Connect with us

Sektör Haberleri

4. İzmirRüzgar buluşması

Yayın Tarihi:

on

Bu yıl dördüncüsü düzenlenen İzmirRüzgar Buluşmalarına Rüzgar Enerjisi Dergisi olarak bizler de katılım gösterdik. Etkinliğe sektörün önemli temsilcileri ve firma yetkililerinden oluşan yaklaşık 55 kişi katılım gösterdi.

Sektörün önemli bileşenlerinin bir araya geldiği buluşmada, başta Demirer Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erol Demirer, TÜREB Başkanı M. Serdar Ataseven ve Ateş Wind Power firmasından Türker Murat olmak üzere pek çok konuşmacı görüşlerini paylaştı.

Bu türden buluşmalar ve sektörde yer alan firmaların bir araya gelerek bir rekabet ortamından ziyade ortak akıl geliştirerek mevcut sorunlara nasıl çözüm bulunabileceğini tartıştığı etkinlikler sektör adına son derece yararlı olmaktadır. Dileğimiz bu tür iletişim yoğun buluşmaların daha çok desteklenmesi ve sektöre fayda sağlamasıdır.

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Aydın Yalçın konuklara katılımlarından dolayı, organizasyonda katkısı bulunan Görkem Teneler ve Alper Kalaycı’ya de vermiş oldukları destekten dolayı teşekkür etti ve şunları söyledi: “Geride bıraktığımız 2017 yılının ikinci yarısı sektörümüz açısından oldukça hareketli geçti. YEKA RES öncesi 710 MW’lık ihale, 1.000 MW’lık YEKA ihalesi ve yılın son haftasında da 2.130 MW’lık ihale ile beraber toplamda 3.840, yaklaşık 4.000 MW’lık bir rüzgâr santrali ihalesi gerçekleşti.

Kasım ayında TÜREK’te yapılan toplantıda da Enerji Bakanı’mız 2020 yılı sonrası YEKDEM’in devam etmeyeceği açıklaması sektörde büyük bir merak uyandırdı, YEKDEM’in nasıl devam edeceğine dair. 2018 yılının ilk çeyreğinde de deniz üstü/offshore rüzgâr santrali ihalesi yapılacağı duyuruldu ve yerler açıklandı. Nisan 2018’de alınması planlanmış olan başvurular 2 yıl sonrasına Nisan 2020’ye ertelendi. Bütün bu yoğun gelişmeler arasından YEKDEM’i konuşmaya karar verdik. YEKDEM: YEK destekleme mekanizması yürürlüğe girdi. 31.12.2020’ye kadar işletmeye girenler için. Sektörümüzün sürdürülebilir olması için nasıl bir destekleme mekanizması olmalı? 2017 yılındaki bütün bu gelişmeler sonrasında sektörümüzün geleceği ve YEKDEM nasıl olmalı?”

Daha sonra söz alan Erol Demirer ise şunları belirtti: “Önceden bir sorun vardı bize ne soracaklarını bilmiyorlardı ama onay vermek için soracak bir şeyler arıyorlardı ki ona göre onay verelim diye. Yani balta girmemiş ormandaydık ama şimdi İstanbul trafiğinde gidiyoruz. Bugün şöyle bir kolaylık da var mesela, o zaman ilk santrali kime satacaksınız dedikleri zaman biz kendi fabrikamıza kurmuştuk.

O zaman ürettikten sonra santral şebekeye verirken %6,5 kesiliyordu, fabrika tarafından alınırken %6,5 daha kesiliyordu. Toplam %13 iletim ve dağıtım masraflarına gidiyordu. %87 net bize kalıyordu. Şu andaki fiyatlara bakıyorum piyasadaki fiyatlar 17 kuruş, tüketiciye satılan KDV hariç 40-45 kuruş civarında. Şu anda iletim ve dağıtım fiyatları enerjinin fiyatının tüketiciye kadar giden yolda yarısından fazlasını aldı.

Tabii ondan sonra büyük projelerde bir tanesini yap-işlet-devret yaptık daha sonra yap-işlet-devret kalktı. Büyük projelerin finansmanı olmuyordu. İşte YEKDEM mekanizması beklendi.

2005 yılına kadar pek bir ilerleme olmadı. İlk senelerde piyasanın fiyatı YEKDEM’in fiyatından daha yüksekti. Dolayısıyla YEKDEM sadece garantili olarak oluyordu.

