Connect with us

Genel

2 Mayıs rüzgar sendromunun ardından

Yayın Tarihi:

on

 

2 Mayıs Rüzgar Sendromunun Ardından

Tüm dünyada artan nüfusa ve ilerleyen teknolojiye bağlı olarak kişilerin elektrik enerjisine olan ihtiyaçları da artış göstermektedir. Elektrik enerjisi üretiminde kullanılan mevcut fosil kaynakların sonlu olması, gün geçtikçe azalmaları ve bir gün tükenecek olmaları nedeniyle, bir yandan elektrik enerjisi tasarruf çalışmaları sürdürülürken diğer taraftan da yenilenebilir kaynaklar kullanılarak elektrik enerjisi üretilmesi üzerinde çalışmalar büyük bir hızla devam etmektedir. Yenilenebilir kaynakların elektrik enerjisi üretiminde kullanılması için yapılan çalışmaların dışa olan bağımlılığı azaltmasından dolayı, ülkelerin geleceği için önemi açıktır. Bu kapsamda yürütülen çalışmalardan bir tanesi de son yıllarda Dünyada ve özellikle Avrupa’da büyük bir gelişim gösteren rüzgâr potansiyellerinin kullanılmasıyla elektrik enerjisi üretilmesidir.

 

Yerli, doğal ve tükenmeyen

Rüzgar enerjisi yerli, dışa bağımlı olmayan, doğal ve tüken¬meyen, gelecekte de aynı oranda temin edilebilecek, asit yağmurlarına ve atmosferik ısınmaya yol açmayan, CO2 emisyonu olmayan, doğal bitki örtüsü ve insan sağlığına olumsuz etkisi bulunmayan, fosil yakıt tasarrufu sağlayan, radyoaktif etkisi olmayan, teknolojik gelişimi hızlı, döviz kazandırıcı bir kaynaktır. Ayrıca kısa sürede devreye alınabilmekte ve kısa sürede demonte edilebilmektedir. Bunun yanı sıra istihdam olanağına sahiptir ve fiyat artma riski yoktur. Tüm bu olumlu katkılarının yanında gürültü, görsel ve estetik kirliliği, kısmi kuş ölümleri, 2-3 km’lik alan içinde radyo ve TV alıcılarında parazitlere neden olması, gibi bir takım dezavantajları vardır.

 

Fakat rüzgâr türbini teknolojisinde gelinen bugünkü nokta, tüm bu olumsuz etkileri son derece azaltmış durumdadır ve tolere edilebilir. İlk türbin modelleri yeni ve daha büyük modellerine göre daha gürültülüyken şu andaki modern türbinler oldukça sessizdirler. Kuş sığınakları ve kuşların toplu olarak yaşadıkları yerlere rüzgâr santralı kurulmamasına dikkat edilerek ve önemli kuş göç yolları da rüzgâr santralı kurulmasında göz önünde bulundurularak kuş ölümlerinin en aza indirilmesi söz konusudur. Görüldüğü gibi bu kadar çok avantajlara sahip bir enerji kaynağı olan ve oldukça yüksek bir potansiyele sahip olduğumuz rüzgârdan elektrik enerjisi üretiminde faydalanılması şüphesiz kaçınılmazdır.

 

Ege, Marmara ve Doğu Akdeniz Kıyılarındaki Zenginlik

 

Rüzgâr potansiyeli bakımından zengin olan bölgelerimiz Ege, Marmara ve Doğu Akdeniz kıyılarıdır. Elektrik İşleri Etüt idaresi tarafından hazırlanan “Türkiye Rüzgar Atlası”na göre yerleşim alanları dışında 50m yükseklikteki rüzgar hızları, Marmara, Batı Karadeniz, Doğu Akdeniz kıyılarında 6,0 – 7,0 m/sn, iç kesimlerde ise 5,5 – 6,5 m/sn civarında, Batı Ak¬deniz kıyılarında 5,0 –6,0 m/sn iç kesimlerde 4,5 – 5,5 m/sn, Kuzey –Batı Egede ise kıyılarda 7.0-8.5 m/sn, iç kesimlerinde ise 6.5-7.0 m/sn’dir. Diğer taraftan ABD’nin uzay çalışmaları ile saptadığı meteorolojik veriler, Türkiye’nin rüzgâr enerjisi bakımından zengin olduğunu göstermektedir. Türki¬ye’nin bulunduğu coğrafi yöreye bağlı olarak komşu ülkelerde ve bölge ülkelerinde yapılmış ölçüm verileri de bu bulguyu desteklemektedir.

