Connect with us

Hukuk ve Profesyonel Hizmetler

EPDK’dan yönetmelik değişikliği

Yayın Tarihi:

on

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), “Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesi”ne ilişkin yönetmelikte değişiklik yaptı.

Söz konusu değişiklik, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yönetmelik maddelerine yeni fıkralar eklenirken, YEKDEM’le ilgili de eklemeler yapıldı.

Söz konusu yönetmelik değişikliğine ilişkin Resmi Gazete nüshasına buradan ulaşabilirsiniz.

[post_gallery]

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Devamını Oku
Advertisement
1 Yorum

1 Yorum

  1. Emrah Sacık

    11 Ekim 2018 at 07:38

    Yenilenebilir enerji konusu oldukça önemli. Bu konuda daha etkili adımlar atılmalıdır.

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hukuk ve Profesyonel Hizmetler

2019 yılı nihai YEK listesi yayında

Yayın Tarihi:

on

T.C. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) 2019 yılı nihai YEK listesini yayınladı.

777 elektrik üretim tesisinin yer aldığı listede, 160 adet de rüzgâr enerjisi santrali (RES) bulunuyor.

2019 yılı nihai YEK listesine ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku

Hukuk ve Profesyonel Hizmetler

Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nde değişiklik

Yayın Tarihi:

on

 Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK), Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nde bazı değişiklikler yaptı, iki “geçici madde” ekledi.

Resmi Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinde, anonim şirket olarak kurulmuş olması halinde, sermaye piyasası mevzuatına göre borsada işlem görenler dışındaki paylarının tamamının nama yazılı olması ve şirketin borsada işlem görmek üzere ihraç edilecekler hariç hamiline yazılı pay çıkarmaması kararı verildi.

Kurum, tüzel kişinin anonim şirket olması halinde, sermaye piyasası mevzuatına göre borsada işlem görenler dışındaki paylarının tamamının nama yazılı olduğuna ve şirketin borsada işlem görmek üzere ihraç edilecekler hariç hamiline yazılı pay senedi çıkaramayacağına ilişkin hükmü kararlaştırdı.

Üretim tesisinin inşaatına başlanabilmesi için gerekli olan proje veya kati proje onayının alınmasına karar veren kurum, aynı yönetmeliğin 20. maddesinin üçüncü fıkrasında da değişikliğe gidildi.

Anonim şirket olarak kurulmuş olması halinde, sermaye piyasası mevzuatına göre borsada işlem görenler dışındaki paylarının tamamının nama yazılı olması ve şirketin borsada işlem görmek üzere ihraç edilecekler hariç hamiline yazılı pay senedi çıkarmaması kararı verildi.

Kurum aynı zamanda “1” numaralı alt bendinde de tüzel kişinin anonim şirket olması halinde, sermaye piyasası mevzuatına göre borsada işlem görenler dışındaki paylarının nama yazılı olduğuna ve şirketin borsada işlem görmek üzere ihraç edilecekler hariç hamiline yazılı pay çıkaramayacağına ilişkin hüküm yer aldı.

Aynı Yönetmeliğin 28. maddesine ve “önlisansa konu proje kapsamında olan veya önlisansa konu projeden doğrudan etkilenen ancak kullanım hakkı elde edilmeyen gayrimenkulleri kullanmamak”, 30. maddesine de ikinci “lisansa konu proje kapsamında olan veya önlisansa konu projeden doğrudan etkilenen ancak kullanım hakkı elde edilmeyen gayrimenkulleri kullanmamak” şeklinde eklemeler yapıldı.

 “Kullanım hakkı elde edilmeyen gayrimenkullere ilişkin yükümlülük”

“Geçiçi Madde 25”te “Önlisans veya lisans sahibi tüzel kişilerden, bu yönetmeliğin 28’inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi ile 30’uncu maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin, bu hükmün yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içerisinde durumlarını söz konusu hükümlere uygun hale getirmeleri için ilgili mevzuat kapsamında gerekli işlemleri başlatmaları zorunludur” ibaresi yer aldı.

