Connect with us

Genel

2 Mayıs rüzgar sendromunun ardından

Yayın Tarihi:

on

 

2 Mayıs Rüzgar Sendromunun Ardından

Tüm dünyada artan nüfusa ve ilerleyen teknolojiye bağlı olarak kişilerin elektrik enerjisine olan ihtiyaçları da artış göstermektedir. Elektrik enerjisi üretiminde kullanılan mevcut fosil kaynakların sonlu olması, gün geçtikçe azalmaları ve bir gün tükenecek olmaları nedeniyle, bir yandan elektrik enerjisi tasarruf çalışmaları sürdürülürken diğer taraftan da yenilenebilir kaynaklar kullanılarak elektrik enerjisi üretilmesi üzerinde çalışmalar büyük bir hızla devam etmektedir. Yenilenebilir kaynakların elektrik enerjisi üretiminde kullanılması için yapılan çalışmaların dışa olan bağımlılığı azaltmasından dolayı, ülkelerin geleceği için önemi açıktır. Bu kapsamda yürütülen çalışmalardan bir tanesi de son yıllarda Dünyada ve özellikle Avrupa’da büyük bir gelişim gösteren rüzgâr potansiyellerinin kullanılmasıyla elektrik enerjisi üretilmesidir.

 

Yerli, doğal ve tükenmeyen

Rüzgar enerjisi yerli, dışa bağımlı olmayan, doğal ve tüken¬meyen, gelecekte de aynı oranda temin edilebilecek, asit yağmurlarına ve atmosferik ısınmaya yol açmayan, CO2 emisyonu olmayan, doğal bitki örtüsü ve insan sağlığına olumsuz etkisi bulunmayan, fosil yakıt tasarrufu sağlayan, radyoaktif etkisi olmayan, teknolojik gelişimi hızlı, döviz kazandırıcı bir kaynaktır. Ayrıca kısa sürede devreye alınabilmekte ve kısa sürede demonte edilebilmektedir. Bunun yanı sıra istihdam olanağına sahiptir ve fiyat artma riski yoktur. Tüm bu olumlu katkılarının yanında gürültü, görsel ve estetik kirliliği, kısmi kuş ölümleri, 2-3 km’lik alan içinde radyo ve TV alıcılarında parazitlere neden olması, gibi bir takım dezavantajları vardır.

 

Fakat rüzgâr türbini teknolojisinde gelinen bugünkü nokta, tüm bu olumsuz etkileri son derece azaltmış durumdadır ve tolere edilebilir. İlk türbin modelleri yeni ve daha büyük modellerine göre daha gürültülüyken şu andaki modern türbinler oldukça sessizdirler. Kuş sığınakları ve kuşların toplu olarak yaşadıkları yerlere rüzgâr santralı kurulmamasına dikkat edilerek ve önemli kuş göç yolları da rüzgâr santralı kurulmasında göz önünde bulundurularak kuş ölümlerinin en aza indirilmesi söz konusudur. Görüldüğü gibi bu kadar çok avantajlara sahip bir enerji kaynağı olan ve oldukça yüksek bir potansiyele sahip olduğumuz rüzgârdan elektrik enerjisi üretiminde faydalanılması şüphesiz kaçınılmazdır.

 

Ege, Marmara ve Doğu Akdeniz Kıyılarındaki Zenginlik

 

Rüzgâr potansiyeli bakımından zengin olan bölgelerimiz Ege, Marmara ve Doğu Akdeniz kıyılarıdır. Elektrik İşleri Etüt idaresi tarafından hazırlanan “Türkiye Rüzgar Atlası”na göre yerleşim alanları dışında 50m yükseklikteki rüzgar hızları, Marmara, Batı Karadeniz, Doğu Akdeniz kıyılarında 6,0 – 7,0 m/sn, iç kesimlerde ise 5,5 – 6,5 m/sn civarında, Batı Ak¬deniz kıyılarında 5,0 –6,0 m/sn iç kesimlerde 4,5 – 5,5 m/sn, Kuzey –Batı Egede ise kıyılarda 7.0-8.5 m/sn, iç kesimlerinde ise 6.5-7.0 m/sn’dir. Diğer taraftan ABD’nin uzay çalışmaları ile saptadığı meteorolojik veriler, Türkiye’nin rüzgâr enerjisi bakımından zengin olduğunu göstermektedir. Türki¬ye’nin bulunduğu coğrafi yöreye bağlı olarak komşu ülkelerde ve bölge ülkelerinde yapılmış ölçüm verileri de bu bulguyu desteklemektedir.