Sonra piyasa fiyatları yavaş yavaş bu dağıtım şirketlerine verilen kesintilerden sonra piyasa fiyatı YEKDEM’in altında kaldı. Zaten bunu 1-2 sene içerisinde fark eden herkes YEKDEM’e geçti.

Tabii YEKDEM içinde ilk YEKDEM kanununda olmayan büyük hidroelektrik santralleri de var, o da işin yükünü büyütüyor. YEKDEM karşıtı olanlara hepimize çok büyük sorunlar yaratıyor.

YEKDEM Türkiye’de sanayinin gelişmesine çok yardımcı oldu. İlerleyen senelerde yerli katkı da geldi. Piyasa iyi gidiyordu, hani tek derdimiz izinlerdi. Ama YEKDEM ilk sefer 2015’e kadardı. 2020’ye kadar uzatıldı, şimdi gene yolun sonuna geliyoruz. Şu anda yeni yapılan projeler, şu anda başlayanlar son ihalelerde olanlar YEKDEM’e yetişmeyecekler.

Dolayısıyla piyasaya çıktıklarında şartların ne olacağını bilmiyorlar, o belirsizlik.

Bir de enerjide geçmiş yıllarda doğal gazla karşılaştırıyordum rüzgârı. Doğal gazda enerji üretimi maliyetinin %30 yatırım %10 işletme %60 yakıt. Rüzgârda %10 işletme %90 yatırım. Yani rüzgârcı parayı en başta koyuyor, doğal gazcı en azından şartlar kötü gittiğinde santrali durdurur ve o %60 tasarruf eder. Rüzgârcıysanız belirsizlik veya belirli olması önümüzü görmek çok önemlidir.

Bu 2020’ye artık dediğim proje geliştirme zamanından daha az kaldığı için zamanı geldi.

Bakıyorum ihalelerde çok iddialı fiyatlar veriliyor. Benim aklımın ermediği fiyatlar veriliyor aslında. Pratiğe bakıyoruz ilk santral mesela hiç YEKDEM’e girmemişti, ikinci santral de 10 yılını doldurdu. O da YEKDEM’den çıktı, şu anda piyasaya satıyoruz. Fiyat bayağı düştü tabii, ilk orijinal santralin kredisi de bittiği için iadenin kredisini ödüyoruz. Kredi ödenmediği için faiz olmadığı için çok ufak bir kısmı olduğu için dönüyor.

Bu piyasa fiyatlarına pek dönmez gibi görünüyor. Bir de eksi fiyatlar da var. Artık tabii herkes türbin fiyatları düşecek daha iyi olacak diyor ama.

Bize YEKA anlaşmasından 2 hafta sonra Siemesn’çiler gelmişti. Dedik ki, bize 3,48 kurtaracak türbin fiyatı verin, bu türbini daha yapmadık ama yetiştireceğiz dediler.

Şu anda biri orta atacak herkes depara geçiyor ama orta gelmezse futbolcular ofsayta düşecek ama gelirse de golü atacaklar tabii. Biz o riske girmedik, bu yeni ihalelerde pek bir şey kazanmadık. Son çeyrekte olduk.

Ama işte türbin fiyatları her gün ucuzluyor, bakalım. Yerli katkının 2020’de ne olacağı net değil, belirsiz. Ama hükümet yerli üretimi desteklemek istiyor herhalde, yerli katkıyı destekleyecek kurallar çıkaracak ama şu anda o kurallar yok böyle bir belirsizlik var.

Ama yenilenebilir enerji geleceğin enerjisi. Devamı gelecek bir şeyler mutlaka olur.

Tam o anda yatırımda olanlar biraz sevinirler. Zaten önde olan ya kazanır ya da kaybeder. Oturanın kazanma şansı yok böyle şeylerde. Yatırımcının biraz riske de girmesi lazım. İşte Türkiye’nin belirsizliğinin kredibilitesinin, kredi notunun yükselmesi çok önemli, çok fark ediyor. Çünkü dediğim gibi %90 en baştan yapıyoruz. Yani rüzgârın biraz üretim az oldu borcu 10 senede değil 12 senede ödersiniz. Ama faizle yarışamıyorsanız, borç azalmıyorsa 10 sende %10 ödemeniz lazım ötekini de %8 ödemeniz lazım ama faizle çok yük binerse seneden seneye borcu azaltamıyorsanız artık önü tıkanmıştır.