Kurum, birinci fıkra kapsamında tanınan süre, önlisans süresi ile bu yönetmeliğin geçici 15. maddesi kapsamında belirlenen süreleri etkilemeyeceği belirtti.

“Geçici Madde 26”da, “Bu yönetmeliğin 17’nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi çerçevesinde 31 Aralık 2018 tarihine kadar proje ya da kati proje onayı yerine ön proje onayı da sunulabilir” ibaresi yer aldı. (Kaynak: enerjiportali.com)

 

Devamını Oku

Hukuk ve Profesyonel Hizmetler

Rüzgar enerjisi yatırımlarında ÇED süreci

Yayın Tarihi:

on

Arsin Demir
Avukat Arabulucu

20. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak çevre sorunlarına karşı artan duyarlılık, kalkınma-çevre arasındaki sıkı ilişkiyi de gündeme getirmiştir. Ülkemiz mevzuatında ilk Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği 07.02.1993 tarihli ve 21489 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. ÇED Yönetmeliği’nin amacı, söz konusu yönetmeliğin 1’inci maddesinde “…gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kamu veya özel sektöre ait kurum, kuruluş ve işletmelerin yatırım kararlarının çevre üzerinde yapabilecekleri tüm etkilerin belirlenerek değerlendirilmesi, tespit edilen olumsuz etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi ve alternatiflerin değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilecek Çevresel Etki Değerlendirilmesi sürecinde uyulacak idari ve teknik esasların düzenlenmesidir” şeklinde belirtilmiştir. ÇED Yönetmeliği günümüze gelinceye kadar çok defa değişikliğe uğramıştır. Sıkça yapılan bu değişikliklerin nedenlerini; yatırımlarda kullanılan teknolojinin hızlı değişimi, uygulamalarda karşılaşılan sorunların mevzuata yer edinmesi gerekliliği, yönetmelik maddelerinin iptaline yönelik açılan davalar oluşturmaktadır.

ÇED sürecinin oldukça yoğun ve karmaşık bir yapıya sahip olması nedeniyle bu sürecin iyi yönetilmesi gerekmektedir. 26 Mayıs 2017 tarih 30077 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan son değişiklik ile “Türbin sayısı 20 adet ve üzerinde veya kurulu gücü 50 MWm ve üzerinde olan rüzgar enerji santralleri” EK-1 listesinde, “Türbin sayısı 5 adet ve üzerinde veya kurulu gücü 10 MWm ve üzerinde 50 MWm altında olan rüzgar enerji santralleri” EK-2 listesinde yer almaktadır. Ayrıca yine aynı tarih ve sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklik ile kapasite artışları için bazı hükümler getirilmiştir.  “ÇED Olumlu” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararı bulunan projelerde kapasite artışı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, planlanan projenin etkileri, mevcut karara esas çevresel etkiler ile birlikte kümülatif olarak değerlendirilmektedir. Yani artık sadece kapasite artışının değil kurulu olan santral ile birlikte çevresel etkileri değerlendirilmesi gerekmektedir.

ÇED kararlarının duyurusu da önem arz etmektedir. ÇED sürecindeki bütün aşamaların yönetmelikte geçen süreler dâhilinde ilan edilmesi hüküm altına alınmıştır. ÇED başvuru dosyasının halkın görüşüne açılmasının, halkın katılım toplantısının, inceleme-değerlendirme sürecinin başladığının, ÇED kararının, hepsi ayrı ayrı ilan yöntemleriyle halka duyurulması gerekmektedir.

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda 2014 yılında yapılan bir değişiklik ile ÇED kararı ivedi yargılama kapsamına alınmıştır. ÇED kararlarına karşı dava açma süresi 30 gündür. Ancak ÇED kararının duyurusunun mevzuatta belirtiği gibi yapılmadığı durumlarda; dava açma süresi öğrenme tarihinden itibaren başlamaktadır. Dava, projenin gerçekleşeceği yerin İdare Mahkemesinde açılır. ÇED Olumlu kararı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verildiği için davalı olarak Bakanlık,  ÇED Gerekli Değildir kararını ise Valilik verdiği için davalı kurum olarak Valilik gösterilecektir. Yatırımcı firmaya dava ihbar edilmediği takdirde ilgililerin gıyabında yargılama yapılır. ÇED Gerekli Değildir veya ÇED Olumlu kararlarının iptaline yönelik açılan birçok davada süre aşımı olmasına rağmen, yönetmelikte ilan ile ilgili hükümlere ilgililer tarafından riayet edilmemesinden dolayı süre aşımı talepleri reddedilmektedir. Bu sebeple ÇED sürecinde ilan ve duyurular önem arz etmekte ve muhakkak yönetmelikte belirtiği şekilde halka duyurusu yapılmalıdır.