Türkiye’de rüzgar enerjisi potansiyeli

 

Türkiye’nin bugünkü teknik koşullarda rüzgar enerjisi teknik potansiyeli 88000 MW, ekonomik potansiyeli¬nin ise 10000 MW civarında olduğu tahmin ediliyor. Wijk, A.J.M. Van ve Coelingh J.P.’ nin 1983 yılında yap¬mış oldukları “OECD ülkelerinde Rüzgar Potansiyeli” çalışma-sında,Türkiye’nin teknik potansiyeli 83 GW, üretim potan¬siyeli ise 166 TWh/yıl’ dır. Buna karşılık Türkiye’nin toplam kurulu rüzgar gücü 2958,45 MW’tır. 2013 yılında rüzgardan üretilen elektrik enerjisi 7179 GWh’tir ve bu değer üretilen toplam elekt¬rik enerjisinin %3,1’ine karşılık gelmektedir.

 

Ülkemizde 2015 yılında 423 MW rüzgar santrali işletmeye alınarak Ağustos sonu itibariyle; işletmede olan 4052,4 MW kurulu güce sahip 103 adet rüzgar santrali, inşaat halinde olan 1936,75 MW kurulu güce sahip 61 adet rüzgar santrali, EPDK tarafından lisans verilmiş toplamda 3371 MW 84 adet rüzgar enerji santral projesi bulunmaktadır. İnşaat halinde olan rüzgar santralı proje-lerinin %40,96’sı 793,25 MW ile Marmara böl¬gesinde %,35,46’i toplam 686,8 MW ile Ege bölgesinde, %11,72’si 226,9 MW ile İç Anadolu bölgesinde, %9.55’i ise 185 MW ile Akdeniz bölgesindedir. Bu santrallerin devreye girmesi ile yılda 22,514 GWh’lik elektrik üretiminin, bir deyişle yaklaşık Türkiye’nin bugünkü toplam elektrik enerjisinin %9,7’sinin sağlanabileceği tahmin edilmektedir.

 

Dünyadaki enerji rezervlerinin durumu

Dünyadaki enerji rezervlerinin durumu dikkate alındığında, rüzgar enerjisinden yararlanma¬nın, hem çevresel hem de kaynak varlığı açısından önemli olduğu anlaşılmaktadır. Dünya enerji rezervi tükenme yılı yaklaşık olarak kömür için 200 yıl, gaz için 65 yıl, petrol için 40 yıl ve rüzgar için ise sonsuzdur. Potansiyel fosil kaynaklı enerji rezervlerinin gele¬cekte tükenecek olması, şu anda büyük bir bölümünü ithal eden bir ülke olarak Türkiye’yi, artacak olan fiyatlardan ve teminindeki problemlerden dolayı zora sokacaktır. Bu nedenle elektrik enerjisi üretimini yenilenebilir kaynaklara doğru yönlendirmemiz, mevcut hidrolik kaynaklarımız ile birlikte rüzgar enerjisinden faydalanma¬mız gerekmektedir.

 

2020 yılında şu anki elektrik enerjisi tüketiminin iki katına çıkması durumunda bile dünya¬nın tüketeceği elektrik enerjisinin %12’sinin rüzgârdan karşılana¬bileceği şeklinde ileriye dönük çalışmalar mevcuttur. 2020 yılında küresel elektrik talebinin %12’sinin rüzgârdan sağlanacağı varsayımıyla 10771 milyon ton CO2 azalması elde edilebilecek¬tir. Bu da çevreye yayılan CO2 gazının önemli oranda azalacağı anlamına gelmektedir.

 

Rüzgâr enerjisi lisansı nasıl alınıyor?

Rüzgâr enerjisi lisansı alan bir şirketin projeye devam edebilmesi için öncelik olarak TEİAŞ ile bağlantı anlaşması yapması gerekiyor. TEİAŞ anlaşmasını tamamladıktan sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın imar planını onaylaması gerekiyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın imar planını onaylaması için de 30’un üzerinde kamu kurumundan olumlu görüş alınması gerekiyor. Eğer arazi Orman Bakanlığı veya Hazine’ye aitse yatırımcıyı uzun ve meşakatli bir süreç bekliyor.

 

Diğer görüşler için; örnek verecek olursak Karayolları Genel Müdürlüğü, Devlet Su işleri gibi kurumlardan alınan görüşler; yatırımcı için imar planı onay süreci oldukça uzun ve sıkıntılı olarak ilerliyor.

 

Birçok yatırımcı haklı olarak imar planı onay sürecinde bir sürpriz yaşamaktan korktuğu için, rüzgâr türbini siparişlerini vermek istemiyor. Ayrıca imar planı olmayan bir rüzgâr projesi için de kredi bulma ve türbin siparişi cabası.. Kuş göç yolu, hava koridoru, radar (Askeri veya meterolojik), doğa koruma alanı, milli park gibi farklı nedenlerle imar planları ret edilebiliyor.