Ben offshore ihalelerini de merak ediyorum. Offshore eskiden çok pahalıydı, şimdi biraz daha ucuzladı. Türkiye’de de şey var, değil offshore, denize yakın santrallerde bile radarı engelliyorsunuz diye biz çok türbine izin alamadık. Bu türbinleri koyarsanız biz Yunanları göremeyiz diyen sorunlar çıkabilir. Bilmiyorum işte yani kritik olmayan körfezin içine falan konması lazım. Offshore daha büyük bir macera olarak görüyorum.”

Ardından soru cevap kısmına geçildi. 2023 ve 2030 kurulu güç tahmini sorulan Erol Demirer, “Şu an da bayağı hız kestik. Her sene %25-30 yaparken bu son sene %13 civarında büyüdük. Yeni projelerin gelişmesi çok uzun sürüyor. 2023’de belli olmaz, kuralları bir değiştirirler uçar bir değiştirirler kalır. Bu gidişatta 2023 11 bin, 12 bin MGW gibi gidiyor. Ama şartlara göre rüzgârın nasıl estiğine bağlı. Yelkenli gibiyiz arkamızdan eserse yol alırız, karşımızdan eserse kalırız.”

Ardından Serdar Ataseven söz aldı ve şunları söyledi: “Sayın bakanın açıkladığı offshore YEKA ile ilgili Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü’nde bir çalışma var şu anda, onun şartnamesi üzerinde çalışılıyor. Ama bir taraftan da ikinci onshore YEKA üzerinde de çalışılıyor. Mayıs sonuna kadar ya da Haziran başı gibi taslak offshore YEKA’yı sektör paydaşlarına, görüş almak üzere sunulacağı belirtilmişti. Daha sonra Haziran sonu Temmuz gibi belki Eylül’e de sarkabileceği ifade edilmişti. Tabii sayın bakan bunları ifade ettiğinde seçim kararı alınmamıştı. Ne derece etkili olur onu bilemiyorum.

Bunun dışında 2020 sonrasıyla ilgili düzenlemelerde, sayın bakanın ifade ettiği gibi Türkiye Rüzgâr Enerjisi Kongresi’nde açıkladığı gibi destekleme mekanizması olmayacak.

Biz de TÜREB olarak bunun yerine nasıl bir düzenleme getirebiliriz diye bir çalıştay düzenledik Ankara’da. Bu çalıştay neticesinde bir komisyon belirledik. Komisyon üyelerinin birkaçı da aramızda, onlar bir çalışma yürütüyorlar.”

Daha sonra söz alan Türker Murat ise 20.000 m2 kapalı, 200.000 m2 açık alana kurulu fabrikalarında Enercon ve GE başta olmak üzere tüm üreticilere kule imalatı yaptıklarını belirtti. Firma adı olarak Ateş Wind Power’ı benimsedikleri yeni dönemde sadece kule üretimi değil kule tasarımı da yapacaklarını belirten Murat, %80’lik bir ihracat rakamı hedeflediklerini belirtti. Sırbistan’da inşa edilen ve dünyanın en büyük onshore santrallerinden birine tedarik sağlayacaklarını belirten Murat, kule ve kanatların aynı gemide nakliyesiyle bir yenilik yapılacağını ve jeneratör imalatı için başlangıç görüşmeleri yaptıklarını belirtti.

Toplantı ikili ve sektörel platform görüşmeleri ile devam etti ve 5. toplantının yılın son çeyreğinde yapılması dilek ve önerileri ile sonuçlandı.

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Devamını Oku
Advertisement
Yorum Yap

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sektör Haberleri

“Üçüncü nükleer santrali Trakya’da düşünüyoruz, Çinlilerle ilerleyeceğiz”

Yayın Tarihi:

on

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, nükleer enerjide üçüncü santral için yer tespit çalışmalarında sona yaklaşıldığını belirterek, “Tabii bu konuda çok sayıda kriter söz konusu, hepsini tek tek inceliyoruz. Ancak elektrik ihtiyacının fazla olduğu sanayi bölgelerine yakınlığı dikkate alındığında, üçüncü nükleer santrali Trakya’da düşünüyoruz, burada Çinlilerle ilerleyeceğiz” diye konuştu.

Bakan Dönmez, A Haber Televizyonunda katıldığı canlı yayında, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Yaklaşık 5 yıldır Türkiye’nin sismik gemisinin Akdeniz’de çalışma yaptığını aktaran Bakan Dönmez, buradan alınan verilerin son derece değerli olduğunu, bölgede ilk derin deniz ve sığ deniz sondajının bu yıl başlayacağını tekrarladı.