Devamını Oku

Hukuk ve Profesyonel Hizmetler

Türkiye’de enerji davaları ve risk analizi

Yayın Tarihi:

on

JBS Danışmanlık ve Araştırma Hizmetleri Genel Müdürü Tolga Şallı

Ülkemizde enerji yatırımlarına verilen idari kararların iptaline yönelik açılmış dava sayısının 42 bini geçtiği söylenmektedir. Bu davaların konuları genellikle; ÇED Olumlu veya ÇED gerekli değildir, üretim lisansı, imar planları, EPDK kararları, Bakanlar Kurulu kararları, Maliye Bakanlığı kararları gibi idarenin yatırımcı firmaya yatırımının yapabilmesi için vermiş olduğu kararların iptallerine yönelik olduğunu görmekteyiz. Özellikle son 5 yıl içerisinde rüzgar enerjisi yatırımlarına verilen kararların iptaline yönelik çokça dava açılmaktadır. Ayrıca Adli mekanizma içerisinde hak aramak anayasal güvence altına alınmıştır. Ancak özellikle rüzgar enerjisi yatırımlarına verilen idari kararların iptaline yönelik açılmış davaların dava dilekçeleri neredeyse aynıdır. Örneğin Hatay’da açılan bir davanın dilekçesi ile Bursa’da açılan bir davanın dilekçesinin aynı olduğu görülmektedir.

Bu davalar, yatırımın gerçek amacı olan yerli ve yenilenebilir enerji kaynağı olan rüzgardan elektrik üretilmesi sürecini yavaşlatmaktadır. Maalesef ülkemizde ihtisaslaşmış Çevre Mahkemeleri bulunmamaktadır. Bu nedenle aynı hâkim, bir memurun atanmasıyla veya bir öğrencinin not itirazına ilişkin davaya bakarken bir taraftan da ÇED olumlu kararının hukuka uygunluğunu yargılamaktadır. Hal böyle iken, bütün iş, dosyaya atanan bilirkişi heyetine kalmaktadır. İdare mahkemesi, genellikle dosyaya tanzim edilen rapora dayanarak karar vermektedir. Bilirkişi heyeti bazen ve maalesef mahalle baskısı altında kalmakta ve bilimi bir kenara bırakarak hazırlanan rapora göre dosyayı tanzim etmektedir. Yatırımcıya burada önemli bir iş düşmektedir. Sadece mevzuat gereği hazırlanması gereken evrakların, raporların dışında da projeyle ilgili akademisyenlerle çalışarak bilimsel görüşlerin dava dosyalarına sunulması gerektiğini düşünüyoruz. Bununla da kalınmayarak; tüm idari sürecin her aşamada risklerinin tespit edilerek doğru zamanda doğru idari kararın gereğinin yapılması gerekmektedir.

Bu süreçte bir enerji yatırımı birçok risk ile karşı karşıyadır.

Bunlardan bazıları:*

Elektrik fiyatı riski; elektrik fiyatının dalgalanması sonucu, elektrik üreticilerinin nakit akımlarının oynaklık göstermesinden kaynaklanan risktir.  

Talep riski; üretilen elektrik için yeterli talebin oluşmaması riskidir.

Finansal risk; kur, faiz ve enflasyon gibi finansal ve ekonomik parametrelerde yaşanan olumsuz değişikliklerden kaynaklanan ve elektrik üreticilerinin nakit akımlarını sekteye uğratan risktir.

Performans riski; üreticinin istenilen zamanda ve miktarda elektrik üretememesi riskidir.  

