenen 90 yıllık bir firmadır. Şimdi, yeni stratejik vizyonuyla, firma askeri ve ticari sektörlerle bağlantılı yeni uluslararası iş alanları geliştirmiştir. Şimdi, bunlara, rüzgar enerjisini de ekliyoruz.

 

Devamını Oku

Genel

NSK tasarım stratejileri offshore rüzgâr türbinlerinin performansını artırıyor

Yayın Tarihi:

on

Rüzgâr enerjisi sistemlerinde kullanılan rulmanlardan iki kilit faktör talep edilmektedir: Sert koşullar altında yüksek performans ve yüksek hizmet ömrü. Bu gözlem, özellikle rüzgâr türbinlerinin kapasitelerinin artmakta olduğu offshore segmentindeki durumdur. Sonuç olarak NSK, geçtiğimiz günlerde 9.5 MW türbinler için rulmanlar üretmeye ve şimdiden 12 MW sınıfındaki offshore türbinler için rulmanlar geliştirmeye başladı.

Ancak, rüzgâr türbini rulmanlarına yüksek talep oluşturan sadece performans yetenekleri değildir. Denizde, yüksek rüzgâr hızları nedeniyle daha güçlü statik ve dinamik yükler rotorlar ve dolayısıyla tüm tahrikli tren üzerinde etkilidir. Onshore türbinlerde, ana rulmanlar 1 MN’ye kadar olan yükleri taşımaktadır; offshore türbinlerde ise bu daha da fazladır.

Hizmet ömrü beklentileri yükseliyor

Rüzgâr türbinleri için rulmanların çalışma ömründe talepler artmaktadır. Kıyı türbinleri için, üreticiler geleneksel olarak rulmanların, 20 yıl ile eşdeğer olan 175.000 saatlik bir hizmet ömrü için tasarlanması gerektiğini belirtmişlerdir. Ancak, yüksek yatırım maliyetleri ve açık deniz rüzgâr enerjisi sistemlerine erişim zorluğu nedeniyle, son derece yüksek dinamik yükler dikkate alındığında, çok büyük zorluk olan 25 yıllık bir hizmet ömrü tanımlanmıştır.

Ana rulmanlar

Bu yüklerin rulman seçiminde etkisi olduğu çok açıktır. Doğrudan tahrikli rüzgâr türbinlerinde, çift sıralı konik makaralı rulmanlar, ana rulman olarak giderek daha fazla tercih edilmektedir. Geçmişte yaygın olarak kullanılan silindirik makaralı rulmanlar ile karşılaştırıldığında, konik makaralı rulmanlar daha yüksek sistem rijitliği elde etmeyi mümkün kılan ayarlanabilir ön yük avantajı sunar. Bu tip rulmanlar, en son teknoloji tasarım ve üretim kavramlarına meydan okuyan 2,7 metreye kadar iç çaplara sahiptir.

Dişli sistemler söz konusu olduğunda, ek tahrik bileşenlerinin ağırlığı, jeneratörün daha küçük bir tasarıma sahip olması gerçeği ile dengelenir. Her güç kapasitesi sınıfında ana rotor rulmanı için farklı tasarım kavramları bulunmaktadır. 5 MW’a kadar sistemler genellikle oynak makaralı rulmanlar kullanır. 6 MW ve üstü için ise iki konik makaralı rulman veya çift sıralı konik makaralı rulmanlar ile birlikte silindirik makaralı rulman ile yapılan düzenekler tercih edilir.

Entegre rulmanlar

Dişli tahrikli trenlerde, iki veya üç kademeli planet dişli kutuları günümüzde yaygındır. Çoğu zaman bu planet dişliler helisel dişli kademesi ile birleştirilir. Birkaç yıldır entegre planet dişliler olarak bilinen düzenekleri kullanma trendi yükseliyor. Bu uygulama için NSK (dişli üreticisi ile yakın işbirliği içinde) çok sıralı konik ve dış bileziksiz silindirik makaralı rulmanlar geliştirmiştir. Böylece, planet dişlilerin deliği, rulmanın dış bilezik yuvarlanma yolu olarak kullanılır.

Bazı uygulamalarda dört sıralı entegre silindirik makaralı rulmanlar kullanılmaktadır. Aşama başına dört planet ile birlikte, bir rulman takımı toplam 16 sıra içerir. Tüm rulmanlarda eşit bir yük elde etmek için, tüm set için delik ve çevresel çaplar çok sıkı toleranslara sahiptir.