Bu amaçla bir sondaj gemisi temin edildiğini ve geminin bakımlarının yapıldığını belirten Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

“(Sondaj gemimiz) Şu anda Antalya’da. Önümüzdeki 1-2 ay içerisinde ilk sondaja başlayacak. Adını Fatih koymuştuk. Biz bu gemimizle Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon rezervlerimizin fetihlerini bekliyoruz açıkçası, ümitliyiz. Doğu Akdeniz’deki komşu ülkelerin birçoğu doğal gaza eriştiler. Bizim verilerimiz de son derece iyi ve olumlu. Arkadaşlar değerlendirmelerini yaptılar. İlk sondajımızı Türk ekonomik bölgesi içerisinde, Antalya açıklarında yapacağız. Diğeri de Mersin açıklarında olacak. O daha sığ denizde bir arama şeklinde gerçekleşecek. Türkiye maalesef petrol ve gazda dışa bağımlı. Oyunun kaderini değiştirecek hamle, eğer bulabilirsek, bütün milletimizden de bu arada dualarını bekliyoruz, bu doğal gaz veya petrolü karada veya denizde nerede varsa arayıp bulmak istiyoruz.”

İZMİR ALİAĞA’DA FABRİKA KURULACAK

Bakan Dönmez, yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ihaleleri ile bir taraftan yerli kaynaklara yönelirken, bir taraftan da yerli teknolojileri artırmayı amaçladıklarını belirterek, “Daha önce rüzgarda kule ve kanat gibi bazı yerli ekipmanları yaparken asıl jeneratörün üretildiği aksamı Türkiye’de yapabilir hale geldik. Dünya markası bir üretici İzmir Aliağa’da fabrikayı kuracak. Ancak bunlar yetmez. Yenilenebilir enerjide yeni yatırımlarımız ve ihaleler sürecek” dedi.
Dönmez, geçen iki yılda hem güneş enerjisinde hem rüzgârda iki büyük YEKA ihalesi gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, güneş enerjisi potansiyelinin çok yüksek olduğu Konya’nın Karapınar ilçesinde 1,4 milyar dolar yatırım yapılacağını aktardı.

Söz konusu ihaleyi bin megavat için yaptıklarını ve yüzde 65 oranında yerlilik şartı ile bir taraftan yerli kaynaklara yönelirken, bir taraftan da yerli teknolojileri artırmayı amaçladıklarını vurgulayan Bakan Dönmez, Türkiye’de enerji alanında büyük bir pazarın bulunduğunu ve  sanayicilerin bu durumun farkında olduğunu kaydetti.

Bakan Dönmez, şöyle devam etti:

“Biz büyük yatırımcılara şöyle dedik: Türkiye’ye yatırım yapın, zarar etmeyeceksiniz, kâr edeceksiniz. Sadece Türkiye’deki fırsatları düşünerek de gelmeyin, komşu ülkelerde ve bölge ülkelerinde ciddi bir pazara hitap edeceksiniz, nitekim onlar da hakikaten dünya çapında en iyi üreticiler, bu YEKA yarışmalarına girdi. Çok iyi fiyatlarla bu ihaleleri güneşte yapmış olduk. Benzer bir bin megavatı da rüzgar santralleri için gerçekleştirdik. Orada da benzer rekabet yaşandı. Daha önce rüzgârda kule ve kanat gibi bazı yerli ekipmanları yaparken asıl jeneratörün üretildiği aksamı Türkiye’de yapabilir hale geldik. Dünya markası bir üretici de bir yatırım yapıyor onlar da İzmir Aliağa’da fabrikayı kuracaklar. Ancak bunlar yetmez. Yenilenebilir enerjide yeni yatırımlar ve ihaleler sürecek.”

“ÜÇÜNCÜ NÜKLEER SANTRAL TRAKYA’DA”

Rüzgarda 1,200 megavatlık deniz üstü (off-shore) santrali için de sürecin başladığını hatırlatan Dönmez, “Deniz üstünde rüzgarın kapasitesi çok daha yüksek. Burada Ekim ayında teklifleri alacağız. Yer konusunda ise Marmara ve Ege’nin kuzeyi en verimli bölgeler olarak öne çıkıyor” ifadelerini kullandı.
Bakan Dönmez, nükleer enerjide de üçüncü santral için yer tespit çalışmalarında sona yaklaşıldığını belirterek, “Tabii bu konuda çok sayıda kriter söz konusu, hepsini tek tek inceliyoruz. Ancak elektrik ihtiyacının fazla olduğu sanayi bölgelerine yakınlığı dikkate alındığında, üçüncü nükleer santrali Trakya’da düşünüyoruz, burada Çinlilerle ilerleyeceğiz” diye konuştu.