Düzenleyici risk; gelecekteki kanunların, düzenlemelerin ve düzenleyici otoritelerin aldıkları kararların üreticilerin getirilerini ve maliyetlerini değiştirmesi yoluyla oluşabilecek risktir.  

Jeopolitik risk; ülkeler arası politik ilişkilerden ötürü elektriğin üretilmesinde kullanılan girdilerin tedarikinin kesilmesi nedeniyle elektrik üretilememesi riskidir.

Son dönemde yeni bir risk tanımı daha gelişmiştir. Mevzuatsal Risk; yani “Enerji yatırımlarında mevcut kanunlar, tüzükler, yönetmelikler, genelgeler, yönergeler ve enerji yatırımı için idareden alınan izin, onay veya görüşler, bir enerji yatırımının sağlıklı ilerleyebilmesini sağlayan en önemli kaynaklardır. Ancak mevzuatın iyi bilinememesi, mevzuat bilgisinin yenilenememesinden veya mevzuatta oluşabilecek değişikliklerin öngörülememesinden dolayı yatırımın durdurulması veya yavaşlatılması riskine mevzuatsal risk diyoruz.”

İster yenilenebilir enerji yatırımınızın karar aşamasında olun, isterseniz idari süreçleri yönetmekte olun, her aşamada mevzuatsal risk analizinin yapılması gerekmektedir. ÇED kararınızın, imar planlarınızın ve diğer idari kararların, onayların, görüşlerin, izinlerin detaylı bir çalışmayla irdelenmesi ve mevzuatsal güvenliğinin sağlanması, yatırımınızın daha sağlıklı ve zamanında amacına ulaşmasını sağlayacaktır. Elbette öngörülemeyen, iradeniz dışında oluşan gelişmeler ve değişimler olacaktır. Ancak burada önemli olan nokta, hedefimize ulaşma aşamasında bizi zorlayacak riskleri belirlemek ve belirlenen bu riskleri minimize etmektir.

* Yrd. Doç. Dr. Fatih Cemil Özbuğday, “Türkiye’de Yenilenebilir Enerji Yatırımları İçin Risk Algısı”, TENVA-Türkiye Enerji Vakfı, Yayın 6/Mayıs 2016.

Devamını Oku

Hukuk ve Profesyonel Hizmetler

İhaleyi kazandınız, ya sonra?

Yayın Tarihi:

on

Tolga Şallı

JBS Danışmanlık ve Araştırma

Hizmetleri AŞ Genel Müdürü

 

2017 yılı ülkemizin rüzgâr enerjisi gelişiminde önemli bir yıl oldu. 2017 yılı içerisinde ilk defa YEKA ihalesi gerçekleştirildi.  Dünya rüzgâr enerjisi piyasasının yaklaşık yüzde 90’ını elinde bulunduran 8 devin katıldığı ihaleyi, Siemens-Türkerler-Kalyon Ortak Girişim Grubu 3,48 dolar/cent teklifiyle kazandı. Ülkemiz, 1000 MW ile dünyada bu alandaki en büyük projelerden birisine imza atmış olacak. Fabrika ile RES’lerin kurulumu ve işletilmesi, Ar-Gr faaliyetleri dikkate alındığında, rüzgâr YEKA’sı yaklaşık 3750 kişilik bir istihdam sağlayacak. 21-23 Haziran’da toplam 710 MW için ve 25-29 Aralık’ta 2020 MW için ihaleler düzenlendi. İhaleyi kazanan tüm firmalara “üstün kamu yararı” taşıyan yatırımları için hayırlı olsun temennilerimizi iletiriz. Ancak asıl mücadelenin önlisans aldıktan sonra başladığını da belirtmek isteriz.