 

Öz sermayesi güçlü olan şirketlerde, imar planında problem çıkabilir korkusuyla, imar onay süreci devam ederken kule ve türbin siparişini veremiyor. Siparişi verilen türbin teslimatı için de 8-12 aylık bir süre beklemesi gerekiyor. Türbin ve kule geldikten sonra da saha montajı, devreye alma, enerji nakil hattı çekilip en yakın trafoya bağlantı yapılması için; arazi koşullarına ve trafo uzaklığına bağlı olmak üzere; de 6-12 aylık bir süre gerekiyor.

 

Lisans iptallerinin nedenleri

EPDK’nın rüzgâr enerjisi yatırımlarında, gerçek yatırımcıyla “çantacı” olarak tanımlanan elinde bulunan rüzgâr lisanslarının pazarlamasını yapmaya çalışan kişi ve şirketleri bu şartları göz önünde bulundurarak çok dikkatli olarak ayırabildiğine inanıyorum. Elbette ülkemizde rüzgâr enerjisi kurulu gücünün hızla artırılması ve lisansı alınmış projelerin aktif hale dönüştürülmesi için de lisans iptalleriyle ilgili alınacak kararlar önemlidir. EPDK’nın rüzgar lisanslarını iptal etme kararının ardında siyasi nedenler aramak yerine, iptal edilen projelere göz atarsanız; projesi olmayan, yatırıma başlamamış, kule ve türbin siparişlerini vermemiş şirketleri içerdiğini görebilirsiniz.

 

Boşa esen rüzgarımız elektriğe dönüşsün düşüncesiyle hareket eden zihniyete uyararak, Türkiye’nin hali hazırda kurulu gücünün günden güne arttığını belirtmek ister, bu sözlerle sektörü baltalamak yerine; mevcut yasalar olsun, tarifeler olsun 2020 yılında yenilenebilir enerji santrallerinin kapasitesin 20 bin MW’a nasıl çıkarabiliriz sorusunu sorarak katkıda bulunabileceklerini belirtmek isterim.

 

 

Engin Deniz

Rüzgar Proje Koordinatörü

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Genel

Yenilenebilir enerjide istihdam 10 milyonu aştı

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Dünyada yenilenebilir enerjide istihdam, önceki yıla oranla 2017’de yüzde 5,3 lük büyüme ile 10 milyon 300 bine ulaştı.

Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansının (IRENA) Yenilenebilir Enerji ve İstihdamı 2018 Raporu’ndan yaptığı derlemeye göre, dünya genelinde işsizlik büyürken yenilenebilir enerji sektöründe istihdam arttı.

Temiz enerjideki istihdam olanaklarının artmasında, enerji teknolojileri maliyetlerindeki düşüşün yanı sıra talep artışı ve rekabet ile öne çıkan çevresel duyarlılığın yaygınlaşması etkili oldu.

Güneş, biyokütle, hidroelektrik ve rüzgar gibi temiz enerji sektörleri baz alınarak hazırlanan rapora göre, dünya genelinde yenilenebilir enerjide yüzde 5,3 artışla geçen yıl 10 milyon 300 bin istihdam sağlandı.

Bu kapsamda, güneşten elektrik üretimi alanında istihdam geçen yıl bir önceki yıla kıyasla yüzde 8,7 arttı. Bu sektörde çalışan sayısı 3 milyon 400 bin oldu.

Yenilenebilir enerjide ikinci sırayı 1 milyon 931 bin istihdamla sıvı biyoyakıt sektörü, üçüncü sırayı da 1 milyon 514 bin istihdamla büyük ölçekli hidroelektrik santralleri izledi.

Rüzgar enerjisi sektörü ise dünya genelinde 1 milyon 148 bin kişiyi istihdam etti.

En fazla istihdam Çin’de

Yenilenebilir enerji alanında en fazla istihdam Çin’de gerçekleşti. Ülkede geçen yıl temiz enerji sektöründe çalışan sayısı 3 milyon 880 bine ulaştı.

Çin’i 1 milyon 286 bin istihdamla AB ülkeleri, 893 bin istihdamla Brezilya ve 786 bin istihdamla ABD izledi.

Türkiye’de 84 bin 400 kişiye iş kapısı

Öte yandan, raporda Türkiye’deki yenilenebilir enerji sektöründe çalışan sayısına ilişkin rakamlara da yer verildi. Buna göre, Türkiye’de temiz enerji sektörü, geçen yıl sonu itibarıyla 84 bin 400 kişiye iş kapısı oldu.