Türkiye’de rüzgar enerjisi potansiyeli

 

Türkiye’nin bugünkü teknik koşullarda rüzgar enerjisi teknik potansiyeli 88000 MW, ekonomik potansiyeli¬nin ise 10000 MW civarında olduğu tahmin ediliyor. Wijk, A.J.M. Van ve Coelingh J.P.’ nin 1983 yılında yap¬mış oldukları “OECD ülkelerinde Rüzgar Potansiyeli” çalışma-sında,Türkiye’nin teknik potansiyeli 83 GW, üretim potan¬siyeli ise 166 TWh/yıl’ dır. Buna karşılık Türkiye’nin toplam kurulu rüzgar gücü 2958,45 MW’tır. 2013 yılında rüzgardan üretilen elektrik enerjisi 7179 GWh’tir ve bu değer üretilen toplam elekt¬rik enerjisinin %3,1’ine karşılık gelmektedir.

 

Ülkemizde 2015 yılında 423 MW rüzgar santrali işletmeye alınarak Ağustos sonu itibariyle; işletmede olan 4052,4 MW kurulu güce sahip 103 adet rüzgar santrali, inşaat halinde olan 1936,75 MW kurulu güce sahip 61 adet rüzgar santrali, EPDK tarafından lisans verilmiş toplamda 3371 MW 84 adet rüzgar enerji santral projesi bulunmaktadır. İnşaat halinde olan rüzgar santralı proje-lerinin %40,96’sı 793,25 MW ile Marmara böl¬gesinde %,35,46’i toplam 686,8 MW ile Ege bölgesinde, %11,72’si 226,9 MW ile İç Anadolu bölgesinde, %9.55’i ise 185 MW ile Akdeniz bölgesindedir. Bu santrallerin devreye girmesi ile yılda 22,514 GWh’lik elektrik üretiminin, bir deyişle yaklaşık Türkiye’nin bugünkü toplam elektrik enerjisinin %9,7’sinin sağlanabileceği tahmin edilmektedir.

 

Dünyadaki enerji rezervlerinin durumu

Dünyadaki enerji rezervlerinin durumu dikkate alındığında, rüzgar enerjisinden yararlanma¬nın, hem çevresel hem de kaynak varlığı açısından önemli olduğu anlaşılmaktadır. Dünya enerji rezervi tükenme yılı yaklaşık olarak kömür için 200 yıl, gaz için 65 yıl, petrol için 40 yıl ve rüzgar için ise sonsuzdur. Potansiyel fosil kaynaklı enerji rezervlerinin gele¬cekte tükenecek olması, şu anda büyük bir bölümünü ithal eden bir ülke olarak Türkiye’yi, artacak olan fiyatlardan ve teminindeki problemlerden dolayı zora sokacaktır. Bu nedenle elektrik enerjisi üretimini yenilenebilir kaynaklara doğru yönlendirmemiz, mevcut hidrolik kaynaklarımız ile birlikte rüzgar enerjisinden faydalanma¬mız gerekmektedir.

 

2020 yılında şu anki elektrik enerjisi tüketiminin iki katına çıkması durumunda bile dünya¬nın tüketeceği elektrik enerjisinin %12’sinin rüzgârdan karşılana¬bileceği şeklinde ileriye dönük çalışmalar mevcuttur. 2020 yılında küresel elektrik talebinin %12’sinin rüzgârdan sağlanacağı varsayımıyla 10771 milyon ton CO2 azalması elde edilebilecek¬tir. Bu da çevreye yayılan CO2 gazının önemli oranda azalacağı anlamına gelmektedir.

 

Rüzgâr enerjisi lisansı nasıl alınıyor?

Rüzgâr enerjisi lisansı alan bir şirketin projeye devam edebilmesi için öncelik olarak TEİAŞ ile bağlantı anlaşması yapması gerekiyor. TEİAŞ anlaşmasını tamamladıktan sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın imar planını onaylaması gerekiyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın imar planını onaylaması için de 30’un üzerinde kamu kurumundan olumlu görüş alınması gerekiyor. Eğer arazi Orman Bakanlığı veya Hazine’ye aitse yatırımcıyı uzun ve meşakatli bir süreç bekliyor.