2 Kasım 2013 tarihli ve 28809 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 17. Maddesinde, önlisans süresi içerisinde tamamlanması gereken iş ve işlemler belirtilmiştir. Buna göre;

  1. a) Üretim tesisinin kurulacağı sahanın önlisans sahibi tüzel kişinin mülkiyetinde olmaması halinde, söz konusu sahanın mülkiyet veya kullanım hakkının elde edilmesi için kamulaştırma işlemlerinin başlatılması, orman ön izinlerinin alınması,
  2. b) Kurulması planlanan üretim tesisine ilişkin imar planlarının onaylanması,
  3. c) Üretim tesisinin inşaatına başlanabilmesi için gerekli olan ön proje veya proje veya kati proje onayının alınması,

ç) Bağlantı anlaşması için TEİAŞ veya ilgili dağıtım şirketine başvurunun yapılması,

  1. d) Rüzgâr enerjisine dayalı önlisansa konu üretim tesisi için “Teknik Etkileşim İzni”nin alınması.
  2. e) Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında gerekli olan kararın alınması (“ÇED Gerekli Değildir” veya “ÇED Olumlu”)
  3. f) Üretim tesisine ilişkin yapı ruhsatının veya söz konusu ruhsatın yerine geçecek belgenin sunulması,
  4. g) Önlisansa konu üretim tesisiyle ilgili olarak, rüzgâr enerjisine dayalı üretim tesisleri için TEİAŞ ile imzalanmış RES veya GES Katkı Payı anlaşmasının,

yapılmış olması.

Önlisans sahibi tüzel kişiler, önlisans verilmesine ilişkin Kurul kararının tebliğ tarihinden itibaren;

  1. a) Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında gerekli olan kararın alınması amacıyla doksan gün içerisinde,
  2. b) Teknik Etkileşim İzninin alınması amacıyla yüz seksen gün içerisinde,

ilgili kuruma başvurmak zorundadır.

Mevzuatta görüldüğü gibi oldukça meşakkatli bir yol sizleri beklemektedir. Burada önemli olan nokta özellikle kamulaştırma işlemlerinizin, imar planlarınızın ve ÇED raporlarınızın riskleri minimize edilmiş, mevzuatsal risk analizi yapılmış bir şekilde yatırım sürecine devam edilebilmesidir. Bilinmelidir ki, yatırımınıza verilen idari kararların iptaline yönelik dava/lar idareye karşı açılır. Bazen bu davalar sizlere ihbar edilmeyebilir. Gıyabınızda yargılama yapılır ve hiç beklenmedik bir anda yürütmeyi durdurma kararı verilmiş veya idari karar iptal edilmiş olabilir. Olumsuz bir durumla karşılaşmamak için tüm idari kararların risk analizinin yapılarak riskin minimize edilmesi gerekmektedir. Yatırımları kredilendiren finans kuruluşları veya sigortalayan şirketler için de aynı çalışmanın yapılması önemlidir. Bir santral için yürütmeyi durdurma kararı verilmesi veya dava konusu idari kararın iptal edilmesi hem yatırımcının kredi geri ödeme yükümlülüğünü zorlaştırmakta hem de finans kuruluşunun tüm iş akışını olumsuz etkilemektedir.

Devamını Oku

Hukuk ve Profesyonel Hizmetler

Enerji Uyuşmazlıkları Arabuluculuk Merkezi kuruldu

Yayın Tarihi:

on

Enerji sektöründeki hukuki uyuşmazlıkların arabulucular tarafından daha hızlı ve daha az masrafla çözülmesi amacıyla Enerji Uyuşmazlıkları Arabuluculuk Merkezi kuruldu. Enerji Hukuku Araştırma Enstitüsü bünyesinde kurulan merkezin tanıtım toplantısı Ankara’da, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı’ndan yetkililerin katılımıyla gerçekleştirildi.

Sektörü yakından bilen ve enerji hukuku alanında uzmanlaşmış arabulucuların görev yapacağı merkezle birlikte enerji sektöründe ortaya çıkacak uyuşmazlıkların, yargıya taşınmadan, daha hızlı ve daha az maliyetle çözülmesine katkı sağlanırken, yargının iş yükü de azaltılacak.

İlgili kanunda arabuluculuk, “Sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması halinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyari olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemi” şeklinde tanımlanıyor.

Ekim ayında kabul edilen 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’yla da “kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatıyla işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması” dava şartı olarak getirildi.

(Kaynak: dunya.com)

Devamını Oku
Advertisement
Advertisement
Advertisement

Trendler