Türkiye’deki ana temiz enerji sektörlerinden güneş enerjisinde 33 bin 400 kişi, ısıtma ve soğutma alanında 16 bin 600 ve rüzgar enerjisi alanında da 14 bin 200 kişi çalışıyor.

Kaynak:AA ANADOLU AJANSI

 

Devamını Oku

Genel

ENERJİ VERİMLİLİĞİ KOORDİNASYON KURULU 2018 YILI İLK TOPLANTISI YAPILDI

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Enerji Verimliliği Koordinasyon Kurulu (EVKK) toplantısı 07 Mayıs 2018 tarihinde Cezeri Yeşil Teknoloji Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi gerçekleştirildi.

EVKK toplantısına; İçişleri Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, TSE, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği temsilcileri katılım sağladı.

Toplantıda; Bakanlığımız personellerinden Bilal DÜZGÜN tarafından ‘2018 yılında Enerji Performans Sözleşmeleri ve Planlanan Çalışmalar’, Bahadır Sercan GÜMÜŞ tarafından ‘Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı Gelişmeleri’ ve Mustafa TAŞAR tarafından ‘Enerji Verimliliği Destekler’ sunumları yapılarak komisyon üyelerine bilgi verildi.

Ayrıca, ‘Desteklenecek Verimlilik Artırıcı Projelerin Belirlenmesi’ konusunda karar alındı.

Toplantı sonrası EVKK üyeleri yaklaşık sıfır enerjili bina örneği Cezeri Yeşil Teknoloji Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin yenilenebilir ve enerji verimliliği tesislerini gezip bilgi aldılar.

 

Kaynak:YEGM http://www.yegm.gov.tr/anasayfa.aspx

Devamını Oku

Genel

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle

Yayın Tarihi:

on

8 Mart günü tüm dünyada “kadınlar günü” olarak kutlanmaya devam ediliyor. Kuşkusuz tarihsel açıdan bakıldığında bu gün bir “kutlama”nın öznesi olmamalı; ancak bir anma günü olarak kabul edilebilir. Zira “8 Mart” tarihi rasgele seçilmemiş, 8 Mart 1857’de ABD’nin New York eyaletinde daha insani çalışma koşulları için greve giden işçilerin yaşadıkları trajediye atıfla belirlenmiştir. O gün işçilerin kilitlendiği fabrika ateşe verilmiş ve -polis barikatının da yardımıyla- 120 kadın işçi hayatını kaybetmiştir.

Günümüzde bu içerik ziyadesiyle silikleşmiştir şüphesiz.

Tüm bunlar bir yana, belki de bu günün en azından kadın-erkek eşitsizliğinin konuşulacağı ve bir farkındalığın yaratılabileceği bir gün olması şansı elbette mevcuttur. Belki bunu konuşmalıyız. Türkiye’de durumun iç açıcı olmadığı herkesin malumu. Peki rakamlar ne diyor? TÜİK Kasım 2017 Temel İşgücü Göstergeleri veri tabanına göre ülkede 15 yaş ve üzeri toplam nüfus 60 milyon 223 bin. Bu nüfusun 30 milyon 399 bini kadınlar ve 29 milyon 824 bini de erkeklerden oluşuyor. İşgücü olarak nitelendirilen nüfus ise 31 milyon 790 bin; bu sayının 10 milyon 287 binini kadınlar ve 21 milyon 503 binini erkekler oluşturuyor. İstihdam edilen nüfus içerisinde ise toplam 8 milyon 904 bin kadın ve 19 milyon 612 bin erkek var. Bu sayıları oransal olarak değerlendirdiğimizde büyük bir eşitsizlik gözümüze çarpıyor; çünkü 15 yaşın üzerindeki toplam nüfus içerisinde istihdam oranı erkeklerde %65,8 olmasına rağmen kadınlarda %29,3 seviyesinde kalıyor. (Kaynak: dogrulukpayi.com)

Ortada bir eşitsizlik olduğu kesin. Kadınların maruz kaldığı şiddet, taciz, istismar vs. pek çok olumsuzluğu da düşündüğümüzde ülkemizde işlerin pek de yolunda gitmediği herkesin paylaşacağı bir yargı olacaktır. Peki, ne yapmalı? Herkes kendi kapısının önünü mü süpürmeli? Sahibi olduğunuz ya da çalıştığınız şirkette kaç kadın çalışan var ve bunların genel toplama oranı ne? Kadın olmak, örneğin terfi etmek noktasında bir dezavantaj mı? Kafalarda, itiraf etmek zor da olsa, kalıplar mı var? Belki de bugün bu konuya kafa yorar, birkaç kitap karıştırır, ilham verici bir film izleriz. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününüz “düşünmeye” vesile olsun.

Devamını Oku

Trendler