Diğer bir trend ise, türbin için tüm rulmanları tek bir tedarikçiden alınmasıdır. Bu pazar trendi, NSK’nın 20 yıl boyunca dişli kutuları ve jeneratörler için çeşitli rulmanlar geliştirmesine ve üretmesine rağmen, NSK’nın Rüzgâr İş Birimi ürün portföyünü genişletmeye karar vermesinin özel nedenlerinden biri olmuştur.

BAÇ (beyaz aşındırma çatlakları) Araştırması

Offshore rüzgâr türbinleri için gerekli olan rulmanların büyüklüğü ve zor erişilebilirlik nedeniyle rüzgâr endüstrisi, rulman hasarına karşı çok hassastır. Teknik uzmanlık, neredeyse tüm tipik rulman hasarlarının üstesinden gelmeyi mümkün kılar. Örneğin, yüksek seviyede çelik saflığı ile birlikte gelişmiş tasarım yöntemleri, klasik rulman aşınma arızalarının rüzgâr türbini rulmanlarında pratik olarak ortadan kaldırılmasını sağlar.

Bununla birlikte, rulman endüstrisinin hâlâ araştırdığı bir alan BAÇ (beyaz aşındırma çatlakları) alanıdır. Bu çatlaklar, rulmanın kullanım ömründe nispeten erken görünen hasar işaretleridir. Tipik hasar semptomları, çatlakların oluşmasına ve sonuç olarak, rulmanların bozulmasına yol açan, yuvarlanma yolunun altındaki beyaz yapılardır (ismini bu nedenle almıştır).

BAÇ´nin kesin nedeni uzun zamandır bilinmemekle birlikte, bir dizi deney, bu hasarın büyük ihtimalle hidrojen penetrasyonundan kaynaklandığını göstermiştir. Ancak buna rağmen, deneyde hidrojenin kökeni hâlâ tam olarak açıklanmamıştır.

Daha ileri araştırmalar, hidrojen üretiminin operasyon sırasında meydana geldiğini ima etmektedir. İlk varsayım, hidrojenin, yağlayıcıların hidrokarbon zincirlerinden ve bunların katkı maddelerinden gelmesiydi. Bu teori, tipik hasar belirtilerinin belirli tipte yağ ve gres yağı ile bir laboratuvarda elde edilmesi ile tasdik edilmiştir.

Sonuç olarak NSK, hidrojen penetrasyonuna ve hidrojen gevrekleşmesinin neden olduğu çatlakların oluşumuna daha yüksek direnç gösteren yeni bir malzeme geliştirdi. Laboratuvar testleri başarıyla tamamlanırken, bu malzemeden yapılan rulmanlar şu anda saha denemeleri aşamasındadır.

Durum izleme uygulaması

Arıza – güvenlik özellikleri ve uzun hizmet ömrü gereksinimleri nedeniyle rüzgâr enerjisi sistemlerinde bulunan rulmanlar, rulmanın durumunu sürekli olarak izlemek için harici olarak monte edilmiş veya entegre edilmiş sensörler kullanan durum izleme sistemleri (CMS) için ideal adaylardır. Rulmanlarda oluşan hasarı gösteren anomaliler zamanında tespit edilip raporlanabilir.

Günümüzde kullanılan CMS´ler, sistemin bakım döngüsünün buna göre planlanmasına izin vermek için anormallikleri yeterince erken tespit etmek üzere açık deniz rüzgâr çiftlikleri tarafından konuşlandırılmaktadır. NSK, bu tür bir sistem için önemli bir pazar potansiyeli beklemektedir.

Devamını Oku

Genel

Northel Poyra P36-300 Kurulum

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

ExxonMobil has remained a leader in energy technology throughout its 135-year history. With a commitment to fundamental science and innovation unmatched in our industry, we invest about $1 billion a year in R&D.

Anasayfa


http://www.northel.com.tr/

Devamını Oku

Genel

Yerli Rüzgar Türbini/Northel

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

ExxonMobil has remained a leader in energy technology throughout its 135-year history. With a commitment to fundamental science and innovation unmatched in our industry, we invest about $1 billion a year in R&D.

Anasayfa


http://www.northel.com.tr/

Devamını Oku

Genel

Mobil Pegasus™ oil – Small things can make a big difference to your gas engine

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

ExxonMobil has remained a leader in energy technology throughout its 135-year history. With a commitment to fundamental science and innovation unmatched in our industry, we invest about $1 billion a year in R&D.

http://www.mobiloil.com.tr/Turkey-Turkish-LCW/default.aspx
http://www.ruzgarenerjisi.com.tr/

Devamını Oku

Trendler