 

Diğer görüşler için; örnek verecek olursak Karayolları Genel Müdürlüğü, Devlet Su işleri gibi kurumlardan alınan görüşler; yatırımcı için imar planı onay süreci oldukça uzun ve sıkıntılı olarak ilerliyor.

 

Birçok yatırımcı haklı olarak imar planı onay sürecinde bir sürpriz yaşamaktan korktuğu için, rüzgâr türbini siparişlerini vermek istemiyor. Ayrıca imar planı olmayan bir rüzgâr projesi için de kredi bulma ve türbin siparişi cabası.. Kuş göç yolu, hava koridoru, radar (Askeri veya meterolojik), doğa koruma alanı, milli park gibi farklı nedenlerle imar planları ret edilebiliyor.

 

Öz sermayesi güçlü olan şirketlerde, imar planında problem çıkabilir korkusuyla, imar onay süreci devam ederken kule ve türbin siparişini veremiyor. Siparişi verilen türbin teslimatı için de 8-12 aylık bir süre beklemesi gerekiyor. Türbin ve kule geldikten sonra da saha montajı, devreye alma, enerji nakil hattı çekilip en yakın trafoya bağlantı yapılması için; arazi koşullarına ve trafo uzaklığına bağlı olmak üzere; de 6-12 aylık bir süre gerekiyor.

 

Lisans iptallerinin nedenleri

EPDK’nın rüzgâr enerjisi yatırımlarında, gerçek yatırımcıyla “çantacı” olarak tanımlanan elinde bulunan rüzgâr lisanslarının pazarlamasını yapmaya çalışan kişi ve şirketleri bu şartları göz önünde bulundurarak çok dikkatli olarak ayırabildiğine inanıyorum. Elbette ülkemizde rüzgâr enerjisi kurulu gücünün hızla artırılması ve lisansı alınmış projelerin aktif hale dönüştürülmesi için de lisans iptalleriyle ilgili alınacak kararlar önemlidir. EPDK’nın rüzgar lisanslarını iptal etme kararının ardında siyasi nedenler aramak yerine, iptal edilen projelere göz atarsanız; projesi olmayan, yatırıma başlamamış, kule ve türbin siparişlerini vermemiş şirketleri içerdiğini görebilirsiniz.

 

Boşa esen rüzgarımız elektriğe dönüşsün düşüncesiyle hareket eden zihniyete uyararak, Türkiye’nin hali hazırda kurulu gücünün günden güne arttığını belirtmek ister, bu sözlerle sektörü baltalamak yerine; mevcut yasalar olsun, tarifeler olsun 2020 yılında yenilenebilir enerji santrallerinin kapasitesin 20 bin MW’a nasıl çıkarabiliriz sorusunu sorarak katkıda bulunabileceklerini belirtmek isterim.

 

 

Engin Deniz

Rüzgar Proje Koordinatörü

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin ve web portallarının editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Devamını Oku
Advertisement
Yorum Yap

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Çelik ithalindeki kısıtlamalar AB’nin 2030 yenilenebilir enerji hedeflerini tehlikeye soktu

Yayın Tarihi:

on

rüzgar türbini-avrupa birliği-çelik ithalatı-yenilenebilir enerji

AB ülkeleri, Avrupa Komisyonu’nun AB’ye çelik ithali konusundaki korumacı düzenleme önerilerini tartışacaklar. AB, ardından, üçüncü ülkelerden AB’ye çelik ithalini Temmuz 2021 tarihine kadar kısıtlayan düzenlemeleri oylayacaklar.

Çelik ithalatı kısıtlamaları, Trump yönetimi tarafından Mart 2018 tarihinde kabul edilen düzenlemelere yanıt olarak geldi. Avrupa Komisyonu, ilk koruma düzenlemelerini Temmuz 2018’de Avrupa çelik endüstrisini ABD’nin ticari saptırma hareketlerinden koruma amacıyla yürürlüğe koydu.  Ön düzenlemeler küresel tarife kotası şeklinde uygulamaya alındı. Bu, AB’nin önceden belirlenen ithalat hacimlerini geçtiğinde % 25’lik yükümlülüklerin devreye gireceği anlamına geliyordu.