Enerji verimliliğinin önemine de değinen Bakan Dönmez, “Verimlilik konusunda 2023 yılına kadar 10 milyar dolar yatırım yapabilirsek, bunun 2033 yılına kadar sağlayacağı tasarruf 30 milyar doları bulur. Yani bu alanda bir koyarak üç almak mümkün” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Dönmez, maden sektörünün istenilen düzeyde olmadığını, özellikle bor madenini işleyip başta savunma sanayi olmak üzere tüm ekonomiye kazandırmak için çalıştıklarını sözlerine ekledi.

 

Devamını Oku

Sektör Haberleri

İmar Barışı, elektrik sektörüne de hareketlilik getirdi

Yayın Tarihi:

on

Ülke gündeminde yoğun bir yer tutan İmar Barışı ile yapıların imar ve ruhsat sorunu çözülecek. Bakanlığın yetkilendirdiği kurum ve kuruluşlar ile e-devlet üzerinden de başvuru yapılabilen Yapı Kayıt Belgesine başvuranların sayısı 2,5 milyonu aşmış durumda. 8 Haziran’da başlayan Yapı Kayıt Belgesi başvuruları, 31 Ekim’de son bulacak. Elektrik sektörüne de hareketlilik getiren uygulama ile imar mevzuatına aykırı yapı sahipleri, devlet ile barışarak yapılarını kayıt altına aldırdıktan sonra elektrik aboneliği için başvurabiliyorlar. Bu kapsamda, İmar Barışı’na en büyük ilginin gösterildiği illerden birisi olan Bursa’da başvuru sayısı 123 bin olarak ölçüldü.

“E-Devletten Yapılıyor”

Yapı Kayıt Belgesi almak istenen yapılarda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, yapının 31 Aralık 2017 tarihinden önce inşa edilmiş olması. Bu tarihten sonra inşa edilen yapılar, Yapı Kayıt Belgesi alamayacaklar. Belge için müracaatların 31 Ekim’e kadar yapılması gerekirken, yapı kayıt bedelinin 31 Aralık’a kadar ödenmesi gerekiyor. E-Devlet üzerinden yapılacak başvuru ile Yapı Kayıt Belgesi alacak yapı sahipleri, daha sonra bölgesindeki elektrik dağıtım şirketi ile bağlantı anlaşması süreçlerini tamamlayarak, görevli tedarik şirketi ile perakende satış sözleşmesi imzalayabilecek.

 “İmar Barışına Limak Enerji’den Online Hizmet”

İmar barışının devreye girmesiyle birlikte Yapı Kayıt Belgesi alan elektrik tüketicileri, Limak Enerji’nin Online İşlem Merkezinden ya da 444 6 646 numaralı Çağrı Merkezi üzerinden aboneliklerini gerçekleştirebilecekler. Tüketiciler, online işlem merkezi üzerinden bir tıkla abonelik hizmeti sunan Limak Enerji’nin www.limakuludag.com.tr sitesinden abonelik işlemlerini tamamlayabilecekler.

Yaklaşık 5 milyon kişiye hizmet verdiklerini dile getiren Limak Enerji Uludağ Elektrik Genel Müdürü Ali Erman Aytac, binalarına Yapı Kayıt Belgesi alan elektrik tüketicilerinin ilk olarak dağıtım şirketi ile bağlantı anlaşması yapmaları gerektiğini belirterek, “Bağlantı anlaşmasının ardından bizimle perakende satış sözleşmesi imzalanması ile birlikte elektrik aboneliği de başlamış olacak. Tüm bu süreçler için online işlem merkezimizde sunduğumuz müşteri dostu uygulamalar ile hayatı kolaylaştırıyoruz. Dijitalleşen çağımızda, müşterilerimize hizmeti kolaylaştırmak için şirketimizin bütün kapılarını dijital olarak açıyoruz” dedi.

Devamını Oku
Advertisement
Advertisement

Trendler