Ele alınan düzenlemeler ithalat hacimlerinin her çelik kategorisi için 2021’e kadar her yıl yalnız % 5 oranında artırılabileceği anlamına geliyor. İthalat hacimleri, küresel ve ülkelere özel tarife oranı kotası zemininde karma bir sisteme dayanacak.

Kaynak: Windeurope

 

Devamını Oku

Genel

Nordex yerel üretim kapasitesi için Fábrica Argentina de Aviones ile işbirliğine gidiyor

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Nordex -Rüzgar türbinleri- Fábrica Argentina de Aviones

2019’da Cordoba’da yeni bir dizi rüzgar türbini kurulumu yapılacak

Nordex Grubu, Arjantin’de rekabet gücünü artırmak ve bölgede büyümesini uzun vadede desteklemeyi planlıyor. Firma, şimdi Fábrica Argentina de Aviones “Brig. San Martin” S.A (FAdeA) ile, türbinler için yerel bir kurulum hattı anlaşmasına vardı.

AW3000 türbinlerin motor ve göbeklerinin üretimi için  Córdoba’da üretim tesisi kurulacak ve gelecek yıl üretime başlayacak.

Elektrik tedarikçisi AES Argentina Generación tarafından son olarak  ilan edilen 48 AW132/3300 siparişleri de burada üretilecek.Montaj atölyesi, 3 MW sınıfından yıllık 150 türbin üretme kapasitesine sahip olacak şekilde tasarlandı. Nordex Grubu, aynı zamanda, Arjantin’de beton kuleler için iki yerel üretim merkezi de planlıyor. Nordex tarafından yerelde üretilecek ve kurulacak kuleler, yerel entegrasyon payını % 36’ya çıkaracak. Motor ve gövde fabrikası, iki beton kule santralinden her birinde 100 uzmana ilave olarak 200 kişiyi istihdam edecek.

Nordex SE CEO’su José Luis Blanco; “Şu ana dek Arjantin’de çok başarılı olduk ve son iki yılda da 600 MW üzeri sipariş aldık. Piyasanın muazzam potansiyeline ikna olduk. Yetkililer, büyüyen bu piyasanın ön koşullarını oluşturmak için RenovAR and MATER programlarını başlatmakla çok iyi bir iş yaptılar. Bugün inşa halinde GW kapasiteli birkaç santral mevcut. Buradaki yerel üretim santralimiz ilk adım: gelecek yıllarda, ulusal gereksinimleri karşılamak için tedarik zincirini daha da yerelleştirmeyi planlıyoruz. Bu, Arjantin sanayisinde daha çok iş anlamında da geliyor” dedi.

Arjantin Savunma Bakanı Oscar Aguadı; Stratejik ve sürdürülebilir bir FAdeA geliştirmek istiyoruz. Bunu gerçekleştirmek amacıyla havacılık sanayisinde, rüzgar enerjisi gibi  benzer teknolojik karakterde ve gelişmeye açık sanayilerdeki kadar yeni iş alanları oluşturmamız gerekiyordu. Askeri sanayi ve havacılık sanayisindeki önde gelen firmalarla yeni imzalanan anlaşmalar bizi, FAdeA’nın gelirlerinin % 50’sinin kamudan % 50’sinin de üçüncü şahıslardan olacağı 2023 hedefimize yaklaştırıyor. Sanayi ve metalürji sektörü, büyüyen bu ticari gelişmeye katkı yapabilecekleri değerleri iyi belirlemeliler dedi.

Fábrica Argentina de Aviones “Brig. San Martin” S.A – profili

FAdeA, Arjantin Savunma Bakanlığı tarafından havacılık sanayisinde listelenen 90 yıllık bir firmadır. Şimdi, yeni stratejik vizyonuyla, firma askeri ve ticari sektörlerle bağlantılı yeni uluslararası iş alanları geliştirmiştir. Şimdi, bunlara, rüzgar enerjisini de ekliyoruz.

 

Devamını Oku

Genel

NSK tasarım stratejileri offshore rüzgâr türbinlerinin performansını artırıyor

Yayın Tarihi:

on

Rüzgâr enerjisi sistemlerinde kullanılan rulmanlardan iki kilit faktör talep edilmektedir: Sert koşullar altında yüksek performans ve yüksek hizmet ömrü. Bu gözlem, özellikle rüzgâr türbinlerinin kapasitelerinin artmakta olduğu offshore segmentindeki durumdur. Sonuç olarak NSK, geçtiğimiz günlerde 9.5 MW türbinler için rulmanlar üretmeye ve şimdiden 12 MW sınıfındaki offshore türbinler için rulmanlar geliştirmeye başladı.

Ancak, rüzgâr türbini rulmanlarına yüksek talep oluşturan sadece performans yetenekleri değildir. Denizde, yüksek rüzgâr hızları nedeniyle daha güçlü statik ve dinamik yükler rotorlar ve dolayısıyla tüm tahrikli tren üzerinde etkilidir. Onshore türbinlerde, ana rulmanlar 1 MN’ye kadar olan yükleri taşımaktadır; offshore türbinlerde ise bu daha da fazladır.

Hizmet ömrü beklentileri yükseliyor

Rüzgâr türbinleri için rulmanların çalışma ömründe talepler artmaktadır. Kıyı türbinleri için, üreticiler geleneksel olarak rulmanların, 20 yıl ile eşdeğer olan 175.000 saatlik bir hizmet ömrü için tasarlanması gerektiğini belirtmişlerdir. Ancak, yüksek yatırım maliyetleri ve açık deniz rüzgâr enerjisi sistemlerine erişim zorluğu nedeniyle, son derece yüksek dinamik yükler dikkate alındığında, çok büyük zorluk olan 25 yıllık bir hizmet ömrü tanımlanmıştır.

Ana rulmanlar

Bu yüklerin rulman seçiminde etkisi olduğu çok açıktır. Doğrudan tahrikli rüzgâr türbinlerinde, çift sıralı konik makaralı rulmanlar, ana rulman olarak giderek daha fazla tercih edilmektedir. Geçmişte yaygın olarak kullanılan silindirik makaralı rulmanlar ile karşılaştırıldığında, konik makaralı rulmanlar daha yüksek sistem rijitliği elde etmeyi mümkün kılan ayarlanabilir ön yük avantajı sunar. Bu tip rulmanlar, en son teknoloji tasarım ve üretim kavramlarına meydan okuyan 2,7 metreye kadar iç çaplara sahiptir.

Dişli sistemler söz konusu olduğunda, ek tahrik bileşenlerinin ağırlığı, jeneratörün daha küçük bir tasarıma sahip olması gerçeği ile dengelenir. Her güç kapasitesi sınıfında ana rotor rulmanı için farklı tasarım kavramları bulunmaktadır. 5 MW’a kadar sistemler genellikle oynak makaralı rulmanlar kullanır. 6 MW ve üstü için ise iki konik makaralı rulman veya çift sıralı konik makaralı rulmanlar ile birlikte silindirik makaralı rulman ile yapılan düzenekler tercih edilir.

Entegre rulmanlar

Dişli tahrikli trenlerde, iki veya üç kademeli planet dişli kutuları günümüzde yaygındır. Çoğu zaman bu planet dişliler helisel dişli kademesi ile birleştirilir. Birkaç yıldır entegre planet dişliler olarak bilinen düzenekleri kullanma trendi yükseliyor. Bu uygulama için NSK (dişli üreticisi ile yakın işbirliği içinde) çok sıralı konik ve dış bileziksiz silindirik makaralı rulmanlar geliştirmiştir. Böylece, planet dişlilerin deliği, rulmanın dış bilezik yuvarlanma yolu olarak kullanılır.

Bazı uygulamalarda dört sıralı entegre silindirik makaralı rulmanlar kullanılmaktadır. Aşama başına dört planet ile birlikte, bir rulman takımı toplam 16 sıra içerir. Tüm rulmanlarda eşit bir yük elde etmek için, tüm set için delik ve çevresel çaplar çok sıkı toleranslara sahiptir.

Diğer bir trend ise, türbin için tüm rulmanları tek bir tedarikçiden alınmasıdır. Bu pazar trendi, NSK’nın 20 yıl boyunca dişli kutuları ve jeneratörler için çeşitli rulmanlar geliştirmesine ve üretmesine rağmen, NSK’nın Rüzgâr İş Birimi ürün portföyünü genişletmeye karar vermesinin özel nedenlerinden biri olmuştur.

BAÇ (beyaz aşındırma çatlakları) Araştırması

Offshore rüzgâr türbinleri için gerekli olan rulmanların büyüklüğü ve zor erişilebilirlik nedeniyle rüzgâr endüstrisi, rulman hasarına karşı çok hassastır. Teknik uzmanlık, neredeyse tüm tipik rulman hasarlarının üstesinden gelmeyi mümkün kılar. Örneğin, yüksek seviyede çelik saflığı ile birlikte gelişmiş tasarım yöntemleri, klasik rulman aşınma arızalarının rüzgâr türbini rulmanlarında pratik olarak ortadan kaldırılmasını sağlar.

Bununla birlikte, rulman endüstrisinin hâlâ araştırdığı bir alan BAÇ (beyaz aşındırma çatlakları) alanıdır. Bu çatlaklar, rulmanın kullanım ömründe nispeten erken görünen hasar işaretleridir. Tipik hasar semptomları, çatlakların oluşmasına ve sonuç olarak, rulmanların bozulmasına yol açan, yuvarlanma yolunun altındaki beyaz yapılardır (ismini bu nedenle almıştır).

BAÇ´nin kesin nedeni uzun zamandır bilinmemekle birlikte, bir dizi deney, bu hasarın büyük ihtimalle hidrojen penetrasyonundan kaynaklandığını göstermiştir. Ancak buna rağmen, deneyde hidrojenin kökeni hâlâ tam olarak açıklanmamıştır.

Daha ileri araştırmalar, hidrojen üretiminin operasyon sırasında meydana geldiğini ima etmektedir. İlk varsayım, hidrojenin, yağlayıcıların hidrokarbon zincirlerinden ve bunların katkı maddelerinden gelmesiydi. Bu teori, tipik hasar belirtilerinin belirli tipte yağ ve gres yağı ile bir laboratuvarda elde edilmesi ile tasdik edilmiştir.

Sonuç olarak NSK, hidrojen penetrasyonuna ve hidrojen gevrekleşmesinin neden olduğu çatlakların oluşumuna daha yüksek direnç gösteren yeni bir malzeme geliştirdi. Laboratuvar testleri başarıyla tamamlanırken, bu malzemeden yapılan rulmanlar şu anda saha denemeleri aşamasındadır.

Durum izleme uygulaması

Arıza – güvenlik özellikleri ve uzun hizmet ömrü gereksinimleri nedeniyle rüzgâr enerjisi sistemlerinde bulunan rulmanlar, rulmanın durumunu sürekli olarak izlemek için harici olarak monte edilmiş veya entegre edilmiş sensörler kullanan durum izleme sistemleri (CMS) için ideal adaylardır. Rulmanlarda oluşan hasarı gösteren anomaliler zamanında tespit edilip raporlanabilir.

Günümüzde kullanılan CMS´ler, sistemin bakım döngüsünün buna göre planlanmasına izin vermek için anormallikleri yeterince erken tespit etmek üzere açık deniz rüzgâr çiftlikleri tarafından konuşlandırılmaktadır. NSK, bu tür bir sistem için önemli bir pazar potansiyeli beklemektedir.

Devamını Oku

Genel

Northel Poyra P36-300 Kurulum

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

ExxonMobil has remained a leader in energy technology throughout its 135-year history. With a commitment to fundamental science and innovation unmatched in our industry, we invest about $1 billion a year in R&D.

Anasayfa


http://www.northel.com.tr/

Devamını Oku

Genel

Yerli Rüzgar Türbini/Northel

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

ExxonMobil has remained a leader in energy technology throughout its 135-year history. With a commitment to fundamental science and innovation unmatched in our industry, we invest about $1 billion a year in R&D.

Anasayfa


http://www.northel.com.tr/

Devamını Oku

Genel

Mobil Pegasus™ oil – Small things can make a big difference to your gas engine

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

ExxonMobil has remained a leader in energy technology throughout its 135-year history. With a commitment to fundamental science and innovation unmatched in our industry, we invest about $1 billion a year in R&D.

http://www.mobiloil.com.tr/Turkey-Turkish-LCW/default.aspx
http://www.ruzgarenerjisi.com.tr/

Devamını Oku

Trendler